KIYAMET SURESİ

27. Ve denilmiş olur ki: Tedavi edebilecek kim var!

27. (Ve) Etrafında bulunan ilgili kimseler tarafından (denilmiş olur ki: Tedavi edebilecek kim var?.) onu da ölümden kurtarabilecek mütehassıs bir doktor mevcut mudur?. Yâhut: Ölüm meleği, der ki: Bunun ruhunu rahmet melekleri mi, yoksa azap melekleri mi alıp kaldıracaktır?.
“Rak” kelimesi, Rukyede yâni: Dua ve efsunda bulunan, sözle veya fiille şifâya vesîle olan doktor demektir. Yukarıya çıkan, yükselen kimse mânâsını da ifade eder.

28. Ve onun şüphesiz bir ayrılış olduğunu sanmış bulunacaktır.

28. (Ve) O bekleme hâlinde bulunan şahıs (onun) o kendisine yönelen hâlin dünyadan (şüphesiz bir ayrılış olduğunu sanmış bulunacaktır.) artık mallarından, çoluk çocuğundan ayrılacağı hakkında kendisine bir kanaat gelmiş olacaktır.
Bu ilâhî beyan gösteriyor ki: Bir kimse ruhu bedeninde bulundukça öleceğine kat’î sûrette hükmedemez, daha bir müddet yaşayabileceğini ümit eder, ölümü hakkındaki fikri, bir zan mesabesinde bulunur. Gerçekten de nice hastalar vardır ki: Yaşamalarından ümit kesilmiş bir tarzda oldukları hâlde daha sonra yine şifâ bulmuşlardır. Nitekim mânevî hayattan mahrûm kalacakları kuvvetle zannedilen bâzı kimseler de daha sonra durumlarını düzelterek mânevî hayata nâil olmuşlardır, işte asıl en felâketli bir ölüme mahkûm olanlar da mânevî hayattan mahrûm kalanlardır.

29. Ve bacak da bacağa dolaşmış olacaktır.

29. (Ve) Ecel gelip çattığı bir vakitte ise (bacak da bacağa dolaşmış olacaktır.) bunların sâhibi, âciz ve miskinlik içinde kalacağı cihetle bunları hareket ettirmeğe güç yetiremeyecektir.
“İltifât” fazla sıkılığından dolayı birbirine dolaşmak ve çok olmak mânâsınadır.

30. O günde sevk olunmak, yalnız Rabbinedir.

30. (Artık o günde) ölüm vaktinde (sevkolunmak, yalnız Rab’binedir.) ölmüş kimsenin dünyadan alâkası kesilmiş, kendisi âhiret âlemine yönelmiştir. Onun hakkında hükm verecek olan, ancak Rabbül’âlemîn’idir. Eğer o, bir mü’mîn ise gideceği yer nihâyet Cennettir. Bilakis kâfir bir kimse ise ebedî sûrette sevk edileceği yer Cehennemden başka birşey değildir.

31. Fakat ne tasdîk etti ve ne de namaz kıldı.

31. Bu mübârek âyetler de kâfirlerin dünyadaki isyânkârca ve kibirlice hâllerini tasvîr ediyor. Onların helâke lâyık olduklarını gösteriyor. İnsanların başıboş bırakılmayacaklarını ve onların öldükten sonra Allah’ın Kudretiyle yeniden hayata kavuşacaklarını açık bir delil ile isbat etmektedir.
Şöyle ki, inkârcı insan, dünyada iken pek aşırı bir hâlde yaşadı, Cenab-ı Hak’kın bir nice nîmetlerine nâil oldu. (Fakat ne tasdik etti) Kendisini yaratmış, rızkılandırmış olan Kerem Sâhibi Yaratıcı’nın birliğini tasdikte bulunmadı. Ona ortak koşmaktan sıkılmadı (ve ne de namaz kıldı) üzerine düşen öyle büyük bir kulluk vazîfesini de yerine getirmiş olmadı.

32. Velâkin yalanladı ve yüz çevirdi.

32. (Velâkin yalanladı) Resûl-i Ekrem’in beyanlarını, Kur’an-ı Kerim’in hükümlerini inkâr eyledi (ve yüz çevirdi.) İbâdet ve itaatten kaçındı, kulluk vazifelerini yerine getirmedi.

33. Sonra da âilesinin yanına böbürlene böbürlene gitti.

33. (Sonra da) Bu kadar isyânca hareketile beraber (ailesinin yanına böbürlene böbürlene gitti.) Yaptığı kâfirce hareketlerini bir hüner imiş gibi sanarak onlar ile iftiharda bulundu. Nitekim bir nice inkârcı, kulluk vazîfelerinden nefret eden kimseler vardır ki: Kendilerinin bir nice câhilce asice hâllerini birer marifet, birer medeniyet eseri gibi görür, o hâllerîle gururlanırlar. Başkalarına karşı çalım satarak kendilerini aydın ve yüksek kesimden sanırlar, bu biçareler ne kadar karanlıklar içinde kalmış olduklarının farkına varamazlar.
“Tematti” iftihar ederek sallanmak, sallana sallana yürümek demektir.

34. Vay sana! Vay sana!

34. Artık ey gâfil insan! (Vay sana, vay sana) Yazıklar olsun sana… Allah seni helâk etsin, senin için lâyık olan Cehennem ötesidir.

35. Sonra yine vay sana! Vay sana.

35. Evet.. (Sonra yine vay sana!. Vay sana.) Sen ancak helâke lâyıksın Allâh-ü Teâlâ seni yakın bir helâke uğratsın, diğer bir görüşe göre de: Senin hakkında ateş daha yakın, daha uygundur.
“Evlâ” daha münâsip, daha yakın demektir.

36. İnsan sanır mı ki: Başı boş bırakılacaktır.?

36. Nedir bu cehâlet!. Öyle inkârcı bir (insan
sanır mı ki:) dünyada (başıboş bırakılacaktır.) hiç bir şey ile mükellef bulunmayacaktır. Yâhut kabrinde terk edilecek, bir daha hayata kavuşturulmayacaktır. O gâfil insan, hiç yaratılışın başlangıcını, hayatın gâyesini düşünmez mi?. Allah’ın kudreti ile öldükten sonra sonra tekrar hayata kavuşacağını hiç aklına getirmez mi?.

37. O dökülen meniden bir damla su değil mi idi?

37. (O) insan, vaktîle babasının sulbünden ana rahmine (dökülen meniden bir damla su değil mi idi?.) Öyle pek cüz’î, pek ehemmiyetsiz görülen asli bir maddeden ibaret bulunmuyor mu idi?. Elbette ki o, vaktîle öyle bir damla su durumunda idi.

38. Sonra bir kan pıhtısı oldu, artık Allah onu yarattı, sonra da azasını düzeltti.

38. (Sonra) da o bir damla hâlinde bulunan şahıs, Allah’ın kudreti ile (bir kan pıhtısı oldu) başka bir mahiyet aldı. (Artık) Allâh-ü Teâlâ, onu (yarattı) bir insan olmak üzere dünyaya gelmesini takdîr buyurdu, etten ve kemikten oluşmuş bir hâle getirdi. (Sonra da) Bütün azasını (düzeltti.) onu mükemmel bir sûrete soktu. Onu işitir, görür, konuşur bir kabiliyete muvaffak buyurdu.

39. Sonra ondan erkek ve dişi iki sınıfı var kıldı.

39. (Sonra ondan) O esasen bir damla sudan ibaret olan insan nev’inden (erkek ve dişi iki sınıfı) var (kıldı.) varlık alanına getirdi, bütün insan silsilesi, Allah’ın kudreti ile birer erkek ve dişi çocuk ve torundan ibaret olmak üzere yayılmaya başlamış bulundu. Bunlar, ne kadar büyük birer ilâhî kudret eseri!.

40. Artık o Yüce Yaratıcı ölüleri diriltmeye kadir değil midir? elbette kadirdi, İnandık..

40. (Artık O) Yüce Yaratıcı (ölüleri diriltmeye kaadir değil midir?) Bir damla sudan bu kadar yaratılış eserlerini var etmiş bir Yüce Yaratıcı, artık insanları öldürdükten sonra tekrar hayata kavuşturmaya kaadir olmaz mı?. Elbette ki, fazlasıyla bir kaadirdir. Yeniden yaratma ise ilk yaratmadan daha kolaydır. Elbette ki: İnsanlığı ilk olarak yaratan, yoktan var eden bir Hikmetli Yaratıcı, onları iadeye de, tekrar hayata
kavuşturmaya da her şekilde kaadirdir, Buna imânımız tamdır. Hak Teâlâ Hazretleri cümlemizi güzel itikattan ayırmasın Âmin.. Hamd âlemlerin Rabbinedir…

Paylaşırsak daha çok kişi faydalanır: