RAHMAN SURESİ

39. İşte o gün ne bir insan ve ne de bir cin günahından sorulmayacaktır.

39. (İşte o gün) O kabirlerinden çıkarılarak mahşere sevk edilecekleri zaman (ne bir insan ve ne de bir cin günâhından sorulmayacaktır) daha sonra mahşere, hesap yerine sevk edilince orada soruya mâruz kalmayacaklardır. Yâhut onların haklarındaki soru sorulmamasından maksat, hâlleri hakkıyla bilgi edinmek maksadiyle olan sorudur. Böyle bir soruya ihtiyaç yoktur. Onların simâları, hâllerini göstermeğe kâfidir. Fakat kınamak, azarlamak için bir soruya tâbi olacaklardır.

40. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

40. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) O Hikmet Sâhibi Yaratıcının kullarını bir muhasebeye tâbi tutup tutmaması da ve bunları kullarına haber vermesi de bir nevî nîmettir, bir uyanmak vesîlesidir, bir irşâd ve uyarma hikmetine dayanmaktadır. Artık bu gibi nîmetler de nasıl inkâr edilebilir?.

41. Günahkârlar, simalarıyla tanınırlar. Artık alınlarıyla ve ayaklarıyla yakalanırlar.

41. Kabirlerinden çıkarılacak olan (Günâhkârlar, simâlariyle tanınırlar) yüzlerinde ortaya çıkan bir siyahlık, bir uğursuzluk ve isyân alâmeti onların nasıl suçlu kimseler olduğunu gösterir, (artık alınlarıyla ve ayaklarıyla yakalanırlar.) Onlar kendilerine mahsus, uğursuz alâmetleriyle başkalarında temayüz etmiş bulunurlar. O vakit melekler tarafından soruya ihtiyaç kalmaksızın o suçlular mahşere, sonra da cehenneme sevk edilirler. Nitekim dünyada da bâzı kimseler, yüzlerindeki bâzı alâmetlere bakılınca kendilerinin sevinçli mi, üzüntülü mü, güzel ahlâklı mı, değil mi olduğu anlaşılır. Parmaklarındaki çizgiler ile de bir takım hırsızlık vesâire fiillerinin kimler tarafından yapılmış olduğu tâyin edilebilmektedir. Bütün bunlar, Allah’ın mahlûkatı hakkında birer gayeye, birer fayda ve menfaate dayanmaktadır.

42. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

42. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Görülüyor ki: O Hikmet Sâhibi Yaratıcı hiçbir şeyi abes yere yaratmamıştır. Her yaradılışı bir nice gayeleri, fâideleri içermektedir. Binaenaleyh bunları inkâra, elbette ki, hiçbir kimsenin selâhiyeti olamaz.

43. İşte bu, o cehennemdir ki, bunu o günahkârlar tekzîb ederler.

43. Bu mübârek âyetler de inkârcıları kınamak için cehennemin müthiş vaziyetini ihtar ediyor. Takvâ sâhibi olan zâtlar için de çeşitli ağaçları meyveleri, çeşmeleri içeren iki nevî cennetin takdir edilmiş olduğunu müjdelemektedir. Şöyle ki: Cehenneme sevk edilecek olan inkârcılara bir kınamak ve azarlamak yoluyla denilecektir ki: (İşte bu, o cehennemdir ki, bunu o günâhkârlar tekzîb ederler.) Yâni: Ey dinsizler, siz, dünyada iken bu cehennemi inkâr eder dururdunuz, şimdi gördünüz mü?. Ne kadar kâfirce kanaatte bulunmuş olduğunuzu anladınız mı?.

44. O cehennemin arasıyla son derece sıcak bir su arasında dolaşacaklardır.

44. Artık o inkârcılar (O cehennemin) o âteşin azabın (arasiyle son derece sıcak bir su arasında dolaşacaklardır.) cehennemin âteşlerinden içerileri yanıp tutuştukça güyâ kendilerini kurtarabilmek için bir suya koşacaklardır, fakat pek âteşin bir sudan başkasını bulamayacaklardır. İçecekleri su da kendilerini ayrıca yakıp yandıracaktır. İşte kâfirler için takdir edilmiş bu felâketleri düşünüp de uyanık bulununuz.

45. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

45. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Ey insan ve cin tâifeleri!. Kerem Sâhibi mâbudunuz, o geleceğe âid hâdiseleri, belâları haber veriyor ki: imân ile takvâ ile nitelenmiş olasınız da öyle müthiş azaplara tutulmayasınız, bu gibi ihtarlar ve irşatlar da ne büyük birer nîmettir. Bunları da inkâr elbette ki, câiz değildir.

46. Ve Rabbinin makamından korkan kimse için iki cennet vardır?

46. Fakat îman ile nitelenmiş (Ve Rab’binin makâmından korkan kimse için) yâni: O Yüce Yaratıcının kıyamette tâyin edeceği hesap yerinden, onun mânevî huzurunda hesaba tâbi olmaktan korku ve endişede bulunan her bir takvâ sâhibi için (iki cennet vardır) biri Adin cenneti diğeri de Naîm Cennetidir, veya biri ruhanî Cennettir ki, orada mukaddes tecellilere mazhar olur, Yüce Allah’ın cemalini seyretme saadetine nâil bulunur. Diğeri de cismâni cennettir ki orada da çeşitli nîmetlerden istifâde eder durur.

47. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

47. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Böyle mü’min takvâ sâhibi kullarını çeşitli cennetlere, nîmetlere mazhar edecek olan bir Rab’bi Kerîm’in nîmetleri nasıl inkâr edilebilir?. Buna hangi akıllı bir şahıs inanabilir?.

48. O iki cennet çeşitli ağaçlara, meyvelere sahiptirler.

48. O iki cennetin ikisi de (Çeşitli ağaçlara ve meyvelere sâhiptirler.) onlarda öyle fâideli, iç açıcı şeyler mevcuttur.
“Efnan” Çeşitli mânasınadır. Tekili “Fen” dir.

49. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

49. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini inkâr edersiniz.) O Yüce Yaratıcı; mümin kullarını ebediyet âleminde o kadar çeşitli nîmetlere nâil buyuracaktır, bunları kim inkâra cür’et edebilir.

50. İkisinde iki pınar vardır ki, akar giderler.

50. O iki cennetin ikisinde de (İki pınar vardır ki, cereyan ederler) bu iki pınardan birine “Tesnim” diğerine de “Selsebil” adı verilmiştir. Bunlar fevkalâde güzel, leziz bulunmaktadırlar. Bunlardan cennetlerdeki ağaçlar da, bitkiler de faydalanırlar.

51. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz.

51. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Böyle birer hayat suyu olan ve kıymetleri, ehemmiyetleri tasavvurların üstünde bulunan ilâhî nîmetler inkâra nasıl cür’et gösterilebilir?. Bunlar birer muazzam nîmettir ki, bunlardan ancak o inkârcı olanlar mahrum bulunacaklardır.

Yorum Bırakın