RAHMAN SURESİ

65. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

65. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Bütün bu cennetler birer nîmettir, bunları inkâr etmek nasıl uygun olabilir?.

66. O ikisinde iki fışkıran pınar vardır.

66. (O ikisinde) Her mü’min’in nâil olacağı iki cennetin ikisinde de (iki fışkıran pınar vardır.)
lezîz lezîz suları feveran eder durur.

67. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

67. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Bu gibi birer hayat suyu kaynağı olan çeşmelerde birer mühim ilâhî nîmettir. Bunlar da elbette ki, inkâr edilemez.

68. O ikisinde her nevi meyve ve hurma ve nar ağaçları vardır.

68. (O ikisinde de) O ikişer cennetin her birinde pek fâideli olan (her nevî meyve) ve özellikle kış ve yaz bulunan ve birer gıda teşkil eden (hurma ve nar) ağaçları (vardır.) bunlardan da ehl-i cennet, faydalanarak zevk-u sefa içinde yaşarlar.

69. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

69. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Bütün bunlar birer ilâhî nîmettir, birer ilâhî lütuftur, bunları da inkâra kimsenin selâhiyeti yoktur.

70. O cennetlerde iyi huylu, güzel yüzlü kadınlar vardır.

70. (Onlarda) O cennetlerde (iyi huylu, güzel yüzlü kadınlar vardır.) her biri pek güzel ahlâk ile, pek güzel simâ ile vasıflanmış bulunmaktadırlar. Yüce Yaratıcı, onları öyle temiz, seçkin bir sûrette yaratmıştır.

71. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

71. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?) Bütün bunlar birer ilâhî nîmettir, birer ilâhî lütuftur, bunları da inkâra kimsenin selâhiyeti yoktur.

72. Onlar çadırlarda ikamete devam eden hurilerdir.

72. Evet.. O güzel, hayırlı kadınlar (çadırlarda) cennetlerde kendilerine mahsus, pek kıymetli, ferahlık veren ikâmetgâhlarda (ikâmete devam eden) örtülü, ötede beride dolaşıp durmaktan sakınan (hurilerdir.) ehl-i cennete vâ’dedilmiş olan pek güzel yüzlü, siyah gözlü kızlardır ki, gözlerini yalnız kocalarına tahsis ederek pek temiz bir hâlde yaşarlar. Pek seçkin örtülü hanımlardan bulunurlar. Bunlarda ne büyük birer nîmet!.

73. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

73. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Böyle temiz eşlere kavuşmak da birer ilâhî nîmettir, elbette ki, bunları inkârda aslâ uygun olamaz.

74. Onlara kocalarından evvel ne bir insan ve ne de bir cin dokunmamıştır.

74. (Onlara) O güzel hurilere (kocalarından evvel) o ikişer cennetlere nâil olan zâtlardan önce (ne bir insan ve ne de bir cin dokunmamıştır.) onlar, bâkire olarak kocalarına mahsus birer seçkin nîmetlerdir.

75. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

75. (Artık Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Bu kadar güzel, çeşitli nîmetlerden hangi birini inkâra cür’et edilebilir?. Böyle bir inkâr, büyük bir nankörlük eseri değil midir?.

76. O cennet ehli yeşil yastıklara pek güzel, nadir döşemelere yaslanmış bir hâlde bulunacaklardır.

76. O cennet ehli (Yeşil yastıklara ve pek güzel, nâdir) hoş, güzel (döşemelere yaslanmış) bir hâlde bulunacak (lardır) böyle çeşitli, istirahat sağlayan nîmetlere nâil olacaklardır.

77. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini tekzîb edersiniz?

77. (Artık) Ey insan ve cin zümreleri!. (Rab’binizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?.) Bütün bu sonsuz nîmetler, birer
ilâhî lütuftur. Mü’minler, bu nîmetlere nâil olacaklardır. Bunları inkâr edenler de kendi kötü inançlarının cezasına kavuşacaklar, bu nîmetlerden ebediyyen mahrum kalacaklardır. Çünkü âlemlerin Rabbi Hazretlerinin nîmetlerini bilip ona şükredenlerin hakkında o nîmetler artar, o inkâr etmek ise o nîmetlerden mahrumiyete sebep olur. Artık inkârcılar, nankörler bu âkıbeti bir düşünmeli değil midirler.

78. Celâl ve ikram sahibi olan Rabbinin ismi, mübarek yüce mukaddes olmuştur.

78. (Celâl ve ikram sâhibi olan) Kudret ve azametle, lütuf ve ihsân ile vasıflanmış bulunan (Rab’binin ismi) zât ve sıfatı (mübârek) yüce ve mukaddes (olmuştur) bütün âlemleri ve nîmetleri kudretiyle yaratan inkârcıları azamet ve celâliyle azaba çarptıran, itaatli kullarını da lütuf ve keremiyle nice nîmetlere nâil buyuran, ancak yüce yaratıcıdır. İşte o âlemlerin rabbi hazretlerinin varlığını, kudret ve yüceliğini, bütün ilâhî beyânlarını tasdik etmek ve yüceltmek, onun kulları için en mühim, en kesin bir kulluk vazifesidir. Bütün kulların selâmet ve saadeti, ebedî nîmetlere nailiyetleri ancak bu kulluk vazifesini ifâ etmelerine bağlıdır. Bu pek lüzumlu kulluk vazifesini ifâya muvaffakiyetimizi kerem ve merhamet sâhibi Rab’bimizden niyâz eyleriz. Başarı Allah’tandır.

Yorum Bırakın