KADININ TESETTÜRÜNDE
ARANMASI GEREKEN ŞARTLAR
Geçmiş bölümlerde mezhep imamları ile müfessirlerin kadının
tesettürü ile ilgili izahlarını gördük. Hemen hemen hepsi de
mükemmel bir tesettürün sadece gözler açıkta kalmak şartıyla
olabileceğini beyan ettiler, Bu husus, yüz açılır diyenlerin
delillerinin azlığı ve zayıflığı ile de kuvvet kazanmış oldu.
Ancak tesettür mevzuu, yüzü kapatmanın yanında bazı yan şartları
da ihtiva etmektedir. Meselâ elbisenin süslü olmaması, şeffaf
olmaması, kadının dışarı çıkarken koku sürmemesi ve erkek
elbisesine benzer elbiseler giymemesi "Kadının hicabı" mevzuunu
mükemmele doğru yükselten şartlardır.
Şimdi bunları ayrı ayrı başlıklar halinde incelemeye çalışacağız
inşallah.
A.
Elbisenin Süslü Olmaması
1. Fudâla İbnu Ubeyd'den:
Rasulûllâh sallallahu aleyhi ve sellem: "Şu üç (kısım kimse)
den sorulmaz: (Yani bunlar sorgusuz sualsiz cehenneme atılırlar)
Cemaatten ayrılan, İmamına isyan eden ve asî olarak Ölen;
efendisinden kaçan ve bu hali ile ölen köle veya câriye, kocası
kendisinden ayrıyken dünya geçimi uğruna kocasının ardından
süslenen kadın."
buyurdu.
2.
Abdullah ibnu Amr radıyallahu anhdeh: Ümeyye binti Rakika
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sel-leme geldi ve İslâm üzere
biat etti. Rasulullah: "Allah'a şirk koşmaman, hırsızlık
yapmaman, zina etmemen, kendi aranızda meydana getirdiğiniz
iftiralarla çıkıp gelmemen, ölülerin arkasından bağırıp
çağırmaman ve cahiliyyedeki gibi süslenmemen şartıyla'biatını
kabul ediyorum." buyurdu.
Bu hadis-i şerfiler, kadının kocasından başkasına karşı
süslenmesinin haram olduğunu ifâde ediyor. Şunu da belirtelim
ki biat esnasında aleyhissalâtu vesselam, elini kadın eline
dokundurmamıştır.
Aişe validemizden de aynı keyfiyet rivayet ediliyor. Heysemîde
bu hadis-i şerifi Mecma'ında naklediyor ve Taberânî'nin rivayet
ettiğini, rivayet zincirindeki kimselerin hepsinin sika olduğunu
zikrediyor.
B. Elbisenin Şeffaf Olmaması
1. Alkame radıyallahu anhden:
Abdurrahman İbnu Ebî Bekr'in kızı Hafsa'yı, yan taraflarını
gösteren ince bir baş örtüsü ile Aişe'nin yanma girerken
gördüm. Aişe, bu ince başörtüsünü yırttı ve "Allah, Sure-i
Nûr'da ne indirdi bilmiyor musun?" dedi. Sonra bir başka baş
örtüsü getirtti ve ona giydirdi.
2. Abdullah îbnu Ebî Seleme'den;
Ömer İbnu'l-Hattâb radıyallahu anh, insanlara kubatî (ketenden
yapılmış kıptilere ait) elbisesi dağıtıyordu. "Kadınlarınız onu
gömlek yapıp giymesin" dedi. Bu sırada bir adam:
"Yâ
Emirel mü'minin, ben onu hanımıma giydirdim ne arkadan ne de
önden hiç bir şey belli olmuyordu." dedi. Ömer: "Bir şey belli
etmese dahi bedenini belli eder" dedi.
Bu nasslar kadının bedenini belli edecek tipte elbiseler
giymesinin haram olmasa da tahrimen mekruh olduğuna işaret
ediyor. Erkeklerin de böyle bir kadına tesettürlü olsa dahi
bakmaları caiz değildir.
3. Ebû Hureyre radıyallahu anhden
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ateş
ehlinden iki sınıf ki, öyle zelil bir topluluğa hiç
rastlamamıştım. Bir topluluk, ellerindeki inek kuyruğu gibi
kamçılarla insanlara ve giyinmiş (ama hakikatte) çıplak,
meyledip meylettiren ve saçlarını deve hörgücü gibi başlarında
toplayan kadınlara vuruyorlardı. Bu kadınlar ne cennete
girebilecek, ne de kokusunu duyabileceklerdir. Halbuki onun
kokusu çok uzak yerlerden hissedilir."
Şevkânî, Neylü'l-Eytar'ında bu hadis için şunları zikrediyor:
"Ateş ehlinden iki sınıf" cümlesiyle bu iki sınıfın zem-mi,
aşağılanması vardır. Nevevî diyorki: Bu hadis Peygamber
Efendimizin mu'cizelerinden biridir. Bu iki sınıf ortaya çıkmış
ve hâl-i hazırda mevcuddurlar. "Giyinik çıplaklar" cümlesi ise,
Allah'ın nimetleriyle çepeçevre kuşatılmış oldukları halde onun
şükründen çıplak olduklarını belirtir. Yani şükretmezler. Yine
denildi ki: Bedeninin bir kısmını örter bir kısmını da
güzelliğini ve sairesini ortaya çıkartmak için örtmez.
Yine
denildi ki: Bedenin rengini ortaya koyacak biçimde elbise
giyer. "Meylederler" kelimesi ise onların, Allah'ın itaat
dairesinden çıkıp, onu muhafazaya yanaşmadıklarını ifade ediyor.
"Meylettirirler" kelimesi de, başkalarına bu kötü fiilde örnek
olurlar mânâsını ifade ediyor.
"Meylettirirler" kelimesinden, günümüzde sârîbir illet halini
alan "modanın yayıcılığını yaparlar" mânâsı da anlaşılabilir.
Ayrıca başıboş, heva ve hevesi peşinde koşan bilgisiz ve cahil
gençleri peşlerine düşürürler. Onların kendilerini rahatsız
etmelerine sebeb olurlar gibi bir mânanın da anlaşılması cümle
konstekstine uygun düşmektedir.
"Şevkanî'nin,
bu hadisi "Kadının bedenini vasfeder biçimde elbise giymesinin
kerâhiyetine delil olarak alması, yapılmış açıklamalardan bir
tanesidir. İkaz, kim bu işi yaparsa ateş ehlinden olacağı ve
kokusu 500 senelik bir mesafeden duyulabildiği halde cennetin
kokusunu hissedemeyeceği şeklindedir. Aynı zamanda bu şiddetli
tehdit bu iki sınıfın, hadiste anlatılan sıfatlar üzere
bulunmasının haram olduğuna delâlet eder.
C. Elbisenin dar olmaması
1. Aişe
radıyallahu anhâdan: "Kadın için namaz kılarken şu üç elbise
şarttır. Gömlek, başörtüsü ve (bedeninin tamamını örten) örtü. "Aişe,
izârını çözüyor ve ona bürünüyordu.
2. îbn-i Ömer radıyallahu anhden:
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem: "Haya (utanma duygusu) ve îman
beraberdir. Onlardan biri kaldırılınca diğeri kalkar" buyurdu. "
3. Ummü Cafer'den: Hz. Fatma (R.A) :
"Ya
Esma! Erkeklerin kadınlarının bedenini belli edecek şekilde
elbise giydirmeleri hiç hoşuma gitmiyor" dedi.
4. Üsâme İbn-i Zeyd rivayet ediyor:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendisine Dıhyetu'l-Kelbfnin
hediye etmiş olduğu sık örülü bir kubti-yayi bana verdi.Ben
deonu giymesi için hanımıma verdim. Bir gün Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem: "Kubtiyeyi niçin giymiyorsun? diye
sordu: Ben de: "Ya Rasulallah onu (giymesi için) hanımıma
verdim" dedim. "Ona söyle, onun altından entari giysin. Çünkü
vücut hatlarını belli etmesinden endişe ediyorum" buyurdu.
Şevkânî, bu hadisi îbn-i Ebîşeybe, Bezzâr, İbn-i Sa'd, Er-Rayvânî,
El-Bârûdî, Taberani, Beyhâkî, ve Ez-Ziya'nın da Muhtar isimli
eserinde tahriç ettiklerini belirterek şöyle diyor.
"Hadis;
kadının, beden hatlarını ortaya koymayacak bir şekilde
örtünmesinin gerekliliğine delâlet ediyor. Bu, avret yerini
örtmenin de bir şartıdır. Aleyhisselat-u vesselamın: "altından
etek giymesini söyle" buyurması,kubtiye'nin ince bir elbise olup
cildi tam setretmediğinden dolayıdır.
Ancak Şevkânî rahimehullah burada zuhûl etmiş görünüyor. Çünkü
hadis de kesif (sık örülü) kelimesi var. Burada aleyhissalâtû
ve's-selâmın emri,kubtiye'nin ince olması dolayısıyla değil de,
kadının beden hatlarını ortaya koymasından nehiy sebebiyle
varid olmuştur.
D. Kadının koku sürünmemesi
1. Abdullah'ın karısı Zeynep'ten
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizim (kadınlar) için:
"Sizden biri mescide geldiğinde koku sürünmüş olmasın" buyurdu.
Aişe validemiz radıyallahu anhâ da "Şayet Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem kadınların (süs, koku, güzel elbise vs. adına)
meydana çıkarmış oldukları yeni şeyleri görmüş olsaydı, Benî
israilin kadınlarının menedildiği gibi, mes-cidlere girmelerini
yasaklardı" diyor.
2. Ebû
Musa el-Eş'ari radıyallahu anh'den: Rasulullah sallallahu aleyhi
ve sellem: "Bir kadın koku sürünür, sonra da bir topluluğun
önünden geçer, bu toplulukda onun kokusunu hissederse bu kadın
zâniye (hükmünde) dir.”
buyurdu.
3. Ebû Mûsâ el-Eş'ari'den:
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem: "Bir kadın koku sürünür, öylece
dışarı çıkar, bir topluluğa uğrar o toplulukda onun kokusunu
hissederse, o şöyle ve şöyledir" buyurdu.
4.
Münavî, Feyzu'l-Kadir'de Tirmizî ve Taberânî'nin Ebû Hureyre'den
tahric ettiklerini belirterek şu hadisi naklediyor: Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem: "Erkeğin süreceği koku, kokusu
hissedilen, rengi belli olmayandır. Kadının ise rengi belli
olan ama kokusu hissedilmeyendir."
5. Ebû
Hureyre birgün koku neşrederek geçen bir kadına rastladı: "Yâ
emete'l-Cebbâr, mescide mi gidiyorsun?" diye sordu. Kadın:
"Evet" dedi. "Mescid için mi koku sürdün? kadın yine "Evet"
dedi. Ebû Hureyre: "Geri dönsen iyi olur. Çünkü ben Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken işittim: "Allah,
kokusunu yayarak mescide çıkan kadının namazını dönüpte
yıkanıncaya kadar kabul etmez."
Bu.hadisi şeriflerden de anlaşılacağı üzere kadının koku
sürünmesi yasaktır. Kokunun bedene veya sadece elbiseye
sürülmesi de durumu değiştirmez. Kadının koku sürünmesindeki
nehyin sebebi ise gayet açıktır. Çünkü güzel koku, şehvetin
davetçisi ve tahrikçisidir. Alimlerin dikkati çekecek derecede
güzel ve lüks elbiseyi mekruh saymaları da bu yüzdendir. Yine bu
şehveti tahrik etme korkusu sebebiyle kadınların erkekler
arasına karışması da caiz değildir.
E. Erkek elbisesine benzememesi
1.
Abdullah îbnu Ömer babasından rivayet ediyor: Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem: "Üç sınıf vardır ki bunlar Cennete
giremezler: Anne ve babasına isyan eden, kıskanç olmayan ve
erkeğe benzemeye çalışan kadın" buyurdu.
Hakîm diyorki: Bu, isnadı sahih bir hadistir. Hadisin sonu diğer
nüshalarda "erkeğe benzemeye çalışan kadınlara lanet etti"
şeklindedir.
2. Ebû Hureyre Radiyallahu anh'dan:
Rasulullah sallalahu aleyhi ve sellem erkek elbisesi giyen
kadına ve kadın elbisesi giyen erkeğe lanet etti.
Hâkim bu hadisi Müslim'in şartı üzere sahihtir diyor.
"En-Nevevî,
Ravza isimli eserin de kadının erkeğe benzemeye çalışması ile
erkeğin kadına benzemesi haramdır, diyor. Kadının ilim ve
fikirde erkeğe benzemesi ise öğülmüştür. Aişe radiyallahu anhâ
fikir ve akılda erkeğe benzerdi."
3.
Hüzeyl (kabilesinden bir adam) rivayet ediyor: Abdullah İbnu
Amr'in Hill'deki menzilini ve haremdeki mescidini gördüm.
Abdullah, Ebu Cehl'in kızı Ümmü Saîd'i dar bir elbise giymiş
erkeğimsi bir şekilde yürürken gördü. Abdullah "Bu kim?" diye
sordu. "Bu, Ebu Cehl'in kızı Ümmü Saîd'dir" dedim. Bunun
üzerine Abdullah: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi"
erkeklere benzemeye çalışan kadınlar ve kadınlara benzemeye
çalışan erkekler bizden değildir" derken işittim dedi.
Hâkim, El-Müstedrek, C.l, s. 119 Ahmed İbnu Hanbel, Müsned,
C.6, s. 19 isnadı sahihtir.
Beyhakî Es-Sünenu'1-Kübrâ, C.2,
s. 234-5 Beyhakî bu hadise mürseldir diyor. Yani Abdullah
İbrıu Ebî Seleme ile Amr arasında boşluk olduğunu İfade
ediyor. Ancak ravileri Sika'dır. Beyhakînin yine devamla
söylediği söz bu durumu kuvvetlendiriyor. "Müslim el-Baün
aynı hadisi Ebu Salih ve Ömer kanalıyla rivayet ediyor.
İbn-i Sa'd, Tabakât, C. 8, s. 71 Müslim'in şartına göre
isnadı sahihtir
Hakim, El-Müstedrek, C.2, s. 396 Bu hadisi Sâğânî; "Mü'minlere
söyle gözlerini (harama bakmaktan} sakınsınlar" ayetinin
tefsirini yaparken tahric etmiştir. İsnadı sahihtir.
Hakim, El- Müstedrek, C.l, S. 72
Beyhakî Es-Sünenü'1-Kübra, CIO, S. 226 Sahibu'l-Buhari,
Kitabu'l-Libas, kadına benzeyen erkek ve erkeklere benzeyen
kadınlar babı, C. 7, S. 55
Ahmed es'Sehar, Bezlü'l-Mechûd,
kadının elbisesi babı, C.16, s. 426-7
Münzirî, Et-Terğib ve't-Terhîb isimli eserinde bu hadisi
zikrediyor ve bunu Ahmed İbnu Hanbel rivayet ediyor diyor,
lâfızda ona aittir. Bütün râvileri sikadır. Ancak ismi
belirtilmeyen şahsı tanıyamadık. Taberani'de biınu muhtasar
olarak rivayet ediyor, bu ismi müphem olan şahsı da
zikretmiyor, diyor.(112/a) Heysemi de Mecma'mda bu Hüzelîyİ
tanımadığı,ancak Taberani'nin Hüzeli'yi zikretmiyerek
muhtasaran aldığı bu hadisteki bütün râvilerin Taberanideki
şekli üzere sika (güvenilir) olduğunu belirtiyor.