Haya Perdesini Yırtmayın!
Utanmak,
hayalı olmak bir insanı insan yapan temel değerlerdendir.
Utanmayan, haya perdesini sıyırıp atan insanlıktan
da çıkar. Sevgili peygamberimiz (asm) pek çok hadis-i
şeriflerde
bu husus üzerinde durmuştur. İki hadis-i şerife bakalım:
İbni Ömer'den (ra) şöyle rivayet edilir:
"Peygamberimiz (asm) bir adama bir diğerini utangaçlığından
dolayı ayıplarken rastladı. Adam anlatıyordu:
"'Bu
utangaçlığın sana çok zararı olur.'
"Bunun
üzerine Resulullah (asm), 'Bırak
onu. Muhakkak,
haya imandandır.'"
(Müslim,
İman; 59; Neseî, lman:27)
Ebû
Mes'ud'dan (ra) rivayet edildiğine göre Resulullah
(asm) şöyle buyurmuştur:
"Geçmiş peygamberlerden bize ulaşan söz de
şudur:
"Utanmadıktan sonra, istediğini yap."
(Buharı,
Enbiya: 54; Ebû Dâvud, Edeb: 6)
Haya,
yani utanma duygusunu yitiren insan, artık insanî
değerlerini yitirir ve ondan her türlü
kötü davranış beklenir.
Dinimiz,
hayalı olmaya büyük ehemmiyet vermiştir.
Rabbimiz Kur'an-ı Azimüşşan'da, Müslüman
hanımların hangi
erkeklerle görüşebileceklerini belirtmiştir. Müslüman
hanımların ve erkeklerin nâmahremlerle görüşmesi caiz değildir.
Hakeza, nâmahrem erkeklerin ve kadınların yekdiğerine gayr-i
ihtiyari bakışın dışındaki ikinci bakışları da caiz
değildir. Bakıştaki bu kontrollülük hep haya perdesini
muhafaza içindir.
Eskiden
büyükler çocukların yanında evlilik laflarını etmezlerdi.
Zira çocukların yanında evlilik bahsinin edilmesi ve onlara,
"Sana falanca kızı alacağız." Yahut, "Seni falanca oğlana
vereceğiz" gibi laflar edilmesi onların zihninde derin
iz yapmakta, onların
zihnini bulandırmakta, daha o yaşlarda
kafasında ciddi konular
yer etmemeye başlamaktadır. Bu bakımdan çocukların
yanında çok dikkatli konuşulmalıdır.
Gençler evlilik çağına
geldiklerinde, bizim o güzel örfümüze uygun arayışlarda
bulunulur, teşebbüse geçilir, hayırlı kısmet için
dualar edilir, mahremiyet perdesi yırtılmadan mes'ud yuvanın
temelleri atılır.
Günümüzde, medya, çarşı, pazar, sokak, sanki
sözleşmişçesine haya
perdesini paramparça etmeye çalışmaktadır.
Binaların cephelerini
afedersiniz, giyinik olmayan bayanların dev fotoğrafları
kaplamaya başlamıştır. Gazeteler ve TVler mahremiyet
tanımamakta, bir hanımın sadece ve sadece kocasının
görebileceği vücudu sanki pazarda et satılırcasına teşhir
edilmekte, kadınlara ait en mahrem hususlar reklam vasıtasıyla
ortalığa saçılmakta, meşru münasebetler, evlilik hayatının
dejenere edilmeden ve mahremiyete dikkat edilerek devam
ettirilmesi âdeta ayıp karşılanmaktadır.
Burada insanı dehşete düşüren bir husus da
şudur; iffetli ve hayalı
yaşamak isteyenlerin hakkına alenen tecavüz edilmekte
ve onların hayalı kalmasına neredeyse imkan bırakılmamakta,
hayalı yaşama hakları gasp edilmektedir. Yani Nasreddin
Hoca'nın "taşlar bağlı, itler serbest" fıkrası bu konuda da
geçerli olmaktadır, iyi de "hayalı yaşamak isteyenlerin
hakkını" kim koruyacak? [2 Haziran 2006]
Kaynak:
Kadınların Siperi ve Kal'ası Tesettür
Burhan
Bozgeyik
Said Yayınları