Başörtüsünün hükmü nedir?
Başı açık gezmek insanı nasıl bir tehlikeye götürür?
Bu hususta Kur’an-ı Kerimde iki ayet
mevcuttur. Bu ayetlerde Cenab-ı Hak gayet açık bir şekilde
mealen şöyle buyurmaktadır:
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve
mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış
örtülerini üzerlerine alsınlar.”(1)
“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar,
namuslarını da korusunlar, zinetlerini açmasınlar, bunlardan
görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini de yakalarının
üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.”(2)
Ayetlerde mü’min kadınların nasıl örtünecekleri, hangi
yerlerini açabilecekleri açıkça belirtilmiyor. Fakat şu
mealdeki hadis-i şerif ayetleri tefsir ediyor. Peygamberimiz
(a.s.m.) baldızı Hz. Esma’ya hitaben, “Ey Esma! Bir kadın
adet görmeye başlayınca el ve yüzünden başka yerini
yabancılara göstermesi caiz değildir.”(3)
Demek ki, büluğ çağına gelmiş olan Müslüman bir hanımın
başını kapatması hem Allah’ın hem de Peygamberin emridir.
Yani yüz kısmı açık kalacak şekilde başın kalan kısmını,
boyun ve göğüsleri örtmek farz-ı ayndır. Açmak ise bir
farzın terki sayıldığından haramdır. Allah ve Resulünün
emrini dinlemediği için günahkar olmakta büyük bir
mes’uliyet altına girer. Günahkar olan kimse, bu günahından
kurtulmak için tevbe istiğfar eder, Allah’tan affını diler.
“Ve bir günah işledikleri veya nefislerine
zulmettikleri zaman, Allah’ı anarak günahlarının
bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile
bile ısrar etmemiş olanlar. İşte onların mükafatı,
Rablerinden bir mağfiret ve ağaçları altında ırmaklar akan
Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel
yapanların mükafatı ne güzeldir.”(4)
Demek ki, bir tevbenin kabul olması, bir günahın affa
liyakat kazanması için hiçbir mazeret yokken o günahta ısrar
edilmemesi şartı aranmaktadır.
Bu husustaki bir hadisin meali şöyle:
“Mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde
siyah bir nokta belirir. Eğer o günahtan el çeker, Allah’tan
günahının affını dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir.
Eğer günaha devam ederse, o siyahlık artar. İşte Kur’anda
geçen ‘günahın kalbi kaplaması’ bu manadadır.”(5)
“Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır”
sözü mühim bir gerçeği dile getiriyor. Şöyle ki, bir günahı
işlemeye devam eden insan zamanla o günaha alışır, terk
edemez bir hale gelir. Bu alışkanlık onu gün geçtikçe daha
büyük manevi tehlikelere sürükler. Günahın uhrevi bir
cezasının olmayacağına inanmaya, hatta Cehennemin bile
olmaması gerektiğine kadar gider. (6)
Böyle bir tehlikeye maruz kalmamak ve şeytanın telkinlerine
kanmamak için bir an önce tövbeyi icap ettirecek günahı terk
ederek insanın kendine çeki düzen vermesi gerekir.
1) Ahzah Suresi, 59,
2) Nur Suresi, 31,
3) Ebu Davut, Libas 33,
4) Al-i İmran Suresi, 135-136,
5) İbn-i Mace Zühd 29,
6) Lem'alar s7, Mesnev-i Nuriye s115.
Mehmet Paksu