RAHMAN SURESİ

Bismillâhirrahmânirrahîm

Bu mübârek sûre, Rad sûresinden sonra Mekke-i Mükerreme’de nâzil olmuştur. Yetmiş sekiz âyet-i kerîmeyi içermektedir. Allah’ın isimlerinden olan Yüce “Rahmân” ismi ile başladığı için kendisine “Errahmân sûresi” adı verilmiştir. Bir hadis-i şerife göre bu mübârek sûreye “Arusül-Kur’an” ünvânı da verilmiştir.
Rahmân Sûresi, Kamer sûresinde beyân olunan suçluların ve takvâ sâhiplerinin ahvalini daha genişçe beyân buyurmaktadır.

Evet bu mübârek Rahmân sûresi, Yüce Yaratıcı Hazretlerinin kulları hakkında dinî, dünyevî kişinin kendinde ve dış âleminde nîmetler ihsân buyurmuş olduğunu geniş olarak bildiriyor. Bunların kadrini bilip o kerem Sâhibi merhametli mâbudumuza ibâdet ve itaatte bulunmanın lüzumuna ve böyle kulluk vazifesine devamın selâmet vesîlesi ve saadet olacağına işâret buyuruyor.

Kerem Sâhibi Yaratıcımızın o kadar muazzam nîmetlerini takdir edemeyip onları tekzibe, inkâr ederek nankörlükte bulunmaya cür’et edenlerin de ne kadar câhilce hareket ettiklerini kınamakta ve onlara ilâhî ihtar buyurmaktadır.

1. O rahmet olan Yüce Mabûd.

1. Bu mübârek âyetler, Allah Teâlâ’nın mahlûkatı hakkında ne kadar geniş rahmet ve hikmet sâhibi olduğunu bildiriyor. Kur’an-ı Kerim’in insanlık hakkında ne büyük bir ilâhî lütuf olduğuna işâret ediyor. Yeryüzündeki ve semâlardaki kudret eserlerine dikkatleri çekiyor. Gök cisimlerinin ne kadar güzel, hârika bir vaziyetlerde bulunduklarını gösteriyor. Kâinatta bir adâlet dengesinin bulunduğunu haber veriyor. O Yüce Yaratıcımızın muazzam nîmetlerini insan ve cinnin inkâr edemeyeceklerini ihtar buyurmaktadır. Şöyle ki: (O Rahmân) Mahlûkatı hakkında lütuf ve ihsânı sonsuz olan Yüce Yaratıcı Hazretleri o Kerem Sâhibi mâbuddur ki:

2. Kur’an ı Peygamberlerine öğretti.

2. İnsanlık hakkında en büyük lutfu olmak üzere Son Peygamber’e (Kur’an-ı) Cibril Emîn vasıtasiyle (öğretti.) o Kadri Yüce Peygamber vasıtasiyle de bütün insanlık âlemine o kutsal kitabın hükümleri yayılmış ve teblîğ edilmiş oldu. Diğer bir yoruma göre de “Kur’an-ı bir alâmet, bir delil bir mûcize kıldı.”
Evet.. Kur’an-ı Kerim, en yüce bir nîmettir, dünyevî ve uhrevî saadetin vesîlesidir. Bütün hükümleri, insanlığı yüksek bir medeniyete, bir ahlâkî terbiyeye kavuşturmaya kâfidir. Elverir ki, ona hakkıyla riâyet edilsin.

Bu âyet-i kerîme, bir takım inkârcılara da bir cevap teşkil etmektedir. Rivâyete göre “Rahmâna secde edin” meâlindeki bir âyet-i kerîme inince müşrikler demişlerdi ki: “Rahmân” nedir?. Biz onu bilmiyoruz. Sonra
diyorlardı ki: Kur’an-ı Muhammed’e -Aleyhisselâm- bir insan öğretiyor. Bu âyet-i Kerîme ise onları red için buyuruyor ki: Kur’an-ı insanlar değil, kerem ve merhamet sâhibi Yüce Rahmân ismine de sâhip olan Allah Teâlâ öğretmiştir. O ilâhî kitap bir ilâhî vahye dayanmış bulunmaktadır.

3. İnsanı yarattı.

3. O rahîm ve rahmân olan Hikmet Sâhibi Yaratıcı (insanı yarattı) bu cins mahlûkatı da yok iken var etti, vücuda getirdi, onu da kabiliyetli, seçkin bir zümre kıldı.

4. Ona beyanı maksadını anlatmayı öğretti.

4. (Ona) O insanlık zümresine (beyânı) maksadı ifâde etmesini (öğretti) Evet.. O Hikmet Sâhibi Yaratıcıdır ki: İnsanları zâhirî ve bâtınî kuvvetler ile donattı, onları maksatlarını anlatbilecek bir kabiliyete nâil buyurdu. Kullarına bu gibi kabiliyetleri, varlıkları ihsân buyuran bir Yüce Yaratıcı, elbette ki, onları irşâd için de ayrıca bir nîmet olmak üzere Yüce Peygamberine Kur’an-ı Kerim’i indirmiş ve öğretmiştir. Bu nasıl uzak görülebilir?.

5. Güneş ve ay, muntazam bir hesab ile cereyan etmektedir.

5. Bir kere o Yüce Yaratıcının büyük kudretini düşününüz ki: (Güneş ve ay) takdir edilmiş muntazam (bir hesab iledir.) onlar, gök cisimlerinin en büyüklerindendir. Kendi burçlarında, menzillerinde belli vakitlerde, muntazam birer şekilde deveran edip durmaktadırlar. Bununla yer yüzünde muhtelif mevsimler, vakitler zuhura geliyor, bu sâyede insanlığın da hayat faaliyeti tanzim edilmiş oluyor, bir nice faydalı mahsulat gelebiliyor.

6. Ve çimen ve ağaç secde ederler.

6. (Ve çimen) Buğday ve arpa gibi sapı bulunan bitkiler (ve ağaç) hurma ve portakal ağaçları gibi sakları = sapları bulunan şeyler merhametli mâbud Hazretlerine (secde ederler) yaratılışları itibariyle ilâhî irâde ne ise ona itaatta bulunurlar. Onların öyle muhtelif şekillerde, özelliklerde olarak varlık alanına gelmeleri, ilâhî irâdeye boyun eğmelerinin bir neticesidir. Ve onlar kendilerine mahsus bir kulluk secdesi vaziyetinde bulunmuş olurlar. Fakat biz onun farkında olamayız.

7. Semayı yükseltti ve mizanı koydu.

7. Ve o merhamet ve hikmet sâhibi olan Yüce Yaratıcı (Semâyı yükseltti) gök kubbelerini yüksek yarattı, onları meleklerin birer ikâmetgâhı kıldı, dinî hükümlerin o taraftan Peygamberlerine inmesini takdir etti. (ve dengeyi koydu.) yâni: Bu âlemin nizam ve intizamını temin buyurdu. Bütün ilâhî hükümleri, birer adâlet ve hikmete dayanmış bulundu ve her şeyde bir intizamın, bir adâletin cereyanını emretmiş oldu, adâleti ve dengeyi temine vesîle olacak kabiliyeti de o Yüce Yaratıcı, kullarınca yaratmıştır. Elverir ki, bu kabiliyetler kötüye kullanılmasın.

8. Ta ki, mizanda hadd-i tecavüz etmeyesiniz.

8. Evet.. Hikmet Sâhibi Yaratıcı, dengeyi koydu. (Tâ ki,) ey insanlar!. Siz (mizânda hadd-i tecâvüz etmeyesiniz.) adâletten, doğruluktan ayrılmayasınız, toplumsal hayatınız bir intizam içinde, güzelce ahlâk düsturlarına riâyet dairesinde devam edip dursun.

9. Ve mizanı adaletle yerine getiriniz ve tartıyı noksan etmeyiniz.

9. (Ve mizânı adâletle yerine getiriniz) Onu doğru tutunuz, dikkatle hareket ediniz (ve tartıyı noksan etmeyiniz) adâlet ve insafa aykırı bir vaziyette bulunmayınız, doğruluktan aslâ ayrılmayınız, bu mühim bir vazifedir, buna dikkat edilmesi icap eder.

10. Yeryüzünü de her hayat sahibi için döşedi.

10. Ve Kâinatın Yaratıcısı Hazretleri
(Yeryüzünü de her hayat sâhibi için döşedi.) yer sahası, üzerinde yaşayan bir nice çeşitli hayat sâhipleri için ve bilhassa insan nev-i için yaşayışa elverişli bir vaziyette yaratılmıştır.

11. Orada çeşitli meyveler ve tomurcuklar sahibi olan hurma ağaçları vardır.

11. (Orada) Yer yüzünde (çeşitli meyveler) şekilleri, lezzetleri, fâideleri muhtelif yemişler (ve tomurcuklar sâhibi olan hurma ağaçtan vardır) hurmaların büyüyüp gelişmesini sağlamaya zâ’y olmalarını men’e vesîle olan bir takım çiçek gılafları mevcuttur.

12. Yaprak sahibi daneler ve iyi kokulu nebat vardır,

12. (Ve) Yeryüzünde (yaprak sâhibi dane) ler (vardır) buğday, ve arpa gibi geçim sebebi olan toprak ürünleri mevcuttur (ve iyi kokulu bitki) de (vardır) insanın dimağını kuvvetlendiren, içerisine neşe veren güzel kokulu nice çiçekler ve sâire de yaratılmıştır.
“Reyhan fesleğen denilen güzel kokulu bitkidir. Cenab-ı Hak’kın rahmetine ve ihsân buyurduğu rızka da “Reyhanullâh” denilmektedir.