|
94-EL-INŞIRAH
SURESİ
Bu mübarek sûre Ed-Duhâ
sûresinden sonra Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur. Sekiz âyet-i kerîmeyi
içermektedir. Resûl-i Ekrem'in gönül ferahlığına kavuşturduğunu bildirdiği için
kendisine bu isim verilmiştir. Bu sûre-i celîle de Peygamber Efendimizin ne
kadar ilâhî lütuflara erişmiş olduğunu bildirdiği için kendisinden evvelki Ed-Duhâ
süresiyle aralarında büyük bir irtibat vardır. Hattâ ikisinin bir süreden ibaret
olduğuna inananlar da vardır. Maamafih mütevatir olan, bunların başka başka
birer süre olmasıdır.
1. Senin için göğsünü açıp
genişletmedik mi?.
1. Bu mübarek süre de
Resül-i Ekrem'in nail olduğu nimetleri bildiriyor. Onun uğradığı sıkıntı ve
şiddetin giderileceğini müjdeliyor. O Yüce Peygamberin sâlih âmellere devamını
ve yalnız Cenab-ı Hak'ka tevekkül etmesini ve yönelişte bulunmasını
emretmektedir. Şöyle ki: Ey Peygamberlerin en faziletlisi!. (Senin göğsünü)
peygamberlik feyziyle, ilim ve marifetle (açıp genişletmedik mi?) elbette ki,
genişlettik, yâni: Ey insanların şereflisi!. Senden hayreti, üzüntü ve kederi
giderdik, kalbine bir kudret, bir manevî zevk ihsan ettik, seni kutsal bir
kuvvetle, ruhani bir ışıkla kuvvetlendirdik ve aydınlattık, evet.. Sen bu ilâhî
lütfe erişmiş bulunmaktasın.
Deniliyor ki: Burada kalp
denilmeyip de "Sadr" = göğüs denilmesi, şu gibi bir hikmete dayalıdır: Göğüs,
bir vesvese mahallidir. Şeytan, insanların göğüslerine vesveselerini düşürmeğe
çalışır, o vesveseleri gidermek, yok etmek ise göğsü açmaktan ibarettir. Ve
şöyle de deniliyor ki: Şeytan, kalbe vesvese düşürmek için göğse gelir, göğüs
ise kalbin kal'ası mesabesindedir. Şeytan, orada bir delik bulursa oradan kalbe
vesveselerini düşürmeğe başlar, kalpte hüzün ve kederin, yanlış düşüncelerin
ortaya çıkmasına sebebiyet verir akıl ve bilginin mahalli olan kalbi bozmaya
çalışmış bulunur. Fakat bir zâtın göğsü, ilâhî bir lütuf olarak açılmış olunca,
bir açıklamaya, bir genişlemeye nail olunca artık şeytanın vesveselerine mahal
olmaktan kurtulur.
İşte Peygamber Efendimizin
mübarek göğsü de en mükemmel bir genişlemeye nail olmuş, ondan şeytanî
vesveseler yok edilmiş, kendisi Allah'ın desteğine mazhar olarak kalben pek
doygun ve huzurlu bir hâlde yaşamıştır.
"Şerh" lügatte açmak,
yarmak, keşfetmek, bir şeyi izah etmek ve açıklamak süretile bildirmek demektir.
Bir eserin izah ve tefsirini yapan kitaba da şerh deniliyor. "Sadr" de sîne,
göğüs, yâni: Bir şeyin ön tarafı manasınadır, insanın belinden başına doğru olan
ilk tarafıdır ki: Gerisi de kalbi, ciğerleri içine alır, bir odanın bir salonun
en şerefli oturak yerine sadr denilir.
2. Ve senden yükünü
indirmedik mi?.
2. (Ve) Ey Son
Peygamber!, (senden yükünü indirmedik mi?.) Yâni: Peygamberlik vazifesini yapma
hususundaki zorlukları gidererek seni kolaylıklara eriştirdik, tam bir
muvaffakiyetle o pek mühim, yüce vazifeni yerine getirmeye güç yetiriyorsun.
3. Öyle ki, senin sırtına
pek ağırlık vermişti.
3. (Öyle ki:) O
üzerine almış olduğun peygamberlik görevi, o manevî yük (Senin sırtına pek
ağırlık vermişti.» sonra ilâhî bir yardım olarak o ağırlığı duymaz oldun, o lan
sî vazifeyi tam bir kolaylıkla yapmaya muvaffak bulundun.
Evet Yüce Peygamber,
risâletin başlangıcında ne kadar heyecanlar içinde kalmıştı, halka dini
hükümleri bildirmeğe çalışıyordu. Bir takım inkarcıların hâllerinden dolayı pek
üzüntülü bulunuyordu, fakat Cenab-ı Hak, o mübarek Peygamberine manevî bir güç
ihsan buyurdu, artık risâlet vazifesini manevî bir zevk ile yapmaya devam ederek
bir nice muvaffakiyetlere nail oldu.
"Inkaz" siklet, ağırlık
vermek, yükün sırta ağırlık vererek kemikleri gizlice çatırdamaya getirmesi
demektir.
4. Ve senin için sânını
yükselttik.
4. (Ve) Ey Yaratıkların
en şereflisi!. (Senin için şanını yükselttik.) Seni bütün insanlar ve cinlere
Peygamberlerin sonuncusu, faziletlisi ve en şereflisi kıldık, senin pek yüksek
ismin bütün ufuk levhalarını süsleyip durmaktadır. Bütün mü'minler, senin için
salât-ü selâmda bulunmaktadırlar.
"Berk urdu Cemâlinde o
ümmiyyi yetimin"
"En şaşaalı feyz-i
hüdavendi hakimin"
"Bir ders-i edeb verdi ki,
Ashab-ı zekâye"
"Hayret verir asar-ı fühuli
hükemaye"
Muallim Naci
5. Artık şüphe yok ki,
çetinlikle beraber bir kolaylık vardır.
5. (Artık şüphe yok
ki:) Her (Çetinlikle beraber bir kolaylık vardır.) her zorluğun giderilmesi için
bir çare mevcut, peygamberlik vazifesini yapma hususundaki zorlukları Cenab-ı
Hak birer suretle bertaraf eder. Yüce Peygamberini sükûnete kavuşturur. Bu
hususta bir tereddüde, bir üzüntüye düşmeğe gerek yok.
"Her zaman çarh-ı felek
aksine devran etmez."
"Yine şaşâanlı feyz-i
hüdavendi hakimin"
"Usr" güçlük, zahmet,
müşkilât, göğüs darlığı, vazife yükü, düşmanların kuvveti, eza ve cefası gibi
şeylerdir. "Yüsr" de; Kolaylık, yavaş şey, kolay olmak demektir.
6. Hakikaten her zorlukla
beraber bir kolaylık vardır.
6. (Hakikaten her
zorlukla beraber bir kolaylık vardır.) Bunun inkârı mümkün değildir. İnsan,
vakit vakit bâzı müşkil şeyler karşısında kalır, sonra bunlar açılır, gider,
kolaylıklar, muvaffakiyetler yüz gösterir. Hak yolunda görülen bir zahmetin
mükâfatı ise büyük bir sevap olduğu için o sevap, en büyük bir kolaylık, bir
muvaffakiyet demektir. Elverir ki: İnsan sabırlı olsun, büyük heyecanlara
kapılmasın, yüz gösteren bir hoş olmayan hâlin, bertaraf olmasını Kerem Sahibi
Yaratıcıdan niyaz eylesin, kendi hâlini düzeltmeye çalışsın.
7. Artık boş kaldın mı
hemen çalış.
7. (Artık boş kaldın mı)
Yâni: Bir vazifeni yapıp bitirdin mi: (hemen çalış.) diğer bir vazifeni yapmaya
gayret et, boş durma, meselâ: Farzdan namazı kılmış olunca sünnet ve nafile olan
namazları kılmaya başla, cihad gibi bir vazifeyi yapmış olunca da Rab'bine
ibâdete devam et, gelecek için lâzım olan şeyleri tedarike çalış, bu ilâhî emir
gösteriyor ki: Müslümanların dâima güzelce faaliyette bulunmaları lâzımdır.
Müslümanlıkta tembellik, caiz değildir. Müslümanlar, dâima yükselmeğe,
istikbâllerini güzelce temine gayret etmelidirler.
8. Ve ancak Rab'bine yönel.
8. (Ve) Ey Yüce Nebi!.
Mükâfata kavuşmak, pek yüce tecellilere erişmekle hakkıyla gönlü ferah olmak
için (ancak Rab'bine yönel.) çünkü her şekilde kendisine sığınmaya ve yönelmeğe
lâyık olan, ancak o Kerem Sahibi Yaratıcıdır. O rahîm, kerîm olan Mabudumuzun
afv ve keremine sığınarak ondan muvaffakiyetler niyaz eyleriz. Başarı
Allah'tandır.
Sonraki Sayfa

|