İSİMLERİN ANLAMI – E HARFİ

EMAN: (Ar.) Er. 1. Emniyet. 2. Himaye, masuniyet. Güvence. – Müslüman her ferde eman verebilir.

EMANET: (Ar.) Ka. 1. Emniyet edilen kimseye bırakılan şey, eşya veya kimse. 2. Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim.

EMANETULLAH: (Ar.) Er. – Allah’ın emaneti.

EMANULLAH: (Ar.) Er. 1. Allah’ın emaneti. Devletin tebası, halk, millet.

EMEÇ: (Tür.) Er. 1. Hedef. 2. Yamaç. 3. Henüz memeden kesilmemiş buzağı.

EMEK: (Tür.) Er. 1. Uzun, yorucu ve özenli çalışma. 2. Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü.

EMEL: (Ar.) Ka. 1. Ümit. 2. Şiddetli arzu, hırs, tamah. 3. Uzun zamanda gerçekleşebilecek arzu. 4. İnsan ömrünün yetmeyeceği hülyalar, kuruntular.

EMİN: (Ar.) Er. 1. Korkusuz kimse. 2. Emniyette olan. 3. İnanan, güvenen. 4. İnanılır, güvenilir. 5. Şüpheye düşmeyen, kati olarak bilen. 6. Emanet olarak idare edilen dairelerin başı. – 7. (Hz. Muhammed (s.a.s) ve Cebrail’in adı.

EMİNE: (Ar.) Ka. – 1. Arapça’daki Amine kelimesinin Türkçeleştirilmiş şeklidir. 2. Peygamberimizin annesi.

EMİR: (Ar.) Er. 1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.

EMİRE: (Ar.) Ka. – (bkz. Emir).

EMİRHAN: (a.t.i.) Er. – (bkz. Emir). – “Emir” kelimesine “han” eki getirilerek iki isimden meydana gelmiştir.

EMİR SULTAN: (Ar.) Er. I. Beyazıd zamanında Buhara’dan Bursa’ya hicret eden mutasavvıf.

EMRAH: (Tür.) Er. – Anadolu saz şairlerinden.

EMRAN: (Ar.) Er. – Kürkler, hayvan derileri.

EMRE: (Tür.) Er. – Aşık. Mübtela. Vurgun.

EMREDDİN: (Ar.) Er. – Dinin emrettiği. – Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

EMRİ: (Ar.) Er. – Emirle ilgili.

EMRİYE: (Ar.) Ka. – (bkz. Emri).

EMRULLAH: (Ar.) Er. – Allah’ın emri.

EMSAL: (Ar.) Er. 1. Kıssalar, hikayeler, destanlar. 2. Numuneler, örnekler. 3. Eş benzer. 4. Yatış denk. 5. Katsayı.

ENAM: (Ar.) Er. 1. Bütün mahlukat, yaratılmış her şey. 2. Halk, insanlar. Seyyidü’l-Enam: Halkın ulusu Rasûlullah (s.a.s). 3. Kur’an-ı Kerim’in 6. Suresinin adı. 4.Bazı ayet ve duaları içeren dua kitabı.

ENBİYA: (Ar.) Er. – Peygamberler.

ENDER: (Ar.) Er. – çok az, çok seyrek, çok az bulunur, pek nadir.

ENER: (Tür.) Er. – En yiğit, en kahraman kişi.

ENERGİN: (Tür.) Er. – En olgun, çok olgun.




ENES: (Ar.) Er. 1. İnsan. 2. Enes b. Malik: (Basra 709). Rasûlullah (s.a.s)’den çok hadis nakleden sahabelerdendir. Hicretten sonra annesi onu, 10 yaşındayken Rasûlullah (s.a.s)’ın hizmetine vermiştir. Rasûlullah (s.a.s)’ın vefatına kadar yanında kalmıştır. 97-107 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilmektedir.

ENFA: (Ar.) – Çok yararlı, daha çok faydalı, (bkz. Nafi). – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ENFAL: (Ar.) Er. 1. Ganimet. 2. Kur’an-ı Kerim’in 8 suresinin adı.

ENFES: (Ar.) Ka. – Çok güzel, en güzel.

ENGİN: (Tür.) Er. 1. Ucu, bucağı görünmeyecek kadar çok geniş. 2. Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. 3. Değer ve fiyatı düşük olan. 4. Yüksekte olmayan, alçak yer.

ENGİNALP: (Tür.) Er. – Değerli yiğit.

ENGİ A Y: (Tür.) Er. – (bkz. Engin).

ENGİNER: (Tür.) Er. – İyi, güzel, değerli insan.

ENGİNİZ: (Tür.) Er. – İz bırakacak kadar değerli insan.

ENGİNSOY: (Tür.) Er. – Geniş soydan gelen.

ENGİNSU: (Tür.) Er. – Açık deniz.

ENGİNTALAY: (Tür.) Er. – Büyük deniz, okyanus.

ENGÜR: (Tür.) Er. 1. Çok gür. 2. Bereketli.

ENHAR: (Ar.) – Irmaklar, çaylar. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Enhar. Kur’an-ı Kerim’de cennetlerin altlarından akan ırmaklar.

ENİS: (Ar.) Er. 1. Dost arkadaş. 2. Yar, sevgili.

ENİSE: (Ar.) Ka. – (bkz. Enis).

ENSAR: (Ar.) Er. 1. Yardımcılar, muavinler, müdafiler, koruyucular. 2. Medine’ye hicretle Mekkeli muhacirlere yardım eden, Medineli müslümanlara verilen ad. Kur’an-ı Kerim’de çok geçen kelimelerden birisidir.

ENSARULLAH: (Ar.) Er. – Allah yolunda Rasûlullah (s.a.s)’a yardım edenler.

ENVAR: (Ar.) Er. – Ziyalar, aydınlıklar, ışıklar, parlaklıklar. – (bkz. Ziya).

ENVER: (Ar.) Er. – Daha nurlu, en nurlu, çok parlak.

ERACAR: (Tür.) Er. – Becerikli erkek.

ERAKALIN: (Tür.) Er. – Alnı ak, dürüst erkek.

ERAKINCI: (Tür.) Er. – Yiğit akıncı.

ERAKSAN: (Tür.) Er. – Temiz adlı yiğit.

ERALKAN: (Tür.) Er. – Al kanlı yiğit.

ERALP: (Tür.) Er. – Yiğit erkek.

ERALTAY: (Tür.) Er. – (bkz. Eralp).

ERANDAÇ: (Tür.) Er. – (bkz. Eraltay).

ERANIL: (Tür.) Er. – Yiğitliğinle       anıl, tanın.

ERASLAN: (Tür.) Er. – Aslan gibi, güçlü kuvvetli erkek.

ERAVEND: (Fars.) Er. 1. Şevk, arzu, istek. 2. Şan, şeref.

ERAY: (Tür.) Er. – Erken ay, ilk ay, ayın ilk günlerinde doğan. – (bkz. İlkay).

ERBAŞAT: (Tür.) Er. – (bkz. Eralp).

ERBATUR: (Tür.) Er. – Cesur, yiğit.

ERBAY: (Tür.) Er. – Soylu, ünlü aileye mensup erkek.

ERBELGİN: (Tür.) Er. – Açık yürekli erkek.

ERBEN: (Tür.) Er. – (bkz. Eralp).

ERBERK: (Tür.) Er. – Şimşek gibi yiğit.

ERBOĞA: (Tür.) Er. – Boğa gibi güçlü erkek.

ERBOY: (Tür.) Er. – Yiğit soydan gelen.

ERCAN: (Tür.) Er. – Canlı, diri, sıhhatli erkek.

ERCİHAN: (t.f.i.) Er. – Cihanın tanıdığı erkek.

ERCİVAN: (t.f.i.) Er. – Genç erkek.

ERCÜMENT: (Fars.) Er. – Muhterem, şerefli, itibarlı, haysiyetli, seçkin, saygın, değerli.

ERCÜVAN: (f.a.i.) 1. Erguvan çiçeği. 2. Kızıl şey. 3. Kırmızı kadife. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ERÇELİK: (Tür.) Er. – Çelik gibi güçlü erkek.

ERÇETİN: (Tür.) Er. – Sert, güçlü erkek.

ERÇEVİK: (Tür.) Er. – Çevik, hızlı erkek.

ERÇİN: (Fars.) – Merdiven, basamak. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ERDA: (Ar.) Ka. – Beyaz karınca.

ERDAL: (Tür.) Er. – Tek erkek, dal gibi uzun erkek.

ERDEM: (Tür.) Er. 1. Fazilet. 2. Maharet, hüner. 3. Liyakat. 4. Usta gemici. 5. İnsanın ruhsal yetkinliği.

ERDEMALP: (Tür.) Er. – Erdemli yiğit.

ERDEMAY: (Tür.) Ka. – (bkz. Erdem).

ERDEMER: (Tür.) Er. – Erdemli kimse.

ERDEMİR: (Tür.) Er. – Demir gibi güçlü erkek.

ERDEMLİ: (Tür.) Er. – Erdemli, faziletli.

ERDENİZ: (Tür.) Er. – (bkz. Deniz).

ERDEŞİR: (Tür.) Er. – Cesur, kahraman, aslan yürekli.

ERDİ: (Tür.) Er. 1. Amacına ulaşan, erişen. 2. Olgunlaşmış erkek. 3. Ermiş veli.

ERDİBİKE: (Tür.) Ka. – Olgunluğa erişmiş, deneyimli kadın.

ERDİM: (Tür.) Er. – (bkz. Erdem).

ERDİN: (Tür.) Er. – (bkz. Erdi).

ERDİNÇ: (Tür.) Er. – Duru, güçlü kuvvetli erkek.

ERDOĞAN: (Tür.) Er. – Yiğit doğan.

ERDÖNMEZ: (Tür.) Er. – Sözünden dönmeyen, doğru sözlü.

ERDURAN: (Tür.) Er. – (bkz. Erdönmez).

ERDURMUŞ: (Tür.) Er. – (bkz. Erduran).

ERDURSUN: (Tür.) Er. – (bkz. Erdurmuş).

EREK: (Tür.) Er. – Gerçekleştirilmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, hedef.

EREKEN: (Tür.) Er. – (bkz. Erek).

EREL: (Tür.) Er. – Erkek eli, güçlü el.

EREN: (Tür.) Er. 1. Yetişen, ulaşan, vasıl olan. 2. İyi yetişmiş kişi. 3. Cesur, yiğit adam. 4. Ermiş. 5. Koca, zevc. 6. Kişi, şahıs.

ERENALP: (Tür.) Er. – (bkz. Eren).

ERENAY: (Tür.) Er. – (bkz Eren).

ERENCAN: (Tür.) Er. – (bkz. Eren).