RAHMAN SURESİ

52. İkisinde de her türlü yemişten iki çift vardır.

52. O iki cennetin (İkisinde de her türlü yemişten iki çift vardır) Her meyve iki sınıfa ayrılmıştır. Birisi yaş, diğeri de kurudur, bununla beraber biri lezzet ve güzellik itibariyle diğerinden noksan değildir, dünya meyvelerine benzemezler.

53. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

53. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Bu nîmetlerin hepsi de güzel, zevkli bulunmaktadır. Onlar nasıl inkâr edilebilir?.

54. Onlar astarları kalın ipek kumaştan olan döşekler üzerine dayanmış bir hâlde olacaklardır ve iki cennetin meyvelerinin toplanışı da yakındır.

54. Bu mübârek âyetler de cennetlere nâil olacak zâtların nasıl mutlu bir vaziyette bulunacaklarını bildiriyor. Onlar için nasıl seçkin eşler tahsis buyurulacağını müjdeliyor. İyiliğin karşılığı iyilikten başka olmayacağını ve ilâhî nîmetlerin inkârı mümkün
bulunmadığını beyân buyurmaktadır. Şöyle ki: O Yüce Yaratıcıdan korkan takvâ sâhibi zâtlar o cennetlerde (astarları kalın ipek kumaştan olan döşekler üzerine dayanmış bir hâlde olacaklardır.) o döşeklerin astarları böyle kıymetli olunca yüzleri daha ne kadar süslü, kıymetli bulunacaktır. O takvâ sâhipleri işte böyle pek nefs, pek temiz, eşsiz cennet eşyasına sâhip olacaklardır, (ve o iki cennetin meyvelerinin toplanışı da yakındır.) O meyveler, zahmetsizce elde edilebilir bir hâlde bulunurlar. Rivâyet olunduğu üzere meyve ağaçları, meyvelerini almak isteyene ehl-i Cennet’e karşı eğilirler, onların meyvelerini kolaylıkla almak mümkün olur.

55. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

55. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) O cennet âlemindeki şu kadar çeşitli nîmetler de ne kadar güzeldir, lezizdir, müminler için birer ilâhî lütuftur. Binaenaleyh onları da inkâr aslâ doğru olamaz.

56. O cennetlerde gözlerini yalnız kendi kocalarına hasretmiş kadınlar vardır ki, kendilerine onlardan önce ne bir insan ve ne de bir cin dokunmamıştır.

56. (Onlarda) O cennetlerde (gözlerini) yalnız kendi kocalarına (hasretmiş kadınlar vardır ki, kendilerine) o kadınlara (onlardan önce) o cennetlerdeki kocalarından evvel (ne bir insan ve ne de bir cin dokunmamıştır.) onlar bâkire bir hâlde bulunmuşlardır.

57. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

57. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) O âlemlerin Rabbi, takvâ sâhibi kullarına cennetlerde öyle fevkalâde güzel, temiz eşler de ihsân buyuracaktır ki, bu husustaki vâ’d-i ilâhîde kesindir, bunları da inkâr nasıl uygun olabilir?.

58. Sanki onlar, yakut ve mercandır.

58. Evet.. O eşler pek güzel ve müstesnâdırlar (Sanki onlar yâkut ve mercandır) onlar, yâhut nefîsler, bu berraklığa sâhiptirler, ufak dâneli inciler gibi de beyaz ve parlakdırlar.

59. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

59. (Artık Rab’binizin hangi bir nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Bu pek seçkin eşler de ne kadar büyük birer nîmettirler. Bunları da inkâr nasıl câiz görülebilirler?.

60. İyiliğin mükâfatı, iyilikten başka mıdır?, elbette değildir.

60. (İyiliğin mükâfatı iyilikten başka mıdır?.) Elbette ki değildir. Güzel amellerin, takvâ ile yapılan hareketlerin karşılığı, sevaptır, ilâhî ihsâna kavuşmaktır.

61. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

61. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Öyle inkârcı, ilâhî lütuflardan habersizce yaşamak, kulluk şânına lâyık olur mu?.

62. O iki cennetin ötelerinde de iki cennet vardır.

62. Bu mübârek âyetler de mü’minlerin nâil olacakları çeşitli cennetlerin ne gibi güzel nîmetleri içerdiğini bildiriyor. O cennetlerde ne kadar temizlik ve güzelliğe sâhip hurilerin bulunacağını haber veriyor, ehl-i Cennet’in de ne kadar muhteşemce bir vaziyette bulunacaklarını müjdeliyor. Bu gibi ilâhî nîmetlerin inkâr edilemeyeceğini ihtar buyuruyor. Büyüklük ve ululuğunun, ikram ve ihsânının sonu bulunmayan Allah Teâlâ Hazretlerinin de yüceliğini ve kutsiyetini beyân buyurmaktadır. Şöyle ki: (o iki cennetin ötelerinden de) Kendilerine yakın bir tarafta da (iki cennet vardır) bu iki cennet de ehl-i yemîn denilen mü’minlere mahsustur. Bunlarda
bitkiler ve yeşil reyhanlar yetişir ve gelişir, bunlar da güzel bir manzara teşkil eder.

Mukatilden rivâyet edildiğine göre evvelki iki cennetten maksat Adn Cenneti ile Naîm cennetidir. Sonraki iki cennetten maksat da Firdevs cenneti ile Me’va Cennetidir.
Ruhülbeyanda anlatılmış olduğu üzere müttakiler = Allah’tan korkanlar, iki kısımdır. Birisi Allah’a yakın olanlardır. Diğeri de sağdakilerdir. Bu ikinci kısım, yüksek fâziletler ve ameller bakımından birinci kısımdan aşağı derecededir. Binaenaleyh birinci kısma âid cennetler de ikinci kısma âid cennetlerden üstündür. Allah’a yakın olanların iyilerden üstünlüğü gibi. Allah doğruyu daha iyi bilir.

63. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

63. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Bu pek yüce, mutluluk veren cennetler de ne muazzam birer ilâhî nîmettir. Bunları da inkâr etmek, ne kadar cehâlet ve nankörlük eseri değil midir?.

64. O iki cennet koyu yeşil renktedirler.

64. O iki cennet (iki koyu yeşil renktedirler.) fazla yeşil oldukları için siyahımsı bir renkte görünür gibi bulunurlar.
“Müdhamme” kelimesi karalık mânasına olan dühme kelimesinden türemiştir ki, çok yeşil renkte bulunduğundan dolayı siyah renkte görünen şey demektir.

Yorum Bırakın