ALLAH’DAN BAŞKASINI DOST EDİNMEK

Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki: – Zalimlere meyletmeyiniz ki, cehennemi boylamayasınız. Zaten Allah’tan başka yardımcılarınız yoktur. Sonra O’ndan yardım göremezsiniz. (97) Hud Sûre-i Celilesi. 113.

Bir tefsir âlimi yukardaki âyet hakkında şunları yazıyor,

«Bütün dil âlimleri ayette geçen «rükün» kelimesinin azlık-çokluk farkı söz konusu – olmaksızın kayıtsız şartsız olarak «meyil ve sığınma» manasına geldiğinde görüş birliği içindedirler.

Abdurrahman Zeyd. «Buradaki Ruk’un» yardakçılık etmektir.

Bu da zalimlerin küfrüne karsı ses çıkarmamaktır» der.

İkrime (R.A.) ise onlara meyil göstermeyin yasağının «Onlar ile hiç bir şekilde işbirliği yapmayınız» demek olduğunu belirtir.

Anlaşılıyor ki ayetle umumî olarak müşriklerle fasık Müslümanlara meyil etmek yasaklanmıştır.

Nisabûrî tefsirinde der ki. «muhakkikler bu ayette yasaklanan «meyil göstermesinin «zalimlerin tutumundan memnun olma, onların yolunu başkalarına karşı övmek ve güzel göstermek ve onların her hangi bir haksız davranışına ortak olmak» demek olduğunu belirtiyorlar. Bu görüşü ileri sürenlere göre, herhangi bir zararı önlemek üzere veya geçici de olsa belirli bir yarar sağlamak amacı ile zalim yetkililere başvurmak ayette yasaklanan «meyil göstermek» mefhumuna girmez.

Nisabûrî diyor ki «Bence bu görüş, yasama ve ruhsat yoludur, zalimlerin hepsi ile uzak kalmak iktiza eder, Allah kuluna kâfi değil midir?;

>Ben de derim ki Nisaburi (r.a.) doğru söylemiştir, zalimlere meyletme maddesini kökünden kesmek evlâdır. Bu husus bu zamanlardaki kötülükten nehiy, iyiliğe emir mümkün olamıyor. Hâlbuki zalimlere meyletmede nice aldanma ve aldatmalar vardır.

Bazı bakımlardan davranışları zulüm sıfatını kazananlara belli belirsiz meyil göstermek, insanı bu şekilde cehennemin ateşine yakalanmaya sürüklüyorsa zulüm ve haksızlığın içine batmış, kimseler son derece meyletmek, onların çevresine katılmaya, yardakçıları olmaya can atmak, onlarla samimi ahbaplıklar kurup kötülüklerinde davranış ortaklığına girişmek, verdikleri nişan ve rütbeleri takınmaktan iftihar duymak, onların geçici saltanatının parlaklığına kamaşan gözlerle bakmak, aslında başak tanesinden daha dayanıksız ve sivrisinek kanadından daha güçsüz oldukları halde geçici olarak ellerinde bulunan ihtişama imrenmek, eğer bütün bunlar, böylesine yürekten taraftar olmaktan ileri gelmiyorsa, bunlar hakkında ne demeli, istenen de…

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:«— insan dostunun dinindendir. Buna göre herkes kimleri dost edindiğine İyi baksın.

Rivayet olunur ki Peygamber’imiz (S.A.S.) söyle buyurmuştur:

«— İyi bir sohbet arkadaşı misk satıcısı gibidir, sana misk vermese bile üzerine kokusu bulaşır. Kötü bir sohbet arkadaşı körük çekene benzer, tutuşturduğu ateş seni yakmasa bile üzerine dumanı bulaşır.

Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki: «- Allah’tan başkalarını dost edinenler, ağdan yuva yapan örümcek gibidirler. Oysa ki, eğer bilseler, hiç şüphesiz örümcek yuvası yuvaların en çürüğüdür» (93) Ankebût Sûre-i Celilesl. 41.

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Bir zengine zenginliğinden- dolayı saygı gösteren kimse dininin üçte birini kaybetmiştir.»

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:«- Fâsık övüldüğü zaman Allah gadaba gelir ve bu yüzden Arş titrer. Allah buyuruyor ki:

– O gün biz herkesi teker teker imamı ile çağırırız. Kitabı sağdan verilenler yok mu? Onlar kitaplarını okurlar ve en ufak bir haksızlığa uğratılmadıklarını görürler» (99) Isra Sûre-i Celilesi. 71.

Herkesin imamı çağrıldığı bildirilen yer. «Arasat» meydanıdır.

Tefsir âlimleri ayette «herkesin teker teker birlikte çağırılacağını» belirttiği imam’ın» ne manaya geldiği hakkında farklı görüşler ileri sürüyorlar.

İbni Abbas (R.A.) ile ona katılanların görüşüne göre ayetteki imâm, içinde herkesin amelleri yazılı bulunan defterdir. Buna göre ayetten maksadın herkes defteri ile birlikte hesaplaşmaya çağrılacağını belirtmektir. Kur’an’ın şu ayeti de bu görüşü desteklemektedir.

Ulu Allah şöyle buyuruyor: «- Amel defteri sağından verilenlere gelince onlar. «işte defterim, alın okuyun onu» derler. Buna karşılık defteri soldan verilenlere gelince onlar da «keşke defterim bana verilmeseydi!» derler.» (100) Hakka Sûre-i Celilesi. 19

İbni Zeyd (r.a.) der ki imam gökten indirilen kitaptır. Buna göre insanlar. «Ey İncil Ümmeti». «Ey Tevrat Ümmeti» ve «Ey Kur’an Ümmeti» diye huzura çağırılacaklardır.

Mücahid ve Katade’ye (r.a.) göre imâm, ümmetlerin peygamberleri demektir. Buna göre «İbrahim’e bağlı olanları getirin.» «Musa’ya uyanları getirin», «İsa’ya uyanları getirin» ve «Muhammed’e uyanları getirin» denilecektir.

Hz. Ali (r.a.) buyurur ki; «Bu ayetteki imam, insan topluluklarının her devirdeki imamı demektir. Buna göre her asrın halkı, emirlerini uygulayıp yasaklarından kaçındıkları önderle huzura, çağrılacaklardır.

ibni Ömer’in rivayet ettiği sahih bir hadise göre Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyurmuştur:

– Allah Kıyamet günü bizden önce ve sonraki bütün insanları bir araya topladığı zaman her gaddar namına bir sancak dikilerek» «bu adam falan falan kimselere haksızlık eden kişidir» diye ilân edilir.

Ebû Hureyre (R.A.) tarafından rivayet edildiğine göre. Peygamber’imiz (S.A.S.) yukardaki ayetin açıklaması hakkında söyle buyuruyor:

«- Onlardan biri çağırılarak defteri sağdan verilir, boyu atmış arşın olacak şekilde uzatılır, yüzü bembeyazdır.

Başına parlak inciden bir taç konur. Adam hemen arkadaşlarının yanına koşar, uzaktan onu görünce hep birlikte «Allah’ım! Bu adamı bizim yanımıza getir, onu hakkımızda uğurlu eyle, diye dua ederler. Adam yanlarına varınca onlara «müjdeler olsun, hepiniz ayrı ayrı benim gibi olacaksınız» der.»

Kâfire sıra gelince yüzü kararır, boyu Hz. Adem suretine göre altmış arşın olacak şekilde uzatılır. Onun başına da kâfirliğinin alâmeti olacak bir taç giydirilir. Arkadaşları onu görünce hep birlikte «Allah’ım! bunun şerrinden sana sığınırız, onu bizden ırak eyle, onu yerin dibine batır» derler.

Fakat adam onlara gelerek «Kahrolasıcalar hepiniz bu kılığa gireceksiniz» der.

Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:

«- Yeryüzü şiddetli sarsıntı ile sarsıldığı zaman. Yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insan «buna ne oluyor» dediği zaman. O gün yeryüzü bütün haberini söyler. Çünkü Rabb’i ona öyle vahyetmistir. O gün insanlar, kendilerine amelleri gösterilmek üzere bölük bölük çıkarlar. Kim zerre ağırlığınca iyilik yaparsa onu görür, kim zerre kadar kötülük islerse onu görür (101) Zilzâl Sûre-i Celilesi, 1-8.

İbni Abbas (R.A.) yukardaki sürenin «yeryüzü bütün ağırlıklarını çıkardığı zaman» mealindeki ayeti açıklarken «yâni yeryüzü en derin tabakasından sarsılarak içindeki bütün ölüleri ve gömülü hazineleri dışarıya çıkarır» demektedir.

Ebû Hureyre’nin (R.A.) rivayet olunduğuna göre Peygamberimiz (S.A.S.) söyle demiştir:

– O gün yer haberlerini söyler» ayetini okuduk da onun söyleyeceği haberler nelerdir, biliyor musunuz? dedi. Sahâbiler «Allah ve Rasûl’ü bilir» dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdu ki. «yeryüzünün haberlerini söylemesi her köle ve cariyenin üzerinde işlediği her amel hakkında şahitlik etmesidir.»

Taberanî’ye göre Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«- Yerden korunun. Çünkü o sizin ananızdır, ayrıca onun üzerinde, iyilik olsun, kötülük olsun her kim ne işlerse onu haber verecektir.»