Vakıa Suresi 61. Ayet Meali ve Tefsiri
61 Sizin emsâlinizi değiştirmek ve sizi bilmediğiniz bir neş’ette yaratmak üzere kadiriz
61. Ey insanlar!. (Sizin emsâlinizi değiştirmek) Sizin şekillerinizi, huylarınızı değiştirmek (ve sizi bilmediğiniz bir neş’ettte yaratmak) şahsiyetlerinizi değiştirdikten sonra yeni bir şekil ve sûrette yaratıp iadede bulunmak (üzere) kaadiriz. Bizi bundan âciz bırakacak bir kudret sâhibi tasavvur olunamaz. Bütün kâinatta istediği gibi tasarruf edici olan, ancak yaratıcınızın zati kutsiyyet sıfatıdır.
Vakıa Suresi 62. Ayet Meali ve Tefsiri
62. Ve muhakkak ki, siz ilk yaradılışı bildiniz, o halde düşünmez misiniz?
62. (Ve muhakkak siz ilk yaradılışı bildiniz) İlk babanız Hz. Âdem’in nasıl bir kudret hârikası olarak vücuda getirilmiş olduğundan haberdarsınız, kendinizin de bir nice kuvvetlere özelliklere sâhip olmak üzere birer damla meniden yaratılmış olduğunuzu bilmektesiniz, (o hâlde düşünmez misiniz?.) Sizleri ilk kez böyle yaratmış olan bir Yüce Yaratıcı, sizleri öldürdükten sonra tekrar yaratamaz mı?. Bunu nasıl olur da düşünüp tasdik etmiyorsunuz?.
Vakıa Suresi 63. Ayet Meali ve Tefsiri
63. Şimdi ektiğiniz tohumu gördünüz mü? haber veriniz.
63. Bir kere de şu eser-i kudreti düşünmeli değil misiniz?. (Şimdi ektiğiniz tohumu gördünüz mü?.) Birer daneden ne kadar çok daneler, başaklar, çiçekler vücuda geliyor. Artık haber veriniz bakalım!.
Vakıa Suresi 64. Ayet Meali ve Tefsiri
64. Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz?
64. (Onu) O ekeni (sizler mi bitiriyorsunuz?.) onu öyle mükemmel bir hâlde geliştirip artırmaya siz mi kaadir oluyorsunuz?, (yoksa) Onu öyle mükemmel bir tarzda (bitirenler biz miyiz?.) şüphe yok ki, insanların o hususta hiçbir kabiliyeti yoktur, o tohumları topraklar içinde gelişip çoğaltmaya nâil eden, bir daneden nice daneler vücuda getiren ancak Yüce Yaratıcı Hazretleridir, bunu kim inkâr edebilir?.
Vakıa Suresi 65. Ayet Meali ve Tefsiri
65. Eğer dilese idik onu elbette bir ot kırıntısı yapardık. Artık siz, şaşırır dururdunuz.
65. İşte o Yüce Yaratıcı buyuruyor ki: (Eğer dilese idik onu) O ekini (elbette bir ot kırıntısı yapardık.) öyle güzelce gelişip çoğalarak kendisinden istifâde edilecek bir tarzda meydana çıkarmazdık, onun o fâideli varlığından bir eser görülmezdi. (artık siz şaşırır dururdunuz) ekinlerinizin en hâle geldiğini görüp hayretler içinde kalırdınız, istifâdeden mahrûm bulunur idiniz.
Vakıa Suresi 66. Ayet Meali ve Tefsiri
66. Şüphe yok ki, biz çok ziyana uğramışlarız, derdiniz.
66. (Şüphe yok ki, biz çok ziyana uğramışlarız.) Malımız, karşılıksız zayi olduğundan büyük bir azaba, helâke mâruz kalmışız derdiniz.
Vakıa Suresi 67. Ayet Meali ve Tefsiri
67. Belki biz mahrum kimseleriz, diye söylenirdiniz.
67. (Belki biz mahrûm kimseleriz.) Bize rızkımız men edilmiş bulundu, bizim bu ziraatımızdan bir nasibimiz yok imiş diye söylenirdiniz. Binaenaleyh ey inkârcılar!. Sizi de, sizin rızkınızı da yaratan, besleyen ancak Allahü Teâlâ’dır. Artık o Yüce Yaratıcı, sizleri daha sonra tekrar yaratamaz mı?. Neden bunu inkâr cehâletinde bulunuyorsunuz?.
Vakıa Suresi 68. Ayet Meali ve Tefsiri
68. Şimdi gördünüz mü, içer olduğunuz suyu?
68. Bu mübârek âyetler de başka bir hüccet olmak üzere Yüce Yaratıcı’nın bu âlemdeki diğer bir kısım tasarruflarını bildiriyor. İnsanların uyanmasına, istifâdesine vesîle olan bir parlak kudret eserine dikkatleri çekiyor. Bunları yaratan âlemlerin Rabbi’nin tesbîh ve takdis edilmesini emretmektedir. Şöyle ki: Ey insanlar!, (şimdi gördünüz mü?.) Haber veriniz (içer olduğunuz suyu) kendisiyle hararetinizi gidermek, hayatınızı devam ettirdiğiniz o büyük nîmeti.
Vakıa Suresi 69. Ayet Meali ve Tefsiri
69. Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiriciler bizler miyiz?
69. Evet.. (Onu) O pek fâideli suyu (buluttan siz mi indirdiniz?.) o su ile yeryüzünü vakit vakit siz mi hayat suyu içinde bıraktınız?, (yoksa) o suyu (indiriciler bizler miyiz?.) o suların sırf ilâhî kudret ile yeryüzüne indirilmiş olduğunu hiç düşünmez misiniz?.
Vakıa Suresi 70. Ayet Meali ve Tefsiri
70. Eğer dilese idik onu acı bir su yapardık, artık şükretmeli değil misiniz?
70. Evet.. O suları öyle şeffaf, lezîz, faydalı bir tarzda yeryüzüne indiren ancak kerem sâhibi Yüce Yaratıcımızdır. (Eğer dilese idik onu acı bir su yapardık.) ondan istifâde edemezdiniz. (artık şükretmeli değil misiniz?) Size o kadar tatlı suları veren, sizi o kadar kıymetli nîmetlere nâil buyuran Yaratıcınıza dâima kullukta, şükrü îfada bulunmalı değil misiniz?.
Vakıa Suresi 71. Ayet Meali ve Tefsiri
71. Sonra gördünüz mü o ateşi ki, çakıverirsiniz?
71. (Sonra) Ey insanlar!. Şunu da düşününüz: (gördünüz mü) haber veriniz bakalım (o ateşi ki, çakıverirsiniz?) bir yeşil ağaçtan çıkarmakta bulunursunuz.
Vakıa Suresi 72. Ayet Meali ve Tefsiri
72. Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar, biz miyiz?
72. (Onun) O ateşin (ağacını) o yaş, yeşil, ateşfeşan hârika ağacı (siz mi yarattınız) onu öyle garip, güzel bir şekilde vücuda getirdiniz (yoksa) onu (yaratanlar, biz miyiz?.) elbette şüphe yok ki, onu da sâir eşyayı da yaratan, meydana getiren, çeşitli özelliklere nâil buyuran, ancak Yüce Yaratıcı Hazretleridir.
Vakıa Suresi 73. Ayet Meali ve Tefsiri
73. Biz onu o ateşi bir ibret verici çöle konup göçenler için bir menfaat kıldık.
73. İşte O Yüce Yaratıcı buyuruyor ki: (Biz onu) O ağaçtan alınan ateşi (bir muhtıra) ilâhî kudret ile ne garip, hayret verici şeylerin vücuda gelebileceğini düşünmek için ve cehennem ateşini hatırlamak için bir ibret vesîlesi olarak vücuda getirdik, (ve sahraya konup geçenler için bir menfaat’ kıldık.) o ağaçtan çıkarılan ateş ile yolcular istifâde eder dururlar.
Çöllerde gezip duran Arap’lar “Merh” denilen bir yeşil ağacı “Afar” denilen diğer bir yeşil ağaca sürterek bunlardan bir su çıkar, ondan bir ateş meydana gelir. İşte soğuk, akıcı bir şeyden, öyle kızgın bir ateşin çıkması, ne büyük bir kudret eseridir. Nitekim çakmak taşlarından, elektriklerden ateşlerin çıkması da böyle birer yaratılış hârikasıdır. Artık bu hârikaları vücuda getiren Yüce Yaratıcı, insanları da öldürdükten sonra tekrar diriltemez mi?. Bunu hangi akıllı, insaflı bir kimse inkâr edebilir?.
Vakıa Suresi 74. Ayet Meali ve Tefsiri
74. Artık azim Rabb’inin ismiyle tesbihte bulun.
74. (Artık) Ey Yüce Peygamber!. Ve Ey kabiliyet sâhibi olan herhangi bir insan!. Bu kadar fâideli şeyleri kudretiyle yaratmakta olan kerem sâhibi (azim Rab’binin ismiyle tesbihte bulun.) O Yüce Yaratıcı’nın her türlü acz lekelerinden, ilâhlık şanına lâyık olmayan şeylerden yüce tutmaya devam et. İşte insanları öldürdükten sonra tekrar hayata erdireceği de muhakkaktır. O Yüce Yaratıcınızın böyle bir iadeye kaadir olduğunu da bilip itirafa devam etmeniz icabeder.
Vakıa Suresi 75. Ayet Meali ve Tefsiri
75. Artık hayır.. O yıldızların mevkilerine yemin ederim.
75. Bu mübârek âyetler de ilâhlık hakkındaki, delillerden sonra Kur’an-ı Kerim’in ilâhî bir kitap olduğunu kesin olarak bildiriyor. Kur’an-ı Kerim’in yüce vasıflarına işaret buyuruyor. O mukaddes kitaba karşı nasıl hürmette bulunulacağını gösteriyor. O Kur’an-ı Kerîm’e karşı hürmete aykırı, tekzîb eder hareketleri red etmekte ve kınamaktadır. Şöyle ki: (Artık hayır.) Muhakkaktır ki, (o yıldızların mevkilerine) onların gökteki akıp gittikleri, battıkları yerlere (yemîn derim.) yâni: O ibret verici yerlere, hâdiselere dikkatleri çekerek beyan olunacak şeyin bir hakikat olduğunu size telkîn eylerim.
Vakıa Suresi 76. Ayet Meali ve Tefsiri
76. Ve şüphe yok ki, o, eğer bilseniz, elbette pek büyük bir yemindir.
76. (Ve şüphe yok ki, o) Pek mühim yemîn (eğer bilseniz elbette ki.) onun büyüklüğünü ve ehemmiyetini itiraf edersiniz. Çünkü o, (pek büyük bir yemindir.) o yemîn edilen şey, uyanmak için dikkat çekecek bir hâdisedir, Cenab-ı Hak’kın kudretine, hikmetine, rahmetinin sonsuzluğuna delâlet eden bir vakıadır. Öyle bir nice yıldızların doğup sonra batmaları, bir hikmet sâhibi müessirin, bir kudret sâhibi yaratıcının varlığına büyük bir delildir. Binaenaleyh böyle muazzam kudret eserlerine Cenab-ı Hak’kın yemîn etmesi, bir olan zâtının kudretine, azametine dikkatleri çekmek hikmetini vesâire içermektedir.
Diğer bir yoruma göre de yıldızlardan maksat, Kur’an-ı Kerim’in zaman zaman parça parça nâzil olan âyetlerdir. Onun mevkilerinden maksat da, nâzil olduğu vakitlerdir. Şüphe yok ki, Kur’an-ı Kerim’in her âyeti de bir ilâhî rahmettir, bir ilâhî delildir.
İmam Kuşeyrî diyor ki: Bu, bir yemindir. Allah Teâlâ ise dilediği şeye kasem=yemîn eder. Fakat bizim için Allah Teâlâ’dan ve O’nun kadîm sıfatlarından başka bir şeye yemîn etmek selâhiyeti yoktur. “Sirac-i Münîr.”
Vakıa Suresi 77. Ayet Meali ve Tefsiri
77. Muhakkak ki o, elbette değerli bir Kur’an’dır.
77. (Muhakkak ki, o) Hakkında yemîn edilen, muksemmün aleyh bulunan şey, (elbette bir değerli Kur’an’dır) fâideleri pek çok olan, insanlığa selâmet ve saadet yollarını gösteren, en mühim ilmlerin esasını içeren bir ilâhî kitaptır.
Vakıa Suresi 78. Ayet Meali ve Tefsiri
78. Bir korunmuş kitaptadır.
78. O Kuranı Kerîm, (Bir korunmuş kitaptadır.) yâni: Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Onun âyetleri Cenab-ı Hak’kın koruması ve himâyesindedir. Onu orada Allah’a en yakın olan melâike-i kirâmdan başkası bilemez, başkalarına karşı kapalıdır.
Vakıa Suresi 79. Ayet Meali ve Tefsiri
79. Ona tamamen temiz olanlardan başkası el süremez.
79. (Ona) O mushaf-ı şerife (tamamen temiz olanlardan başkası el süremez.) binaenaleyh tam bir taharet hâlinde bulunmayan bir şahıs, Kur’an-ı Kerîm’i eline alamaz, yâni: Alması dînen yasaklanmıştır.
Cumhur-i ulemâya göre taharetsiz olan bir kimse, Kur’an-ı Kerîm’e dokunamaz, eline alamaz. Velev ki, bir kılıf, bir sandık içinde bulunsun. Fakat bir cemaate göre taharetsiz bir kimsenin Kur’an-ı mes etmesi câiz değilse de onu kendisine bitişik olmayan bir zarf, bir sandık içinde olarak eline alması câizdir.
İmam-ı Şafiî’ye göre bir cünüp, Kur’an-ı Kerîm’i okuyamaz, fakat bir abdestsiz müslüman, ezber olarak okuyabilir.
Çocukların Kur’an-ı Kerîm’i elerine alarak okumaları, bir zarurete binaen mübah bulunmuştur. Çünkü onlar, Kur’an-ı okuyup öğrenmek mecburiyetindedirler ve onlar mükellef değildirler. Fukahanın beyanatında işaret vardır ki: Kıraat hükmü, maksada göre değişir. Binaenaleyh cünüp için zikr, tesbîh ve dua câizdir. Yâni: Bunların Kur’an okumak kasdiyle olmaksızın yapılması, mübahtır. Haiz ve nüfesa da bu gibi ahkâm hususunda cünüp gibi sayılırlar.
“Rühülbeyan, Sirac-i Münîr.”
Bu âyet-i kerîm’e şöyle de yorumlanmıştır: O levh-i mahfuza günahlardan tertemiz olanlardan başkası, yâni: Meleklerden başkası dokunamaz.
Vakıa Suresi 80. Ayet Meali ve Tefsiri
80. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
80. O Kur’an-ı Kerim (âlemlerin Rabbi tarafından) müneccemen, yâni: Sûre sûre, âyet âyet olarak (indirilmiştir.) O öyle kutsiyyete sâhiptir. O hâşâ bir sihir, bir kehanet, bir şiir kabilinden değildir, onun şanı bu gibi şeylerden yücedir, artık ona her bakımdan hürmet lâzımdır.
Vakıa Suresi 81. Ayet Meali ve Tefsiri
81. Şimdi siz mi bu kelâma ehemmiyet vermeyicilersiniz?
81. (Şimdi siz mi?) Ey bir takım inkârcılar!. (Bu kelâma ehemmiyet vermeyicilersiniz?.) Bu ilâhî kelâmı hor gören, buna yağ sürmek isteyen, bunu lekedar etmeğe cür’et gösteren sizler misiniz? Ne aşağılık ki, böyle bir cür’ette bulunuyorsunuz?.
§ İdhan; Lügâtte yağ sürmek demektir. Bir hususta küçümseme, mülayenet göstermek yerinde kullanılır. Binaenaleyh “müdhin” de, mütehavin mânâsına dır ki, bir şeye hor bakan, hakir gören demektir.
Vakıa Suresi 82. Ayet Meali ve Tefsiri
82. Ve rızkınızı siz muhakkak kendinizin yalanlamanızdan ibaret mi kılacaksınız?
82. (Ve) Ey inkârcılar!, (rızkını) Haz ve nasibinizi, Kur’an’dan istifâde etmenizi (yalanlamanızdan) o apaçık kitabı tekzîb etmenizden (ibaret mi kılacaksınız?.) öyle bir nîmete nâil olmanızdan dolayı şükretmeniz lâzım gelirken, sizin onu inkâr etmeniz, ne kadar bir cehâlet eseridir. Bu inkârınızdan ne istifâde edeceksiniz?.
Şuna da işaret vardır ki: Ey inkârcılar!. Siz dünyada bir rızka, bir servete nâiliyet için dinsizliği, Kur’an-ı Kerim gibi ilâhî bir kitabı tekzîb etmeyi bir vesîle mi ediniyorsunuz?. Öyle inkârcı bir hâlde yaşamanızı dünyalığa nâilliyete bir sebep mi sanıyorsunuz?. Bu ne kadar yanlış bir düşünce!. Ne kadar kâfirce bir hareket?. Şüphe yok ki, rızkı da, ebedî selâmet ve saadeti de kullarına ihsân eden, ancak Allahü Teâlâ’dır. Onun dinine, onun kitabına sarılanlar, daimî şekilde hakikî nîmetlere, saadetlere nâil olurlar. O Yüce Yaratıcı’nın dinine, kitabına muhalefet edenler de ebedî mahrûmiyetlere mâruz kalırlar.
Vakıa Suresi 83. Ayet Meali ve Tefsiri
83. Artık, değil mi ki, can boğaza geldiği vakit.
83. Bu mübârek âyetler de kâinatı yaratanı inkâr edenleri kınıyor. Eğer onlar, Yüce Yaratıcıyı inkâr edip de kendilerinde bir yaratıcılık sıfat görüyorlarsa ölmek üzere olan bir şahsın tekrar hayata kavuşturulmasını temin etmelerini kendilerine teklif ile onların acz ve cehâletlerini teşhîr buyuruyor. Allah’a yakınlardan olan zâtlar ile defteri sağından verilen zâtlara da âhirette nâil olacakları nîmetleri ve iltifatları müjdeliyor. İnkârcı, sapık şahısların da âhirette ne kadar ceza çekeceklerini gösteriyor. Bu verilen haberlerin bir kesin hakikat olduğunu bildiriyor ve Yüce Yaratıcı’nın tesbîh ve tenzîh edilmesini emretmektedir. Şöyle ki: (artık değil mi ki?.) can (boğaza geldiği vakit) sizden birinin ölümü anında ruhu boğazına dayanıp çıkmak üzere bulunduğu zaman.
Vakıa Suresi 84. Ayet Meali ve Tefsiri
84. Ve siz o zaman bakar durursunuz.
84. (Ve) Halbuki, (siz) ey öyle ölüm hâlinde bulunan kimsenin yanında bulunanlar!. (O zaman) Ona (bakar durursunuz) elinizden bir şey gelmez, bir seyirci vaziyetinde bulunmuş olursunuz.
Vakıa Suresi 85. Ayet Meali ve Tefsiri
85. Ve biz o can çekiştirene sizden daha yakınız. Velâkin siz göremezsiniz.
85. (Ve) Halbuki, (biz) yâni: Ruhları almaya memur olan melekler ve ilim ve kudret ve tasarruf itibariyle bir olan zatım, o can çekiştirene (sizden daha yakınız.) siz onun zahirî hâlini görürsünüz. Cenab-ı Hak ise onun bütün ahvâlini, bütün mukadderatını bilmektedir. Onun ne hâlde olduğunu, nasıl bir gâyeye kavuşacağını görüp bilmektedir.
Vakıa Suresi 86. Ayet Meali ve Tefsiri
86. O halde haydin, eğer siz cezâ görmeyecekler oldunuz iseniz.
86. (O hâlde) Ey âhiret hayatını inkâr edenler!, (haydin! Eğer siz ceza görmeyecekler oldunuz iseniz?.) Siz yeniden hayat bulup hesaba, cezaya ilâhî kahra mâruz kalmayacak kimseler bulundunuz iseniz.
Vakıa Suresi 87. Ayet Meali ve Tefsiri
87. Onu o boğaza gelmiş canı geri çevirseniz a.. Eğer siz doğru kimseler oldunuz iseniz!
87. (Onu) O boğaza gelmiş canı, o çıkmak üzere bulunan ruhu (geri çevirseniz a) evvelki hâline iâde edip de sâhibini hayatta bıraksanız a!, (eğer siz doğrular oldunuz iseniz?.) kıyamet hayatını inkâr hakkında, Allah’ın yaratıcılığını tasdik etmeme hususunda doğru sözlü kimseler iseniz, öyle ölüm hâlinde bulunan bir kimseyi ölümden kurtarmalı değil misiniz?. Heyhât!. Sizin için bu ne mümkün!.
Vakıa Suresi 88. Ayet Meali ve Tefsiri
88. Artık o ölen eğer Allah’a yakınlardan oldu ise:
88. (Artık) insanlar, herhâlde öleceklerdir, ve onlar üç tabakaya ayrılmış bulunacaklardır. Şöyle ki: Ölen bir insan (eğer -Allah’a- yakınlardan oldu ise) pek ziyade ibâdet ve takvâsıyla mânevî yakınlığa nâil zâtlardan bulundu ise ne büyük mükâfatlara nâil olacaktır.
Vakıa Suresi 89. Ayet Meali ve Tefsiri
89. İşte ona bir rahat, bir güzel rızk ve bir naîm cenneti vardır.
89. (İşte) Ona, öyle yakın olma şerefine mazhar zâta (bir rahat) bir rahmet, bir ebedî istirahat vardır ve (bir güzel
rızk) vardır. Pek güzel nîmetlere, pek ziyade hoş, güzel râyihalı bitkilere, çiçeklere nâil olacaktır (ve bir naîm cenneti) vardır. Çeşitli nîmetleri, meyveleri kapsayan bir bostana, bir saadet yurduna kavuşacaktır.
Vakıa Suresi 90. Ayet Meali ve Tefsiri
90. Ve eğer Ashab-ı Yemîn’den ise:
90. (Ve eğer) O ölen zât (Ashab-i Yemîn’den ise) amel defterleri sağ tarafından verilecek mü’minlerden bulunuyorsa:
Vakıa Suresi 91. Ayet Meali ve Tefsiri
91. İmdi sana Ashab-ı Yemîn’den selâm denilecektir.
91. O zâta hitaben kendisi gibi Ashab-ı yemîn tarafından selâm verilecek. Ona hitaben: (Sana Ashab-i Yemîn’den bir selâm) denilecektir. Yâni: Biribirlerini selâmetle, saadete nâiliyetle müjdelemiş olacaklardır.
Diğer bir yoruma göre de melekler, o zâtı müjdeleyerek derler ki: Artık sana bir korku yoktur, sen selâmete ermiş bulunuyorsun, sen defteri sağdan verilenlerden bir zâtsın.
Vakıa Suresi 92. Ayet Meali ve Tefsiri
92. Ve fakat eğer tekzîb edenlerden, sapıklardan oldu ise:
92. (Ve fakat) O ölen şahıs, âhiret hayatını (eğer tekzîb edenlerden, sapıklardan) defteri soldan verilen inkârcılardan (oldu ise) öyle pek fâhiş bir inanç ile hayatı terk etmiş bulundu ise:
Vakıa Suresi 93. Ayet Meali ve Tefsiri
93. Artık ona da pek kaynar sudan bir ziyafet vardır.
93. (Artık) Ona da âhiret âleminde (pek kaynar sudan bir ziyâfet vardır.) yiyeceği zakkumdan neşet eden şiddetli bir hareket tesiriyle içmek mecburiyetinde kalacağı su, içerisini yakacak derecede sıcak bulunacaktır.
Vakıa Suresi 94. Ayet Meali ve Tefsiri
94. Ve cehenneme bir atılış da vardır.
94. (Ve) O inkârcı için bir ziyâfet olmak üzere (cehenneme bir atılış) da vardır. O, artık cehennemde ikâmete mecburdur. Orada çeşitli azaplara mâruz kalıp duracaktır.
Vakıa Suresi 95. Ayet Meali ve Tefsiri
95. Şüphe yok ki, bu, elbette bu, verilen haberler doğrusu bir hakikattir.
95. (Şüphe yok ki, bu,) mübârek sûrede bildirilen âhiret hayatı vesâire (elbette bu) verilen haberler (dosdoğru bir hakikattir.) bunlar Allah tarafından haber verilen ve haklarında birçok deliller bulunan birer sâbit, gelecek hâdiselerdir ki, sanki bugün gözler önünde görünür bir hâlde bulunmaktadır.
Vakıa Suresi 96. Ayet Meali ve Tefsiri
96. Artık yüce olan Rabbinin ismiyle tesbihte bulun.
96. (Artık) Ey Yüce Peygamber!. Ve ey o kadri yüce Peygambere tâbi olan ehli îman!, (azîm olan Rab’binin ismiyle tesbîhte bulun.) Size bu hakikatları haber veren, kulları hakkında lütuf ve ihsânı sonsuz bulunan azamet ve kudreti bütün âlemleri kuşatan merhametli, kerem sâhibi âlemlerin Rabbini tevhît ve tesbîhe, takdis ve yüceltmeye devam et. Öyle bir takım inkârcıların hâllerinden dolayı üzülme. O inkârcılar, elbette ki, lâyık oldukları cezalara kavuşacaklardır. Siz ehl-i îman, tevhît ve tesbîhe devam ediniz, insanlığın saadeti ancak bu sâyede meydana gelir. Nitekim bu mübârek sûreyi takip eden sûre-i Hadîdin ilk âyet-i kerîmesi de bütün göklerde ve yerlerde bulunanların âlemlerin Rabbini tesbîh ve yüceltmede bulunduklarını beyan buyurmaktadır.
Rivâyet olunuyor ki: Resûl-i Ekrem Sallâlâhü Aleyhi Vesellem Efendimiz,

âyet-i kerîmesi nâzil olunca bunu rükûunuzda okuyunuz, diye buyurmuş ve

âyet-i kerimesi nâzil olunca da bunu secdelerinizde okuyunuz diye emretmiştir. “Essiracül’münîr.”
Bir hâdis-i şerif de şu meâldedir: “Her kim vakıa sûresini her bir gecede okursa ona fakirlik ebediyen isâbet etmez.” Hak Teâlâ Hazretleri cümlemizi Kur’an’ın feyizlerinden devamlı olarak faydalandırsın, âmin. Peygamberlerin efendisinin hürmetine duamızı kabul buyur..
Sonraki Sure: Hadid Suresi Meali ve Tefsiri