Cehennem Dehşeti ve Azabı – Ölüm ve Ötesi

Cehennem Dehşeti ve Azabı

Ey nefsinden gafil! Yok olmaya yaklaşan ve şu fani dünyasının meşgaleleriyle aldanan kişi! Kendisinden göç edip gideceğin dünya hakkında düşünmeyi bırak! Ebediyyen kalmak üzere varacağın ahiret için düşün! Zira sana haber verilmiştir ki ateş, bütün insanların varacağı yerdir.

“İçinizden oraya gitmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür. Sonra Allah’tan sakınanları kurtarırız ve zalimleri öyle diz üstü çökmüş olarak bırakırız.” (Meryem, 71-72)

Senin cehenneme uğraman kesindir. Cehennemden kurtulacağın ise şüphelidir. Öyleyse oraya girme korkusunu düşün! Böylece ondan kurtulmak için hazırlık yapman umulur. Mahlûkların hallerini düşün ki kıyametin dehşetlerinden çektiklerini çekmişlerdir.

Kıyametin üzüntü ve dehşetleri içinde ve kıyamet haberlerinin hakikatini şefaatçilerin şefaatini beklerken, ansızın mücrimlerin etrafını karanlıklar kaplar. Onların üzerine alevli bir ateş gölge yapar. O ateşin nefes alıp vermesini ve homurtusunu dinlerler. Bu homurtu da ateşin şiddetli öfkesinden haber verir. İşte bu anda mücrimler helak olacaklarına kesin gözüyle bakarlar. Ümmetler diz üstü çökerler, hatta günahtan beri onlar bile bu kötü neticeden korkarlar. Zebanilerden bir tellâl çıkıp şöyle bağırır:

– Dünyada nefsini tûl-i emel ile aldatan ömrünü kötü işlerde harcayan falan oğlu falan nerede.
Böylece demirden yapılmış tokmaklarla o kimsenin üzerine üşüşürler, tehditlerin büyükleriyle onu karşılarlar. Onu şiddetli azaba sevk ederler. Cehennemin derinliğine baş aşağı atarak şöyle derler:

“Tad, zira sen kendince üstündün, şerefliydin.” (Dûhan, 49)

Etrafları dar, yolları karanlık, tehlikeleri belli olmayan, içinde ebediyyen esir kalınan ateş yanan, içindeki içkileri sıcak su olan bir yurtta bulunurlar. Ebedi kalacakları yer cehennemdir. Zebanilerin tokmaklarıyla ezilirler. Cehennem kendilerini toplar. Onların, o yurttaki istekleri helak olmaktır. Fakat oradan kurtuluşları yoktur. Ayakların alınlarına bağlanmış, gözleri günahlarının zulmetinden simsiyah kesilmiştir.
O yurdun köşelerinden şöyle bağırırlar:

– Ey Mâlik! Bize azap tatbik edildi! Bize vurulan prangalar ağır bastı. Ey Mâlik! Derilerimiz porsudu! Ey Malik! Bizi buradan çıkar. Muhakkak ki biz bir daha kötülüklere dönmeyeceğiz.
Bunun üzerine zebaniler der ki: “Heyhat! Nereden çıkacaksınız! Artık temennilerin zamanı geçmiştir. Zillet evinden sizin için çıkış yoktur. Orada ümitsiz olun, konuşmayın! Eğer siz oradan çıkarılmış olsanız muhakkak yasaklandığınız şeylere tekrar dönersiniz!”

Onlar için demirden yapılmış tokmaklar vardır. O tokmaklarla alınları kırılır. Ağızlarından irin akar. Susuzluktan ciğerleri paramparça olur. Gözbebekleri yanakdan üzerine akar. Yanaklarından etleri düşer. Her taraftan kıllar düşmeye başlar. Hatta derileri düşer. Derileri püskürdükçe onlara başka deriler giydirilir. Kemiklerin etten sıyrılır. Ruhlar, damarlar, kemikleri bağlayan asablarla baki kalmıştır. Onlar, o ateşlerin alevleri arasında ümitsiz kalır. Onlar bu durumda ölümü temenni ederler. Fakat ölmezler.

Hz. Ali, Hz, Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet eder:
“Hüzün kuyusundan (veya vadisinden) Allah’a sığınırız!
Ey Allah’ın Rasulü! Hüzün kuyusu ne demektir?

Cehennemde bir vadidir ki cehennem her gün yetmiş defa onun şerrinden Allah’a sığınır. Allah onu Kur’an okurken riyakarlık yapanlar için hazırlamıştır;” (İbn Adiy)

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle demiştir: “Cehennem ehlinin azabı en az olanına cehennemde ateşten yapılmış iki papuç giydirilir ki onların hararetinden onun beyni fikir fıkır kaynar,”

“Eğer (susuzluktan) feryad edip yardım isteseler erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir ve ne kötü bir dayanacak (koltuk)tur.” (Kehf, 29)

“Sonra onların yemeklerine bak! Yemekleri Zakkum’dur.
Sonra siz ey sapık yalancılar! Elbette bir zakkum ağacından yiyeceksiniz. Karınlarınızı onunla dolduracaksınız. Üstüne de kaynar su içeceksiniz! Öyle ki suya kanmayan develerin içişi gibi içeceksiniz.” (Vakıa, 51,55)
“O cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır. Tomurcukları şeytanların başları gibidir. Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla doyuracaklar. Sonra onların bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır. Sonra dönecekleri yer şüphesiz ki cehennemdir.” (Saffat, 64,68)

“Kızgın ateşe girerler. Kaynar bir kaynaktan içirilirler.” (Gaşiye, 4-5)

Cehennem ehli şöyle der:
“Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün. İki defa dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik: Şimdi (şu ateşten) çıkmak için (bize) bir yol var mı. Fakat var mı (dönüp dünyaya) çıkmaya bir yol?” (Mü’min, 11)