İSİMLERİN ANLAMI – S HARFİ

SIDDIK: (Ar.) Er. 1. Çok doğru olan, hiç yalan söylemeyen. Hakikati kabul eden ve onaylayan kişi. 2. Kur’an’da peygamberleri vasfetmek, iman edenlerin sıfatı ve şehitlikten önde gelen makam kastedilerek zikredilmiştir. Ebu Bekir Sıddık: Hz. Ebu Bekir’in lakabı.

SIDIKA: (Ar.) Ka. – Çok doğru, yalan söylemeyen. Hz. Aişe ve Hz. Meryem’in lakabı.

SIDK: (Ar.) Er. 1. Doğruluk, gerçeklik. 2. Temiz kalplilik, halisiyet. 3. Sadakat.

SIDKI: (Ar.) Er. – İç, yürek temizli-ğiyle, doğrulukla ilgili. – Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

SIDKİYE: (Ar.) Ka. – İç yürek temizliğiyle doğrulukla ilgili, (bkz. Sıdıka).

SILA: (Ar.). – Doğup büyüdüğü yere gidip ayrı kaldığı yakınlarına kavuşma. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SINGIN: (Tür.) Er. 1. Kırık, dökük. 2. Dağınık. 3. Sıkıntılı, kederli. 4. Çekingen, gözü korkmuş.

SIRALP: (Tür.) Er. – Sır saklayan yiğit-

SIRAT: (Ar.) Er. – Yol, tarik.

SIRATULLAH: (Ar.) Er. – Dosdoğru yol. Allah’ın yolu.

SIRMA: (Tür.) Ka. 1. Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel. 2. Rütbe gösteren sarı şerit. Sırmadan yapılmış.

SIRRI: (Ar.) Er. 1. Sırla ilgili, sırra ait. 2. Mistik.

SIRRİYE: (Ar.) Ka. – (bkz. Sırrı).

SIYANET: (Ar.) Ka. – Koruma, korunma.

SİYAMI: (Ar.) Er. – Oruç tutan, oruçlu, kötülükten kaçınan.

SİBEL: (Tür.) Ka. 1. Buğday başağı. 2. Henüz yere düşmemiş yağmur damlası. 3. Eski Türklerdeki bir tanrıça.

SİDRE: (Ar.) Ka. – Arabistan kirazı.

SİKA: (Ar.) Er. – Güven, emniyet. İnanılır, güvenilir kimse.

SİKAYE: (Ar.) Ka. – Su içecek kab. İçilecek suyun toplanması için yapılan yer.

ŞİKAYET: (Ar.) Ka. 1. Birine içecek su verme vazifesi. 2. Ka’be sakalığı, Mekke’de hacılara zemzem dağıtma işi.

SİMA: (Fars.) Ka. 1. Yüz, çehre, beniz. 2. Kimse, insan, tip.

SİMAVİ: (Fars.) Er. – Yüz, çehre, benizle ilgili.

SİMAY: (Tür.) Ka. – Gümüşten ay, gümüş gibi parlak ay.

SİMBER: (Fars.) Ka. – Göğsü gümüş gibi olan.

SİMGE: (Tür.) Ka. – İşaret, sembol.

SİMİN: (Fars.) Ka. – Gümüşten, gümüş gibi, gümüşe benzeyen parlak ışıltı.

SİMRUY: (Fars.) Ka. – Gümüş yüzlü, gümüş gibi parlak, ışıltılı yüzü olan.

SİMTEN: (Fars.) Ka. – Teni gümüş gibi güzel, parlak olan.

SİMURG: (Fars.) Er. – Anka kuşu, masal kuşu.

SİNA: (Ar.) Er. 1. Arap yarımadasının Mısır ile birleştiği yerde bir üçgen oluşturan yanmada. 2. Bu yarımadada bulunan dağ. 3. Hz. Musa’ya Allah’tan levhaların (sözlerin) geldiği dağ.

SİNAN: (Ar.) Er. – Mızrak, süngü vb. silahların sivri ucu.

SİNCAN: (Tür.) Ka. – Gülgillerden, Doğu Anadolu bölgesinde yetişen, kırmızı ya da kan kırmızısı renkte çiçekleri olan çok yıllık ıtırlı bir bitki.

SİNE: (Fars.) Ka. 1. Göğüs. 2. Gönül, yürek. İç derinlik.

SİNEM: (f.t.i.) Ka. – Gönlüm, yüreğim, çok sevdiğim.

SİPAHİ: (Fars.) Er. – Osmanlı İmpa-ratorluğu’nda tımar sahibi bir sınıf atlı asker.

SİPAR: (Fars.) Ka. 1. Feda eden, veren. 2. Suya kanmış. 3. Taze, körpe.

SİPÂS: (Fars.). – Şükretme, dua etme. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SİRAC: (Fars.) Er. 1. Işık meşale, kandil, çerağ. 2. Nur saçan anlamında Rasulullah için kullanılmıştır.

SİRACEDDİN:       (Ar.) Er. – Dinin       kandili, dinin verdiği aydınlık, ışık, ışıklandıran, aydınlatan. – Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

ŞİRAN: (Ar.) Er. – Kaleler, hisarlar.

SİREN: (Tür.) Ka. – Mitolojide geçen, denizde kayalar üzerinde gemicilere şarkılar söyleyen, belden aşağısı balık biçiminde kadın, deniz kızı.

SİRET: (Ar.) Er. Bir kimsenin manevi durumu, hal ve hareketleri, tabiatı ahlak ve karakteri. Hal ve gidiş. Hal tercümesi. – Hz. Muhammed’in hal tercümesi.

SİRFİRAZ: (Fars.) Ka. – Başını yukarı kaldıran yükselten, benzerlerinden üstün olan. Aslı Serfıraz’dır.

SİTÂRE: (Fars.) Ka. – Yıldız.

SİTAREGÂN: (Fars.) Ka. – Yıldızlar.

SİVA: (Ar.) Ka. – Başka, gayrı özge.

SİYADET: (Ar.) Ka. 1. Efendilik, beylik, seyyidlik, sahiplik. 2. Hz. Hasan vasıtasıyla Hz. Peygamber soyundan olma. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SİYASET: (Ar.) 1. Seyislik, at idare etme, at işleriyle uğraşma. 2. Memleket idaresi. 3. Ceza, idam cezası. 4. Politika. Diplomatlık. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SOHBET: (Ar.) Ka. – Görüşüp, konuşma, arkadaşlık.

SOLAY: (Tür.) – Ay ışığının azalması, solması. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SOLMAZ: (Tür.) Ka.- Her zaman taze, körpe ve genç.

SOMAY: (Tür.) – Ay gibi kusursuz, eksiksiz güzel. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SOMEL: (Tür.) Er. – Doğru, katışıksız, güçlü el.

SOMER: (Tür.) Er. – Doğru, katışıksız güçlü kimse.

SONALP: (Tür.) Er. – Sonuncu, son doğan yiğit, erkek çocuk.

SONAT: (Tür.) Er. – Bir ya da iki çalgı için yazılmış, üç ya da dört bölümden oluşan müzik yapıtı.

SONAY: (Tür.) – Ay’ın son günleri. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SONER: (Tür.) Er. – (bkz. Sonalp).

SONGUR: (Tür.) Er. 1. Şahin. 2. Ağır, hantal.

SONGURHAN: (Tür.) Er. – (bkz.Songur).

SONGÜL: (Tür.) Ka. – Sonbahar’ın sonlan, kış başlangıcında uçan gül.

SONGÜN: (Tür.) Er. – Sonuncu, son olan. Eğilim, yetenek.

SONNUR: (Tür.) – (bkz. Sonay).

SONTAÇ: (Tür.) Ka. – Eşsiz taç.

SONVER: (Tür.) Ka. – Son olması istenen çocuklara verilen isimlerden.

SORGUN: (Tür.) Er. 1. Bir tür söğüt ağacı. 2. Sıtkı, sert. 3. Çok uzun ve güzel saç.

SOYHAN: (Tür.) Ka. – Han soyundan gelen.

SOYKAN: (Tür.) Ka. – Asil, soylu.

SOYSAL: (Tür.) Er. – Uygar, medeni.

SOYSALDI: (Tür.) Er. – Soyu genişledi, tanındı.

SOYSALTÜRK: (Tür.) Er. – Uygar Türk.

SOYSAN: (Tür.) Er. – Tanınmış soy.

SOYSELÇUK: (Tür.) Er. – Selçuklu soyundan.

SOYTEKİN: (Tür.) Er. – Cesur, yiğit. – (bkz. Tekin).

SOYUER: (Tür.) Er. – Yiğit soydan gelen.

SOYURGAL: (Tür.) Er. – İhsan, bağış, hediye, armağan.

SÖKMEN: (Tür.) Er. – Yiğitlere verilen san. Selçuklulara bağlı Hasankeyf Artuklu Beyliğinin kurucusunun adı.

SÖKMENER: (Tür.) Er. – Yiğit kimse.

SÖKMENSU: (Tür.) Er. – Yiğit asker, yiğit subay.

SÖNMEZ: (Tür.) – Parlaklığım, ışığını hiç yitirmeyen, her zaman canlı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SÖNMEZALP: (Tür.) Er. – (bkz. Sönmez alp).

SÖNMEZAY: (Tür.) Ka. – Işığı hiç sönmeyen ay.

SÖZEN: (Tür.) Er. – Söylev veren, güzel konuşan hatib.

SÖZER: (Tür.) Er. – Sözünde duran.

SÖZMEN: (Tür.) – Güzel, etkili konuşan kimse.

SUAD: (Ar.) Ka. – Mutlulukla, saadetle ilgili, mutlu. Sa’d isminin müennesidir.

SUAVİ: (Ar.) Er. – Herkesin işine koşan, yardım eden.

SUAY: (Tür.) – Suya düşen ay. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SUBAHİ: (Ar.) Er. – (bkz. Subhi).

SUBHİ: (Ar.) Er. – Sabah vakti, şafak ile ilgili. – Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

SUBHİYE: (Ar.) Ka. – (bkz. Subhi).

SUBUTAY: (Tür.) Er. – Cengiz Han’ın ünlü Moğol generalinin adı.

SUCA: (Tür.) Er. – Uzun düzgün boy.

SUDAN: (Tür.) Ka. – Su gibi güzel, parlak.

SUDEKA: (Ar.) Er. – Doğru, hakiki dostlar.

SUDİ: (Ar.) Er. – Yararlı, faydalı, kazançlı.

SUDİYE: (Ar.) Ka. – (bkz. Sudi).

SUDUR: (Ar.) Er. 1. Göğüsler. 2. Sadrazamlar. 3. Kazasker. 4. Sadır olma, meydana gelme.

SUFİ: (Ar.) Er. – Tasavvuf erbabı, mutasavvıf.

SUĞRÂ: (Ar.) Ka. – Daha, pek, en küçük.

SUHAN: (Tür.) Er. – Suyun hakimi, su kaynaklarının yönetimini elinde bulunduran.

SUHANSERÂ: (Fars.) Ka. – Ahenkli söz söyleyen.

SUHEYB: (Ar.) Er. – Arkadaş, dost. Rasulullah’ın azatlısının adı.

SUKA: (Ar.) Er. – Çarşı adamı, esnaf.

SÜKUTİ: (Ar.) Er. – Susmayı seven, az konuşan.

SULBİ: (Ar.) Er. – Birinin sulbünden gelme, kendi evladı, oğlu.

SULBİYE: (Ar.) Ka. – (bkz. Sulbi).

SULEHÂ: (Ar.) Ka. – Salih, iyi, yarar, selahiyet, günah işlemeyen.

SULHİ: (Ar.) Er. – Barışa özgü, barışla ilgili, barışçı.

SULHİYE: (Ar.) Ka. – (bkz. Sulhi).

SULTAN: (Ar.) Ka. – Padişah, hükümdar.

SUNA: (Tür.) Ka. – Erkek ördek. Görünüşündeki zerafet sebebiyle bayan ismi olarak kullanılmıştır.

SUNAR: (Tür.) Ka. – Saygılı bir biçimde verir, takdim eder.

SUNAY: (Tür.) – Ay’ı sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birleşik isim. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SUNER: (Tür.) Er. – Sunucu, sunan.

SUNGU: (Tür.) – Armağan, bağış, ihsan. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SUNGUN: (Tür.) Er. 1. Yetenek. 2. Bağış, ihsan.

SUNGUR: (Tür.) Er. 1. Sakin, soğukkanlı (kimse). 2. Akdoğan.

SUNGURALP: (Tür.) Er. – Soğukkanlı ve doğankuşu gibi güçlü, yiğit.

SUNGURBAY:       (Tür.) Er.       – (bkz. Sunguralp).

SUNGURTEKİN: (Tür.) Er. – (bkz. Sunguralp).

SUNUHİ: (Ar.) Er. – Hatırlayan, gönül alan, kolay anlayan.

SUNULLAH: (Ar.) Er. – Allah’ın yarattığı.

SUUD: (Ar.) Er. 1. Kutsal sayılan yıldızlar. 2. Yukarı çıkma, yükselme. -Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

SUUDİ: (Ar.) Er. – (bkz. Suud).

SUYURGAL: (Tür.) Er. – İhsan, bağış, hükümdarca bağışlanan dirlik.

SUYURGAMIŞ: (Tür.) Er. Lütufta, ihsanda bulunan, bağış yapan kimse. Acıyan, merhamet eden.

SUYURGAN: (Tür.) Er. – (bkz. Suyurgamış).

SUZAN: (Fars.) Ka. – Yakan, yakıcı. Yanan, yanıcı.

SÜZEN: (Fars.) Er. – Topluca yapılan av.

SUZİ: (Fars.) Er. 1. Yanma, tutuşma ile ilgili. 2. (Mecazen): Ateşli kimse.

SUZİDİL: (Fars.) Ka. 1. Türk musikisinin şed makamlarından biri. 2. Gönül ateşi, gönül sıcaklığı.

SUZNÂK: (Fars.) Ka. 1. Yakan, yakıcı. Dokunaklı. 2. Türk müziğinde basit bir makam.

SÛZÜLAY: (Tür.) Ka. – Gökte süzülen ay.

SUALP: (Tür.) Er. – Güçlü, yiğit asker.

SÜEDA: (Ar.) Ka. – Kutlu, uğurlu insanlar.

SÜEL: (Tür.) Er. – Asker eli.

SÜER: (Tür.) Er. – Yiğit asker.

SÜERDEM: (Tür.) Er. – Erdemli asker.

SUERGİN: (Tür.) Er. – Olgun asker.

SÜERKAN: (Tür.) Er. – Soylu kandan gelen asker.

SÜERSAN: (Tür.) Er. – Yiğitliğiyle ünlü asker.

SÜFYAN: (Ar.) Er. – Ashab-ı kiramın meşhurlarından bazılarının ismi. Süfyan-ı Sevri: Kelamcı, muhaddis, alim.

SÜHA: (Ar.) Er. – Büyükayı takım yıldızının en küçük yıldızı.

SÜHAN: (Fars.) Er. – Söz, lakırdı. Şiir.

SÜHANDAN: (Fars.) Ka. – Söz sahibi, güzel söz söyleyen.

SÜHEYL: (Ar.) Er. – Sema’nın güney yarımküresinde bulunan sefineyi Nuh burcundaki parlak ve büyük yıldızın adı.

SÜHEYLA: (Ar.) Ka. – Yumuşak, iyi huylu kadın.

SUHULET: (Ar.) Er. 1. Kolaylık. Yumuşaklık. Mülayemet. 2. Uygunluk. Elverişlilik.

SÜHUNET: (Ar.) – Sıcaklık. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SÜKAR: (Tür.) Er. – Asker soyundan gelen, yiğit yürekli asker.

SÜKEYNE: (Ar.) Sessiz, sakin, ağırbaşlı, onurlu. Hz. Hüseyin (r.a.)’in kızının adıdır.

SÜLASİ: (Ar.) Er. – Üçlü, üç şeyden meydana gelen.

SÜLEYMAN: (Ar.) Er. 1. İbranice “huzur, sükun”. 2. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberden biri. Ulu’l-Azm peygamberlerdendir.

SÜLÜNAY: (Tür.) Ka. – Ay gibi güzel, uzun boylu, endamlı.

SÜLÜNBİKE: (Tür.) Ka. – Sülün gibi boylu endamlı kadın.

SÜLVAN: (Ar.) Er. – Yüreğe ferahlık veren ruh, iç açıcı ilaç.

SÜLVANE: (Ar.) Ka. – (bkz. Sülvan).

SÜMBÜL: (Fars.) Ka. l. Zambakgillerden, salkım çiçekli, keskin kokulu, soğanlı otsu bitki. 2. Güzellerin saçı.

SÜMBÜLVEŞ: (Fars.) Ka. – Sümbüle benzeyen, sümbül gibi güzel.

SÜMER: (Tür.) – Eski tarihlerde aşağı Mezopotamya’da yaşamış olan bir kavim. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SÜMEYRE: (Ar.) Ka. 1. Meyve çağlası. 2. Kıvrılmış yaprak.

SÜMEYYE: (Ar.) Ka. – İslam’ın ilk şehidi. Ammar b. Yasir’in annesi ve ilk müslüman olan hanım sahabelerden.

SÜMRE: (Ar.) Er. – Esmerlik, karayağızlık.

SÜMRET: (Ar.) Ka. – (bkz. Sümre).

SÜNDÜS: (Ar.) Ka. – Eskiden altın veya gümüş tellerle nakışlı olarak dokunan bir çeşit ipekli kumaş. Kur’an’da cennet elbisesi anlamında Kehf: 31, Duhan: 53, İnsan suresi 21. ayetlerde mezkurdur.

SÜNNET: (Ar.) Er. 1. İyi ahlak, iyi tabiat. 2. Hz. Muhammed’in sözleri, işleri ve tasvipleri.

SÜNNETULLAH: (Ar.) Er. – Allah’ın koyduğu nizam.

SÜPHAN: (Tür.) Er. – Doğu Anadolu’da Van gölünün kuzey kıyısındaki sönmüş volkan.

SÜREHA: (Ar.) Er. – Saf ırklar.

SÜREYYA: (Ar.) – Ülker yıldızı, pervin. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SÜRRE: (Ar.) Er. 1. Para kesesi. 2. Hediye. 3. Osmanlı devletinde halifelik makamınca Mekke ve Medine fakirleri ile alimlerine gönderilen para.

SÜRSOY: (Tür.) Er. – Soyun sürsün, soyun genişlesin.

SÜRÜR: (Ar.) Er. – Sevinç.

SÜRURİ: (Ar.) Er. Sevinçle, neşeyle ilgili. – VIII. yy.’ın ünlü Osmanlı şairi.

SÜSEN: (Tür.) Ka. – Çiçekleri iri, güzel görünüşlü ve kokulu bir süs bitkisi. Zambak.

SÜVARİ: (Fars.) Er. 1. Atlı. Atlı asker. 2. Gemi kaptanı.

SÜVEYDA: (Ar.) Ka. 1. Kalbin ortasında var kabul edilen siyah nokta. 2. Tohumun ortasında bulunan tanecik. 3. Kalpteki gizli günah. – İsim olarak kullanılması uygun değildir.

Yorum Bırakın