İsimlerin Anlamı

A B C Ç D E F G H  İ  J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Yeni doğan çocuğa veya yeni Müslüman olan kimseye İslâmî geleneklere göre isim verilir.

Varlıkların birer sembolü demek olan adların ilk defa Allah Teâlâ tarafından Hz. Adem’e öğretildiği (bk. el-Bakara 2/33) bilinmektedir. İlk yaratılan şeyleri tesbite çalışan müfessirler, bu arada adı da söz konusu etmektedirler.

Türkler’in İslâmiyet’i kabulünden önce, animist inançta olmalarının ve tabiatta bazı varlıklara tapınmalarının etkisi ile, başlangıçtaki Türk isimleri yırtıcı hayvan, kuş ve dış tesirlere dayanıklı maddelerden seçilmiş, çocuklara Bozkurt, Arslan, Şahin, Doğan, Timur (Demir), Kaya ve Gökhan gibi adlar verilmiştir. Bu adlar çocukluk ve gençlik dönemlerinde olmak üzere iki safhada verilirdi.

Doğumun hemen ardından çocuğa ad verilmez, bir yaşına girdikten sonra, Türk âdetlerine göre büyük bir şölen (toy) yapılır ve bu şölene katılanların en yaşlısı tarafından ad konurdu. Gençlik çağında alınan adlar, gösterilen bir kahramanlıktan sonra, hazırlanan bir toy merasiminde ve ileri gelen şahsiyetler tarafından verilirdi. Bu durum Dede Korkut Kitabı’nda, “Bir oğlan baş kesmese kan dökmese ad komazlardı” diye anlatılmıştır (I, 118, 120). Yine burada belirtildiğine göre Bayındır Han’ın oğlu Boğaç, adını bir boğa öldürdükten sonra almıştır (I, 83).

İslâmiyet’ten önceki Araplar da, hayatın zorlukları ve özellikle düşman karşısında dayanıklı, güçlü ve cesur olması, düşmanın gönlüne korku salması arzu ve düşüncesiyle çocuklarına Galib, Zâlim, Mukatil (savaşçı), Esed, Leys (arslan), Zi’b (kurt), Hacer (taş), Sahr (kaya) gibi adlar koymuşlardır. Yine bu devrin Arapları’nda her ferdin, adından başka bir de ilk erkek çocuğuna bağlı olarak baba olduğunu belirten bir künye*si, o şahsın kimin veya kimlerin çocuğu olduğunu gösteren bir nesebi ile o kimsenin doğduğu ve yaşadığı yeri veya mezhebini ifade eden bir nisbe*si, bazan da mesleğini açıklayarak şahsın daha iyi tanınmasını sağlayan bir de lakab*ı bulunmakta idi. Bunlardan başka, devlet ve ilim adamlarına sultan, imam, şeyh, hacı, hâfız gibi mansıplar (yüksek mevki, makam) verilmekteydi.

İslâmî eserlerde çocuğa ad koymanın zamanı üzerinde durulmuş ve bazı rivayetlerde doğumunun üçüncü, bazılarında ise yedinci günü ad koymak için en uygun zaman olarak gösterilmiştir. Bununla beraber Hz. Peygamber’in Mâriye’den doğma oğlu İbrâhim için, “Bu gece bir oğlum doğdu, ona dedem İbrâhim’in adını verdim” (Ebû Dâvûd, “Cenâiz”, 24) dediği, dolayısıyla doğumun birinci günü ad koyduğu bilinmekte ve bu yöndeki rivayetler diğerlerine nisbetle daha sahih kabul edilmektedir.

İSLAM’DA ÇOCUĞA İSİM KOYMA HAKKI KİME AİTTİR?

Bir defa bile olsa sesi duyulduktan sonra ölen çocuğa ad konulacağına, yıkanıp kefenlendikten ve namazı kılındıktan sonra defnedileceğine dair Ebû Hanîfe’nin ictihadı ile, ölü doğsa bile ona ad konup yıkanacağını belirten Ebû Yûsuf’un kanaati, çocuğa doğduğu gün ad konulmasının gerekli olduğunu göstermektedir. Ad koymak için hadislerde tavsiye edilen akîka* kurbanı kesilecekse bunun doğumun yedinci gününe kadar tehir edilebileceği, böyle bir merasim yapılmayacaksa daha önce ad koymanın uygun olacağı belirtilmiştir.

İslâm’da çocuğa ad seçme ve ad koyma hakkı babaya aittir. Baba ölmüş veya hukukî tasarruflarda bulunmaktan menedilmişse bu hakkı anne kullanır. Doğumundan önce babasını kaybeden Hz. Peygamber’in adı annesi tarafından Muhammed olarak seçilmiş ve bu ad dedesi tarafından konulmuştur.

Çocuğa ad seçilirken gayet titiz davranılması gerektiğini belirten Hz. Peygamber, “Siz kıyamet gününde hem kendi adınızla, hem de babalarınızın adıyla çağırılacaksınız; bu sebeple kendinize güzel adlar koyun” buyurmuştur (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 61; Müsned, V, 194). İslâm hukukçuları bu nevi hadisleri dikkate alarak ad seçimi ile ilgili bazı hükümler tesbit etmişlerdir.

MÜSTEHAP (BEĞENİLEN, TAVSİYE EDİLEN, SEVAP KAZANDIRAN) İSİMLERİN ANLAMI

Söyleniş ve mâna güzelliği taşıyan, Allah dostlarını hatırlatan adlardır. Hz. Peygamber, Allah’a kulluğu ifade eden Abdullah ve Abdurrahman gibi isimlerin Cenâb-ı Hakk’ı memnun edeceğini söylemiş (bk. Buhârî, “Edeb”, 105-106; Müslim, “Âdâb”, 2), çocuklara peygamber adlarının verilmesini tavsiye etmiş (bk. Buhârî, “Edeb”, 109; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 61) ve kendi adının da -künyesiyle birlikte olmamak şartıyla- alınabileceğini ifade etmiştir (bk. Müslim, Âdâb”, 1). Onun bu tavsiyeleri müslümanlar arasında bu nevi isimlerin geniş çapta yayılmasını sağlamıştır.

Türkler Hz. Peygamber’e karşı duydukları derin hürmet ve sevgi sebebiyle, onun adını aynen almayı bir nevi saygısızlık kabul etmişler ve Muhammed adını Mehmed şeklinde söylemeyi uygun görmüşlerdir. Yine ona nisbet edilen Ahmed, Mahmud, Hâmid ve Mustafa adlarının müslümanlar arasında çok yaygın olduğu bilinmektedir.

HARAM İSİM ANLAMLARI

Allah’tan başkasına kulluk mânası taşıyan isimleri ad olarak koymak haram sayılmıştır. İslâm’ın mukaddes saydığı şeylere kulluk mânası taşıyanlar da böyledir. Nitekim Hz. Peygamber, Abdülkâ‘be (Kâ‘be’nin kulu) adlı birinin ismini değiştirmiştir. Cenâb-ı Hakk’a mahsus olan isimlerin (bk. ESMÂ-İ HÜSNÂ), “abd” kelimesiyle birlikte olmayarak insanlar için kullanılması, zâhirî mânada da olsa tevhid inancını zedeler mahiyette görüldüğünden tasvip edilmemiştir.

Arap olmayan müslümanların ve özellikle Türkler’in Raûf, Kadîr vb. isimleri kullanmaları, Abdürraûf, Abdülkadîr terkiplerini telaffuz etmenin güçlüğünden kaynaklanmış olmalıdır. Araplar’ın Abdullah yerine Abduh adını kullanmasına benzeyen bu isim kısaltması tevhid inancını zedeleyici bir mahiyet taşımaz.

MEKRUH ADLAR – İSİMLER

Hz. Peygamber, putperestliği andıran ve İslâm âdâbına uymayan adların değiştirilmesini tavsiye etmiş, kendisi de “isyankâr” anlamına gelen Âsıye (عاصية) adındaki bir kızın ismini Cemîle, “elem, keder” anlamına gelen Hazn adlı bir sahâbînin adını da Münzir olarak değiştirmiştir. Peygamber’in hanımlarından olan Zeyneb’in ve ayrıca Ümmü Seleme’nin kızı Zeyneb’in adları Berre idi.

Resûlullah “cömert, dürüst, itaatkâr” demek olan bu ismin bir insanın kendini tezkiyesi anlamına geldiğini söyleyerek onlara Zeyneb adını vermiştir. Ayrıca Firavun, Karûn gibi zalimlerin adlarını almayı da menetmiştir. Tâhâ, Yâsin gibi bazı sûrelerin başında bulunan harfleri isim olarak kullanmak da hoş karşılanmamıştır.

Hz. Peygamber’in bazı isimleri umulan iyiliklere işaret sayması (bk. TEFE’ÜL) sebebiyle olmalıdır ki Türk toplumunda çocuğu yaşamayan bazı aileler son doğan çocuklarına Yaşar, Dursun, çok çocuğu olanlar sonuncusuna Yeter, Songül, yalnız kız çocuklarına sahip olanlar da Döndü, Döne gibi adlar koyarak tefe’ül etmişler ve bu mânaların çocuklarında gerçekleşmesini arzulamışlardır. Bunda herhangi bir mahzur görülmemiştir.

MUBAH (HELAL) İSİMLER 

Haram ve mekruh sayılan adların dışında kalan isimler mubah sayılır. Cebrâil, Mîkâil gibi melek isimlerinin alınması mubah sayılmış, ancak İmam Mâlik’in bunu uygun görmediği rivayet edilmiştir. Allah’a mahsus isimlerden olmakla beraber kullarda da bulunması arzu edilen âdil, nâsır, cevad gibi vasıfların yalnız başına ad alarak alınması mubahtır. Milliyet bakımından Arap olmayan müslüman kişilerin adları da İslâm inanç ve ahlâkına ters düşmedikçe değiştirilmemiştir.

Selçuk, Alparslan gibi adlar bu kabildendir. Karahanlı Sultanı Satuk Buğra Han müslüman olunca Abdülkerim, oğlu Baytaş da Mûsâ adını almışlardır. Bugün Müslümanlığı kabul eden herkes, kendisine müslüman muamelesi yapılması isteği ve gayri müslimlere benzememe düşüncesiyle adını değiştirmekte ve bir müslüman adı almaktadır.

Hz. Peygamber’in birden fazla adının bulunduğunu bizzat belirtmesi (bk. Buhârî, “Menâkıb”, 17; Müslim, “Fezâil”, 124, 125), bir kimsenin birden fazla adının olabileceğini göstermektedir. Çocuğa ad koyarken, Peygamber’den rivayet edildiğine göre, sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunur. Nitekim Hz. Peygamber’in, torunu Hasan’ın adını koyarken kulağına ezan okuduğu bilinmektedir (bk. Tirmizi, “Edâhî”, 16; Müsned, VI, 9, 391, 396). Böylece çocuğun kulağına ilk defa İslâm’ın şiarı olan kelime-i tevhid ile birlikte kendi adı söylenmiş olur. Bu konu fıkıh kitaplarının “akîka” bölümünde ele alınarak işlenmiştir.

EN POPÜLER İSİMLER

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yakın zamanda “İstatistiklerle Çocuk” adlı bir araştırma yaptı. Bu araştırmaya göre 2013 yılında, yeni doğan bebeklere konulan en popüler üç erkek ismi; Yusuf, Berat ve Mustafa. En popüler üç kız ismi ise Zeynep, Elif ve Ecrin. 0-17 yaştaki çocuklar arasında kullanılan en popüler üç erkek ismi; Mehmet, Yusuf ve Mustafa iken en popüler üç kız ismi Zeynep, Elif ve Merve.

Kur’an’da yer alan lakin“ücret” anlamına gelen “Ecrin” isminin üçüncü sırada yer alması, İslâm’ın yeni doğan bireylere isim koyma konusundaki hassasiyetini akla getiriyor. İslâmi ilimlerde tahsis yapmış uzmanlar, konulacak ismin anlamına bakılmadan sadece Kur’an’da geçtiği için konulmasını yanlış buluyor.

ALEYNA VE ECRİN GİBİ İSİMLER KOYMAYIN!

bebek_isimleriVatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün kayıtlarına göre 2009 yılında 8 bin 90 bebeğe ‘Ecrin’ adı verildi, bir o kadar sayıda da Aleyna. Bu isimlere popülerlik kazandıran ise kulağa hoş gelmeleri ve Kur’an-ı Kerim’de geçiyor olmaları. ‘Dini referanslı isim verme’ isteği, ebeveyni Kur’an’da yer alan her kelimeyi anlamı uygun olmasa da isim haline getirme yanlışına itiyor.,

Mesela Kur’an’da Aleyna kelimesi, “Vema Aleyna illel’belağ” (bizim üzerimize, tebliğden başka bir görev yoktur.) Âyetinde “üzerimize” anlamında kullanılıyor. Aleyna’yı cümle içindeki yerinden çekip birine isim olarak verdiğinizde, çocuğunuzun adının manası “üzeri, üzerine” oluyor ki bu da bir anlam taşımayan niteliksiz bir isim halini alıyor.

Yine Ünzile ‘indirildi’ manasını içeriyor. Yasin ve Fetih sûrelerinde geçtiği için tercih edilen Ecrin ise pek çok ailenin zannettiği gibi Allah’ın mükâfatı değil, “ücret” mânâsına gelmekte. İlahiyatçılar, Kur’an’da geçen her kelimenin isim olarak verilemeyeceğini söylüyor. İsim verilirken kelimenin anlamı bilinmeli, manası güzel değilse konulmamalı.

EFENDİMİZ İSİMLERİN ANLAMI KÖTÜ OLAN İSİMLERİ DEĞİŞTİRİRDİ

Bir Hadis-i şerif”inde “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.” (Ebu Davud, Edeb 69) buyuran Peygamberimiz, çocuklara isim koyma konusunda çok titiz davranırdı. Bununla birlikte Rasulullah (s.a.v) sadece çocukların değil, büyük insanların ismiyle dahi ilgilenirdi.

Peygamber Efendimiz, kötü mânâya gelen yabancı isimleri iyi mânâya gelen Müslüman isimleriyle değiştirme örnekleri vermiştir. Mesela (Uzza putun kulu) manasına gelen (abdu’l-uzza)’yı, Allah’ın kulu manasına gelen (Abdullah) ile değiştirmiştir. Ateş parçası manasına gelen (cemre)’yi, güzel kız manasına gelen (cemile) ile, Harp ismini de Hasan’la düzeltti.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN İSİM KONUSUNDAKİ HASSASİYETİ

87601Resulullah’ın isim konusundaki hassasiyetini daha iyi anlamak için şu hadis-i şerifi de görmek lazım. Yahya bin Said (r.a.) anlatıyor:

Hz. Peygamber bol sütlü bir deve hakkında:

“Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki, Rasulullah (sav) adama:

“İsmin ne?” diye sordu. Adam:

“Mürre (acı)” diyince ona “Otur!..” dedi. Hz. Peygamber (sav) tekrar:

“Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber (sav) ona da:

“İsmin ne?” diye sordu. Adam:

“Harb” diyince, ona da: “Otur!..” dedi. Rasulullah (sav):

“Bu deveyi bize kim sağacak?” diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. O da

“Ya’iş” (yaşıyor) cevabını alınca ona,

“Sen sağ” dedi. (Muvatta, İsti’zan 24) (sorularlaislâmiyet)

KUR’ÂN’DA GEÇEN BAZI İSİMLERİN ANLAMI

Abd: Erkek ismi olarak kullanır.

Abd İsminin Anlamı: Kul; Köle, Hizmetçi, İtaat Edici; Genellikle Allah’ın isimleri ile birleşerek “Allah’ın Kulu” manasında kullanılır: Abdullah, Abdurrahman, Abdulkadir gibi.

Adil (Âdil): Erkek ismi olarak kullanır.

Adil İsminin Anlamı: Adaletli, Hakkını Veren, Adaletli Davranan; Doğru, Doğruluktan Ayrılmayan, Dürüst, Mert; Haklı, Hakka Uygun; Eşit, Eş, Müsavi; Allah’ın Emirlerini Hakkıyla Uygulayan, Hz. Ömer’in Lakabı.

Adile (Âdile): Kız ismi olarak kullanır.

Adile İsminin Anlamı: Adaletli, Hakkını Veren; Doğru, Doğruluktan Ayrılmayan, Doğruluk Gösteren, Dürüst; Haklı, Hakka Uygun.

Ahsen: Erkek ve Kız ismi olarak kullanır.

Ahsen İsminin Anlamı: En Güzel, Çok Güzel, Daha Güzel; Ahsen-i Takvim: En Güzel Şekil, İnsanın Yaratıldığı Şekil.

Akif (Âkif): Erkek ismi olarak kullanır.

Akif İsminin Anlamı: İbadet Eden, İbadetle Uğraşan, Abid, Dindar; Allah’a Yönelen, Dünyalık Sıkıntılardan Sıyrılıp Kendini İbadete Veren, İtikafa Giren; Birşeyde Sebat Eden, Kararlı, Direnen; Mehmed Akif Ersoy: Ünlü Şair, İstiklal Marşı’nın Müellifi.

Akife (Âkife): Kız ismi olarak kullanır.

Akife İsminin Anlamı: İbadet Eden, İbadetle Uğraşan, Abid, Dindar; Allah’a Yönelen; Birşey Üzerinde Azimle Duran, Sebatlı, Kararlı, Titiz.

Asiye: Kız ismi olarak kullanır.

Asiye İsminin Anlamı: Direk, Sütun, Kolon; Üzüntülü, Kederli, Acılı (Kadın); Firavun’un İman Eden Eşi, Hz. Musa’yı Nil’den Alıp Yetiştiren ve Sonra Ona İman Eden Kahraman Kadın; Kuran Tarafından Örnek Kadın Olarak Gösterilen Saygın Kişilik (Kısa a ile Asiye şeklinde söylenir.

Behçet: Erkek ismi olarak kullanılır.

Behçet İsminin Anlamı: Sevinç, Neşe; Güzellik, Hoşluk; Şirinlik, Güleryüzlülük.

Behiç: Erkek ismi olarak kullanılır.

Behiç İsminin Anlamı: Şen, Neşeli, Güleryüzlü, Güleç

Behice (Behîce): Kız ismi olarak kullanılır.

Behice İsminin Anlamı: Güzel, Güleryüzlü, Güleç; Şen, Şirin, Neşeli.

Burhan: Erkek ismi olarak kullanılır.

Burhan İsminin Anlamı: Belge, Kanıt, Delil, İspat, Hüccet; Doğruyu Yanlıştan, Hakkı Batıldan, İyiyi Kötüden Ayırmak İçin Kullanılan Delil; İlahi Aydınlık, Hz. Muhammed, Kuran, İslam.

Cebrail (Cebrâil): Erkek ismi olarak kullanılır.

Cebrail İsminin Anlamı: Hz. Cebrail: Vahiy Meleği, Ruhul Kudüs (Kutsal Ruh), Dört Büyük Melekten Biri.

Celal (Celâl): Erkek ismi olarak kullanılır.

Celal İsminin Anlamı: Yücelik, Ululuk, Haşmet, Heybet, Büyüklük; Değer, Şan.

Cennet: Kız ismi olarak kullanılır.

Cennet İsminin Anlamı: Ahiretteki Mutluluk Yurdu, Sonsuz Mutluluk Yeri, Öldükten Sonra İyilerin ve Günahsızların Gideceği Yer, Uçmak; Bahçe, Çok Güzel Yer.

Cevat: Erkek ismi olarak kullanılır.

Cevat İsminin Anlamı: Cömert, Eliaçık, Bağışsever, Hayırsever.

Cuma (Cumâ): Erkek ismi olarak kullanılır. Cuma İsminin Anlamı: Toplanma, Biraraya Gelme; Cuma Günü, Perşembe’den Sonraki Gün, Haftanın Beşinci Günü; Müslümanların Kutsal Günü, Haftalık Bayram; Cuma Günü Kılınan Öğle Namazı; Kuran’ın 62. Suresi; Cuma Gecesi veya Cuma Günü Doğan.

Fecir: Kız ismi olarak kullanılır.

Fecir İsminin Anlamı: Tan, Sabah Aydınlığı, Gündoğumu, Tanyerinin Ağarması; Kuran’ın 89. Suresi.

Firdevs: Kız ismi olarak kullanılır.

Firdevs İsminin Anlamı: Cennet, Cennet’in En Yüksek Derecelerinden Biri, Altıncı Cennet, Cennet Bahçesi, Mutluluk Ülkesi; Bahçe, Bostan.

Furkan: Erkek İsmi Olarak Kullanılır.

Furkan İsminin Anlamı: Hak ile Batılı Ayıran, İyi ile Kötü ve Doğru ile Yanlış Arasındaki Farkı Gösteren; Kuran, Kuran-ı Kerim; Kuran’ın 25. Suresi.

TAVSİYE EDİLEN GÜZEL ERKEK VE KIZ İSİMLERİ

Abdullah
Abide
Abdurrahim
Adalet
Abdurrahman
Afife
Abdurrauf
Ahsen
Abdülbaki
Âkile
Abdülfettah
Aksâ
Abdülgani
Aliye
Abdülhadi
Âmire
Abdülhakim
Arife
Abdülhamid
Asuman
Abdülkerim
Atike
Abdüllatif
Ayşe
Abdülmelik
Ayşe Nur
Abdülvahid
Ayşenur
Abdülvasi
Bahriye
Abdürrezzak
Bânu
Abdüssamed
Basiret
Abidin
Bedriye
Adem
Behiye
Âdil
Belkıs
Adnan
Besime
Affan
Betül
Agâh
Beyyine
Ahmed
Beyza
Ahmet
Büşra
Ali
Cahide
Âsaf
Canan
Âtıf
Candan
Azmi
Cavide
Bahaeddin
Cemile
Bahri
Didar
Bayezid
Dilek
Bilal
Dürdâne
Bünyamin
Ecmel
Cafer
Elif
Cahit
Emine
Casim
Emîre
Celâleddin
Erva
Cemal
Esma
Cemaleddin
Esmân
Cemil
Esra
Cevad
Fahriye
Cevat
Faika
Cezmi
Fatıma
Cihad
Fatine
Cüneyd
Fayika
Davud
Feride
Ebubekir
Feyza
Ebuzer
Feyziye
Edhem
Firdevs
Eflak
Gülsüm
Ekmel
Habibe
Emanullah
Hacer
Emre
Hafize
Emrullah
Hafsa
Enes
Hâle
Enhar
Hâlenur
Enis
Halime
Enver
Halise
Esad
Hamide
Eyyûb
Hanife
Fahri
Hasene
Faik
Hasibe
Faruk
Hatice
Fatih
Havle
Fâzıl
Havva
Fehim
Hayriye
Ferdi
Hayrunnisa
Ferhan
Hesnâ
Ferhat
Hicret
Ferid
Hidayet
Feridun
Hilal
Ferruh
Hilye
Fethi
Huriye
Fevzi
Hümeyra
Fuat
Hüsniye
Furkan
İclâl
Gıyaseddin
İffet
Habib
İkbal
Habil
Kadriye
Halilİbrahim
Kamile
Halil
Keriman
Halis
Kevser
Haluk
Kübra
Hamdi
Leyla
Hami
Lübeyne
Hâmid
Lütfiye
Hamza
Mahbube
Harun
Mahsune
Hasan
Maide
Hayreddin
Makbule
Hayri
Maksude
Hayrullah
Mamure
Hızır
Masune
Hikmet
Mediha
Hilmi
Medine
Hulusi
Mefharet
Hurşid
Melahat
Hüdayi
Meldâ
Hüseyin
Meliha
Hüsnü
Melike
İbrahimHakkı
Mensûre
İbrahim
Merve
İhsan
Meryem
İlyas
Mesude
İrfan
Mesude
İsa
Mevhibe
İsa
Meysure
İshak
Mina
İskender
Mirac
İslam
Mualla
İsmailHakkı
Muhlise
İsmail
Muhsine
İsmet
Muhterem
İsrafil
Mûnise
Kadir
Mü’mine
Kadri
Müberra
Kadrihan
Mübine
Kamil
Mücella
Kâni
Münevver
Kasım
Münibe
Kaşif
Münife
Kâzım
Münire
Kemâl
Müzeyyen
Kemâl
Nabia
Kenan
Naciye
Kuddusî
Nadire
Lokman
Naime
Lütfi
Nazmiye
Mahfi
Nebahat
MahmudHakkı
Nebile
MahmudSami
Necmiye
Mahmud
Nedret
Malik
Nergis
Mansur
Neriman
Maruf
Nermin
MehmedAkif
Nesibe
Mehmed
Nesime
Mektum
Neşide
Melih
Nevide
Memduh
Nevrâ
Mesud
Nevriye
Mikail
Nevvare
Mirsad
Neyyire
Muhammed
Nezahat
Muhsin
Nezihe
Musa
Nezire
Musab
Nida
Mustafa
Nuran
Muzaffer
Nuriye
Müfid
Nüvide
Münif
Rabia
Müslim
Rahime
Nabi
Raika
Naci
Rânâ
Nadir
Ravza
Nafi
Raziye
Naif
Reyhan
Namık
Reyyâ
Nasuhi
Reyyan
Necati
Rukiye
Necdet
Rüveyda
Necib
Sabiha
Necmi
Sâbire
Nureddin
Sacide
Nuri
Safiye
Nurullah
Sahire
Nusret
Saide
Nüvit
Saime
Nüzhet
Saliha
Orhan
Salime
Oruç
Samia
Osman
Samiha
Ömer
Samime
Raci
Saniha
Rahmi
Saniye
Recaî
Sâre
Reha
Sariye
Remzi
Seda
Rıfat
Seha
Rûhi
Seher
Sabir
Selime
Sabri
Selva
Sacid
Sema
Sâdık
Semahat
Sadri
Semiha
Sadullah
Semina
Sadun
Semine
Safi
Semire
Said
Semra
Saim
Semure
Salih
Senâ
Sâlim
Sena Nur
Sami
Seniha
Sefa
Seniye
Seha
Sevda
Selahaddin
Sevde
Selman
Sevdiye
Semih
Sevim
Sevban
Seyyide
Seyfeddin
Sıdıka
Seyfullah
Sıdkiye
Sezai
Sûde
Sıddık
Süeda
Sinan
Süheyla
Sirac
Sümeyre
Suad
Süreyya
Suavi
Şadiye
Subhi
Şafiye
Süleyman
Şahide
Şaban
Şahika
Şadi
Şakire
Şafak
Şaziye
Şafi
Şebnem
Şakir
Şefika
Şâmil
Şerâre
Şehabeddin
Şeyma
Şemseddin
Şifa
Şemsi
Şükriye
Şerafeddin
Tayyibe
Şerif
Ümmügülsüm
Şuayb
Vecihe
Şüca
Vedia
Şükrü
Verâ
Taci
Verda
Taha
Vesime
Tahir
Yasemin
Tahsin
Yüsra
Talat
Zahide
Talha
Zahide
Talip
Zehra
Tarık
Zeynep
Ubeydullah
Zühal
Üftade
Zühre
Vahdet
Zülâl
Vasfi
Züleyha
Vecdi
Vehbi
Yahya
Yakup
Yaser
Yasin
YavuzSelim
YunusEmre
Yunus
Yusuf
Zafer
Zâhid
Zaim
Zekai
Zekeriyya
Zeki
Zihni
Ziya
Ziyaeddin
Zübeyr
Zülfi
Zülkarneyn

Kaynak: islamveihsan.com