SORU 18: Mezhep imamları, bir mürşide intisap edip,
onlarla sohbet etmiş midir?
Dört büyük
mezhebin imamlarının hepsi de bir mürşide intisap etmişler ve
onlardan manen feyz almışlardır. Hanefi alimlerinden Sahibid-dûr
Haskefi şöyle nakletmiştir:
"Ebu Aliyyid
Dekkak bu tarikati Ebu-l-Kasım Nesrabazi'-den, o Şibli'den, o
Sirri Sakati'den, o Maruf-u- Kerhi'den, o Davud et-Tai'den, o da
ilmi ve tarikatın her ikisi de Imam-ı Azam Ebu Hanife'den
almıştır. Böyle olduğu halde saadat-ı kiramlara iktida etmek güzel
bir şey ve dahi gerekli değil midir?" (Imam-ı Zerkani,
Haşiyetül A llame A lelAdevi A la Şerhi, A llametil
izziyeti fi-Fıkhıl Maliki; 3/195)
İmam Malik şöyle
buyurmuştur:
"Kim ilim
okur da tasavvuf ehli olmazsa fasık, kimi de tasavvuf ehli olupta
ilim okumazsa zındık olur. Kim ikisinin arasında, yani alim hem de
mutasavvıf olursa hakikat sahibi olur."
(Keşfu'l-Hafa; 1/341)
İmam-ı Şafii
ise, aslen ümmi, fakat gönlü ilm-i ledünni ile dolu Şeyban-i Rai
gibi bir zatın önünde, mütevazi bir tavır içinde bulunur ve
teveccüh için beklerdi. Hatta İmam-ı Hanbeli: "Eyİmam-ı Şafii!
Şeyban-i Rai gibi bir ümmiye karşı neden bu kadar tevazu
gösteriyorsunuz?" diye sorduğunda, İmam-ı Şafii: "Ey
İmam! Bizim ilim ve iman konusundaki sözlerimiz bu
zatta fiilen yaşanılan bir hal ve davranış şeklinde tezahür
etmiştir." diye cevap vermiştir. Hatta İmam-ı Hanbeli, imtihan
etmek ve ilmi seviyesini ölçmek maksadıyla, Şeyban-i Rai'ye, fıkhi
meselelerden birkaç soru sormuş, aldığı ince cevaplar karşısında
hayret etmekten kendini alamamış ve düşüp bayılmıştır. Bu
hadiseden sonra da İmam-ı Şafii ile birlikte Şeyban-i Rai'nin
zikir ve sohbet meclislerine katılmışlar ve diğer alimleri bu
meclise devam etmelerini tavsiye buyurmuşlardır.