Sırat – İmam Gazali Ölüm ve Ötesi

Sırat

“Takva sahiplerini binek üzerinde ikram ile Rahman’a götürdüğümüz gün, mücrimleri de yaya ve susuz olarak cehenneme sürdüğümüz (gün)!” (Meryem, 85-86)

“Onları cehennemin yoluna götürün. Durdurun onları çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. (Saffaf, 23-24)
Bütün bu dehşetlerden sonra Allah Teâlâ’nın bu ayetleri hakkında düşün! Bu dehşetlerden sonra insan köprüyü geçmek için sevk olunur. Köprü, cehennem üzerine kurulmuş kılıçtan keskin ve kıldan daha incedir! Kim şu dünya âleminde dosdoğru bir yol üzerinde bulunursa, ahiret köprüsü üzerinde hafif olup kurtulur.

Dünyada istikametten ayrılan yükünü günahlarla ağırlaştırıp isyan eden köprüye ilk attığı adımdan kayar ve helak olur. Şu anda köprüyü ve inceliğini gördüğünde kalbine girecek korkuyu düşün!… Köprüyü gördükten sonra gözün köprünün altındaki simsiyah cehenneme ilişir. Sonra kulağına ateşin şiddetli sesi öfkesi gelir. Halinin zayıflığına, kalbinin ızdırabına, ayağının titremesine rağmen, kıldan ince kılıçtan keskin köprü üzerinde yürümeye zorlanırsın. Oysa günahlarla ağırlaşan bu bedenle yeryüzünde bile yürümen zordur.

Acaba bir ayağını köprünün üzerine koyduğunda keskinliğini hissettiğin, önünde ‘insanların kayıp düştükleri ve cehennem zebanileri tarafından çengellerle çekildikleri zaman, ikinci ayağını kaldırmaya mecbur olduğun zaman durumun ne olacaktır?
Onların ateşe baş aşağı nasıl düştüklerini, ayaklarının havada nasıl kaldığını müşahede ettiğinde durumun ne olacaktır? Bu manzara korkunç bir manzaradır. Ne zahmetli bir yokuş, ne dar bir geçittir orası! Öyle ise köprü üzerine sırtında günahların ağırlığı olduğu halde yürüdüğünü, köprüye çıktığını ve halkın cehenneme yuvarlandıklarını müşahede ettiğini, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in “Ya Rabbi! Selâmet kıl! Selâmet kıl! dediği cehennemin derinliğinden azap ve helak isteyenlerin sesinin kulağına yükselip geldiğini, köprü üzerinden birçok insanların kayıp düşüşünü gördüğünde durumunu düşün.

Acaba ayağın kayarsa pişmanlığın sana fayda vermezse helâk olmayı isteyip “İşte benim korktuğum buydu! Keşke hayatım için tedbir alsaydım. Keşke peygamberle beraber yol edinseydim! Vay hâlime! Keşke falanca adamı dost edinmeseydim. Keşke toprak olsaydım. Keşke unutulmuş olsaydım. Keşke annem beni doğurmasaydı” dediğinde halin nice olur?

İşte o zaman ateş seni yaka paça yakalar! Bir tellâl şöyle bağırır: “Cehennemde ümitsiz olun! Benimle konuşmayın.”

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Köprü cehennemin parçaları arasında kurulur. Köprüyü peygamberlerden, ümmetiyle beraber ilk geçen ben olurum. O gün peygamberden başkası konuşamaz. O günde peygamberlerin duası “Ya Rab! Selamet kıl! Ya Rab! şeklindedir.

Cehennemde (çölde bulunan) sa’dan dikeni gibi çengeller vardır. Siz sa’dan dikenini gördünüz mü?

– Evet ya Rasulullah gördük!

O çengeller sa’dan diken gibidirler. Onların büyüklüğünü Allah’tan başkası bilmez. İnsanlar amellerinden ötürü tutulur. Onlardan kimi amelinden ötürü helak olur, kimi küçültür, sonra kurtulur.” (Müslim-Buhari)
Ebu Saîd el-Hudrî, Hz. Peygamberin (s.a.v.) şöyle dediğini rivayet ediyor:

“İnsanlar cehennem köprüsünün üzerinden geçer. O köprünün üzerinde demir dikenler, çengeller vardır. Sağdan soldan insanları kaparlar. Köprünün iki tarafında melekler vardır. O melekler derler ki: “Yarab! Selim kıl! Yarab! Selamet bırak!” İnsanların kimi şimşek gibi geçer, kimi rüzgar gibi, kimi at gibi, kimi süratli bir yürüyüşle, kimi normal bir yürüyüşte yürür, kimi sürüngenler gibi sürünür, kimi zorlukla yürür. Cehennem ehline gelince, onlar cehennemde ne ölürler ne yaşarlar. Bazı insanlar bir takım günah ve hatalardan dolayı muaheze olunurlar. Yanarlar, kömür olurlar, sonra şefaat için için verilir.” (Müslim-Buhari)

Enes b. Mâlik, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şöyle dediğini rivayet ediyor:
“Köprü, kılıcın keskinliği veya kılın inceliği gibidir. Belekler mü’min erkekler ile mü’min kadınları kurtarırlar. Cebrail (s.a.) benim belim (kemerim)den tutar. Ben Ey Rab! Selim kıl, selim kıl! derim. O günde kayan erkekler ile kayan kadınlar pek çoktur. (Beyhaki, Şuab’ul-İman)