“Allah, iman edip salih ameller işleyenleri de altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Orada altından bilezikler ve inciler takınırlar. Orada giysileri de ipektir.” (Hacc, 23)
Bu hususta ayetler çoktur. Bu hususun hadislerdeki tafsilatı ise şöyledir.
Ebu Hureyre, Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
“Kim cennete girerse nimetlere garkolur ve hastalanmaz. Elbisesi çürümez, Gençliği tükenmez. Cennete hiçbir gözün görmediği hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin kalbinden geçmeyen nimetler vardır.”
Bir kişi, Hz. Peygamber’e ‘bize cennet ehlinin elbiselerinden haber ver! Acaba onların elbiseleri yaratılan bir şey midir yoksa örülen bir şey mi? diye sordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber bir zaman sustu orada bulunanların bazısı güldü. Hz. Peygamber “neden gülüyorsunuz? Bir alimden soran bir cahilin haline mi gülüyorsunuz?” dedi. Bunları söyledikten sonra Hz. Peygamber (s.a.v.): “Cennet meyveleri elbiseleri iki defa çıkarır” Yani “tomurcuklar senede iki defa yarılıp içlerinden elbiseler çıkar ve haftada veya günde iki defa olur.”
Ebu Hureyre, Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
“Cennete giren ilk zümrenin sûretleri dolunay gibidir. Onlar Cennete tükürmez ve sümkürmezler. Taharet yapmazlar. Kapları altın ile gümüştendir, terleri misktir. Onların her biri için iki zevce vardır. O zevcelerin kemikleri içerisinde bulunan ilik güzelliklerinden ötürü etlerinin arkasından görünür. Onların arasında iltifat olmaz. Biri birinden buğz etmez. Kalpleri bir kalp gibidir. Sabah akşam Allah’ı tesbih ederler.”
“Allah, iman edip salih ameller işleyenleri de altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Orada altından bilezikler ve inciler takınırlar.” (Hacc, 23)
Hz. Peygamber (s.a.v) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur:
“Onların başında taçlar vardır. O tacın üstündeki incilerin en düşüğü doğu ile batı arasını aydınlatacak kadar parlaktır.
Cennet çadırı içi boş bir şeydir. Onun uzunluğu altmış mildir. Onun her köşesinde mü’min için başka bir aile efradı vardır ki diğerleri onları görmez.”
İbn Abbas “Hayme, içi boş bir dürr’dür. Bir fersahın karesi kadardır. Onun altından yapılmış dört bin kapısı vardır” demiştir.
“Ve yükseltilmiş döşekler üzerindedirler.”
Hz. Peygamber (s.a.v.) bu ayetin tefsirinde “iki döşeğin arası yer ile gök arası kadardır” buyurmuştur.