KIYAMET SURESİ

Bismillâhirrahmânirrahîm

Bu mübârek sûre, “El-Kâria” sûresinden sonra Mekke-i Mükerreme’de nâzil olmuştur. Kendisine “La Uksimü” sûresi de denir. Kıyametin hâllerinden yeminle bahsettiği için kendisine bu isimler verilmiştir. Kırk âyet-i Kerîmeyi içermektedir.
Bundan evvelki sûrede de kâfirlerin âhireti inkâr edip ondan korkmadıkları bildirilmiş idi. Bu sûrede ise kıyamet hakkında mükemmel deliller zikredilmiş ve kıyametin müthiş durumu bildirilmiş olduğu cihetle aralarında güzel bir irtibat bulunmaktadır. Bu mübârek sûrenin başlıca içeriği şunlardır:

1. Ölmüş, vücutları darmadağın olmuş kimseleri Yüce Yaratıcı’nın tekrar hayata kavuşturacağını kat’î bir sûrette beyan etmek.

2. Kıyamet kopacağı vakit kâinatta ne gibi değişmelerin meydana geleceğini ihtar etmek.

3. Resûl-i Ekrem’in vakit vakit vahy olunan Kur’an-ı Kerim’in âyetlerini ne kadar bir itina ile anlayıp alacağını tâyin etmek.

4. Âhiret gününde insanların nasıl muhtelif vaziyetlerde bulunacaklarını tasvîr etmek.

5. Kıyameti inkâr eden bir şahsın durumunun kötülüğünü teşhîr etmek ve insanları birer damla sudan yaratmış olan Hikmet Sâhibi Yaratıcı’nın ölüleri tekrar hayata kavuşturmaya kaadir olduğunu bildirmek.

1. Yok: Kıyamet gününe yemin ederim.

1. Bu mübârek âyetler, kıyametin büyüklüğüne, kusurlarından dolayı kendini kınayan nefsin ehemmiyetine işaret için Cenab-ı Hak’kın yemîn ettiğini gösteriyor. O Hikmet Sâhibi Yaratıcı’nın en harikulâde şeyleri vücuda getirmeğe kaadir olduğunu bildiriyor. Kıyametin kopma vaktini bir alay maksadîle soran şahsa da kıyametin üç nevî alâmetini haber veriyor. Şöyle ki: (Yok) Ey inkârcılar!. Sizin kıyameti inkâr hususundaki iddianız doğru değildir, (kıyamet gününe yemîn ederim.) Haşr ve neşir, haktır ve kıyametin vuku bulacağı muhakkaktır.

2. Yok: Kendini kınayan nefise de yemin ederim.

2. (Yok) Ey kıyameti inkâr edenler!. Sizin iddianız bâtıldır… (kendini kınayan nefise de yemîn ederim.) Kıyamet, şüphe yok ki, meydana gelecektir.
“Lâ” kelimesi malûm olduğu üzere bir olumsuzluk edatıdır, bu âyetlerdeki lâ, geçmiş bir sözü, bir iddiayı olumsuz kılmak içindir ki: Ona göre izahat verilmiştir. Fakat bir görüşe göre de bu Lâ edatı, yemini olumsuz kılmak içindir. O hâlde buyrulmuş oluyor ki: Kıyamet gününe ve kendini kınayan nefise yemîn etmem, böyle yemîne hâcet yok, kıyametin vuku bulacağı, Allah’ın kudretine göre imkânsız görülemez. Onun meydana geleceğini bütün Peygamberler, bütün semâvi kitaplar haber vermiştir. Artık nasıl olur da öyle bir hakikat inkâr edilebilir.

Yemîn olumsuz kılınmadığı takdirde ise, Hikmet Sâhibi Yaratıcı, kıyamet gününün büyüklük ve ehemmiyetine işaret içindir ki: Onu tasdik etmek itikadî esaslardan bulunmaktadır. Kendini kınayan nefise yemîn buyurulması da onun yüksek mertebesine işaret içindir. Çünkü kendisini kınayan nefis, bir seçkin nefistir ki: Yaptığı bir şerden dolayı pişmanlık duyar, noksan yaptığı bir hayırdan dolayı üzülür, onu fazlaca yapmak ister, dâima neticeye yönelik bulunur. Böyle bir nefis ise övgüye lâyıktır, İşte onun bu mertebesine işaret içindir ki: Kendisine yemîn edilmiştir.

Nefisler: Mertebeleri itibarîle nefis-i Emmare, Levvame, Mutmeinne, Mülheme, Zekiyye, Raziyye, Merziyye namîle diye yedi kısma ayrılmıştır. Bunların kötü olan kısmı, nefis-i Emmaredir. Bu nefis, kötüdür, dâima dînen câiz olmayan şeyleri emreder. İşte kıyameti inkâr edenler de birer nefis-i emmare sâhipleridir.

3. İnsan, sanır mı ki: Onun kemiklerini her hâlde bir araya toplamayacağız?

3. (İnsan) Âdem oğulları, yâni onların aralarındaki herhangi bir câhil (sanır mı ki, onun) öldükten sonra (kemiklerini her hâlde bir araya toplamayacağız?.) O insan, kendisinin ölüp bütün vücudu darmadağın oldukları sonra artık yeniden toplanarak hayata kavuşturulmasını imkânsız mı görüyor?. Böyle bir insan, Allah’ın kudretini bilip düşünemiyor demektir. Bu ne kadar cehâlet!.

4. Evet.. Parmaklarının uçlarını da düzeltmeğe kadiriz.

4. Yüce Yaratıcı buyuruyor ki: (Evet..) Kıyamet vuku bulacak, bütün insanlar yeniden hayata kavuşturulacaklardır. Şüphe yok ki, o insanın (parmaklarının uçlarını da düzeltmeğe kaadirleriz.) Evet.. Hikmet Sâhibi Yaratıcı, kudret ve azametîle bütün insanlığı yeniden asıl görünümüyle iâde ederek hayata kavuşturmaya fazlasıyla kaadirdir. Şüphesiz inanıyoruz. Bu nasıl imkânsız görülebilir?

“Bir rivâyete göre bu âyet-i kerîme Ebû Cehil veya Adiyibni Ebi Rebîa hakkında nâzil olmuştur. Adiy Resûllâh’a demiş ki: Kıyamete dair bana bilgi ver, ne vakit vuku bulacaktır. Hakikati nasıldır?. Peygamber Efendimiz de bilgi vermiş, o inkârcı Adiy de demiş ki: Ben o günü görecek olsam bile yine seni tasdîk etmem.

Allah, hiç bu kadar kemikleri dağıtıldıktan, toz toprak oldukları sonra bir araya toplar mı?. İşte bu âyet-i celîle, o gibi inkârcıları red için nâzil olmuştur ve pek mühim fennen hayret verici bir yaratılış eseri dikkatleri çekmektedir. Bilmektedir ki, parmak uçları birer hârikadır, milyonlarca insanın parmak uçlarındaki pek lâtif çizgiler, işaretler başka başka bulunmaktadır. Nitekim hırsızlık gibi bâzı hâdiselerin kimler tarafından yapılmış olduğunu anlayabilmek için parmak izlerine müracaat ediliyor. Artık böyle her türlü düşüncelerin üstünde milyonlarca eserleri, hârikaları yaratmış olan bir Yüce Yaratıcı, o parmak sâhiplerini ve nice emsâlini öldürdükten, darmadağın bir hâle getirdikten sonra tekrar yüce kudretiyle eski hâline getiremez mi?. İnanıyoruz getirebilir. Kudret eserlerini seyr eden herhangi bir akl sâhibi, bunu inkâr edemez.

5. Fakat insan diler ki: İlerisinde de isyana devam etsin.

5. (Fakat insan) Umumiyeti itibarîle insan nev’i garîb bir ruh hâline sâhiptir. (diler ki: İlerisinde de) İstikbâlde de, gelecek vakitler de (isyâna devam etsin.) günah ve isyân ile vakit geçirsin. Bu hâlinden dolayı bir üzüntü duymaz. Hainliği ıslâha çalışmaz. Tevbekâr olmak istemez. Diğer bir görüşe göre de insan, günahlarını öne alır, tevbesini ise geri bırakır, ileride tevbe edeceğim, ibâdetlerde bulunacağım der, öylece günahlara devam ederken kendisine ölüm gelmiş bulunur.

6. Sorar ki: Kıyamet günü ne zamandır?

6. Öyle günah ve isyâna devam eden bir şahıs, imkânsız görme ve alay etme maksadîle (sorar ki: Kıyamet günü, ne zamandır?.) o nasıl vücuda gelecektir. Yüce Yaratıcı da o günün ortaya çıkmasının gereği olan üç alâmeti haber veriyor.

7. Artık o zaman ki: Göz kamaşmış bir halde bulunur.

7. Birinci alâmet: (Artık o zaman ki: Göz kamaşmış bir hâlde bulunur.) Gözler, o günde görecekleri şiddetli şeylerden dolayı şimşeğe tutulmuş gibi bir hâle gelir.

8. Ve ay tutulmuş olur.

8. (Ve) İkinci alâmette (ay tutulmuş olur) ışığını kaybetmiş bulunur, parlaklık ve güzelliğinden eser kalmamış bir hâle gelir.

9. Ve güneş ile ay toplatılmış bulunur.

9. (Ve) Üçüncü alâmette (güneş ile ay toplatılmış bulunur.) birbirine kavuşmuş ikisi de ışıktan mahrûm kalıp simsiyah kesilmiş bir hâlde batı tarafından doğarlar.

10. O gün insan der ki: Kaçacak yer nerede?

10. (O gün) O enteresan, garîb hâdiseler meydana geldiği vakit, kıyameti inkâr etmiş olan (insan) hayret ve dehşet içinde kalarak (der ki:) Cehennemden (kaçacak yer nerede?.) nereye kaçıp da kurtulabilirim?. Heyhât.. Ne boş temennî, kaçıp kurtulmak ne mümkün.

Kâfirler, cehenneme sevk edileceklerini anlamış olacakları için böyle bir imkânsız temennîde bulunacaklardır. Mü’mînler de kıyamet günün pek dehşetli hâdiseleri görecekleri için böyle bir söz söyleyecek olabilirler. Fakat mü’mînler, Cenab-ı Hak’kın müjdelerine nâil olacakları için böyle bir heyecanda bulunacak olsalar da bu muvakkattir, onların hepsi de nihâyet cennetlere kavuşacaklardır.

11. Hâyır.. Hiç bir sığınacak yer yoktur.

11. Bu mübârek âyetler, kıyamette kaçıp kurtulacak yer arayacaklara cevap veriyor. İnsanların kıyamet günündeki heyecan dolu vaziyetlerini ihtar ediyor. Kur’an-ı Kerim’in vahy edilmesi esnâsında onu güzelce ezberlemek ve düşünmek için Resûl-i Ekrem’in nasıl bir durumda bulunmasını ve o ilâhî kitabın beyanlarına tâbi olacağını ve yüce kitabın mânâsını, Cenab’ı Hak’kın ilham ve izah buyuracağını beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: (Hayır) Kaçacak yer arama (hiç bir sığınacak yer yoktur.) Allah’ın emrinden kaçıp da kendisine sığınılacak bir yer bulamazsın, kendini koruyabilecek bir vasıta yoktur.
“Vezer” kelimesi; Hisar, Kal’a, Sağlam Dağ, sığınacak mahal mânâsınadır. Çoğulu “Evzâr”dır.

12. O günde durulacak makam, Rabbinin tarafından tâyin edilecektir.

12. (O günde durulacak makam) Varılacak yer (Rab’binin tarafından tâyin edilecektir.) yâni: Kıyamette gidilecek yer, Allah’ın dilediğine bırakılmıştır. Dilediği kulları Cennetlere ve dilediği kulları Cehennemlere sevk edilirler, lâyık oldukları yerlerde bulunurlar.

13. O gün insana ileri götürmüş olduğu şeyler ile geriye bırakmış olduğu şeyler haber verilecektir.

13. (O gün) O kıyamet koptuğu zaman, amellerin teraziye vurulup tâyin edildiği hesab ve ceza vakti (insana) hayır ve şer adına (ileri götürmüş olduğu şeyler ile geri bırakmış olduğu şeyler haber verilecektir.) Artık insan, hayırlı amellerine göre mükâfata erer. Şerli amellerinden dolayı da cezaya uğrar, yâhut öldüğü zaman, ikâmetgâhının Cennet mi yoksa cehennem mi olacağı kendisine bildirilir.