SORU 15:
Himmet nedir? Alim ve Salihlerden manen yardım istemek caiz
midir?
Himmet;
yardım, meded ve istimdat istemektir. Öncelikle şunu bilmeliyiz
ki, her türlü yardımın kaynağı ve başvurulacak mercii Allah-u
Zülcelal'dir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, alim ve
salih kimselerden himmet isteme, doğrudan onların şahıslarından
yapılan bir talep olarak bilinmemelidir. Böyle bir himmet,
onların Allah indindeki derece ve değerlerinden yararlanmak için
bir tevessüldür. Bu kimseler hakkındaki manevi sevginin bir
ifadesidir. Böyle bir himmet ve meded talebinin gıyabta olması
ile huzurda olması arasında fark yoktur.
Başka bir
deyimle himmet; kişinin herşeyden kendini çözüp Allah-u Zülcelal
ile murakabeli ve huzurlu olma halidir. Tabiki herkesin
murakabesi ve huzuru değişiktir. Herhangi bir kimsenin:
"Ey filan bana himmet et!" demesinin manası:
"Allah'a olan o murakaben ve huzurunla bana dua et."
demektir. Yani: "Ya Rabbil O kişinin amelinin
hürmetiyle ve himmetiyle benim hacetimi yerine getir."
İşte himmetin manası budur.
Şunu çok iyi
bilmeliyiz ki, örnek olarak bir kimsenin: "Ya Resulullah,
Ya Şah-ı Nakşibend, Ya Geylani" diyerek manen yardım
istediği zaman, onlardan müstakil olarak Allah-u Zülcelal'in
izni olmadan bir şey yapmaları istemesi ve öyle inanması
küfürdür. İnsan bunu yaparken hakiki failin Allah-u Zülcelal
olduğunu bilmelidir.
Onlardan
Allah-u Zülcelal'e dua etmeleri ve Allah-u Zülcelal'in onların
hürmetine hacetini yerine getirmesi için, peygamberleri ve
evliyaları aracı yapmasında hiçbir mahsur yoktur.
Daha öncede
geçen Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in:
"Peygamberinin ve benden önceki peygamberlerinin hakkı için..."
mübarek sözleri buna delildir. Bu hareket Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem'e mutabaattan başka bir şey
değildir. Tabiki bunu yapan insan faili hakiki'nin Allah-u
Zülcelal olduğunu bilmeli ve böyle itikad etmelidir.
Fakat
günümüzde bazı sapık insanlar inatla: "Allah 'tan başka
hiç kimseden yardım istenmez. Başkasından yardım istemek
küfürdür." diyorlar. Ve bunu derken de şu ayet-i
kerimeyi delil olarak gösteriyorlar:
"(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet
umarız."
(Fatiha; 5)
Bilindiği
gibi, her insan bir takım şeyler için başkasından yardım ister.
Bu ayette geçen: "...yalnız senden
medet umarız."
kelamının
manası, Allah-u Zülcelal'den gafil kalmamaktır. Yani bir insan
herhangi bir şey için başkasından yardım ister, o da yardım
eder. Burada hakiki fail Allah-u Zülcelal'dir. Bu gücü ona veren
Allah-u Zülcelal'dir. Yani bu yardımı isterken Allah-u
Zülcelal'den gafil kalma, çünkü gerçekte yardım eden O'dur.
Dediğimiz
gibi, hakiki fail Allah-u Zülcelal'dir. Kul ise sadece bir
sebeptir. İnsan ister himmet istesin, isterse: "Ya
Resulallah! Ya Şah-ı Nakşibendî" desin. Bunlar sadece
aracıdır. Bunu böyle bilmeliyiz. Bunun üzerinde duruyorum ki,
insanlar yanlışa düşmesin ve bunlara karşı çıkanlarında ağzı
kapansın. Tasavvuf yolu, Allah-u Zülcelal'in muhabbetine götüren
bir yol olduğu için istiyorum ki, insanlar bu tasavvuf yolundan
mahrum kalmasınlar.
Şimdi biz bu
insanlara Kur'an ve sünnetten deliller sunacağız.
Neml suresinde
geçen Süleyman aleyhisselam'ın kıssası şöyle anlatılmaktadır:
"(Sonra
Süleyman müşavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet
gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana
getirebilir? Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben
onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana
güvenebilirsiniz, dedi. Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir
ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana
getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanı başına
yerleşmiş olarak gördü..." (Nemi; 38-40)
Bu ayet-i
kerimede açıkça görüldüğü gibi, Süleyman aleyhisselam,
müşavirlerinden tahtı getirmek için yardım istemiş ve veziri de
ben yaparım diyerek o tahtı göz açıp kapayıncaya kadar
getirmiştir. Şimdi Süleyman aleyhisselam ile veziri haşa Allah-u
Zül-celal'e şirk mi koştular!
Hayır! Bilakis
Süleyman aleyhisselam hakiki failin Allah-u Zülcelal olduğunu
bilerek vezirinden yardım istemişti.
Yine, Ebu
Hureyre radıyallahu anh Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem'e gelerek: "Ya Rasulallah!
Ben senden çok hadis-i
şerif
işitiyorum. Fakat bunları unutuyorum. (İşittiğim hadisleri)
unutmamayı çok istiyorum."
diyerek unutkanlığından şikayet etti. Bunun
üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
"Cübbeni
(yere) ser."
dedi. Ebu
Hureyre radıyallahu anh cübbesini serdi. Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem mübarek elleri ile yukarıdan bir
şeyler avuçlayıp cübbenin üzerine doğru koydu ve: "kapat,
kapat." dedi. Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle
buyurdu.
"Bundan sonra hiçbir şeyi unutmadım."
(Buharı, İlim; 42)
Bu hadiste de
görüldüğü gibi, Ebu Hureyre radıyallahu anh Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem'den duyduklarını unutmamak için
yardım istemiştir. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem'de ona yardım etmiştir. Şimdi Hz. Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem ve Ebu Hureyre radıyallahu anh haşa Allah-u
Zülcelal'e şirk mi koştular! Onlar Allah-u Zülcelal'in hakiki
fail olduğunu bilerek birbirlerinden yardım istiyorlar ve
birbirlerine yardım ediyorlardı. Şimdi Süleyman aleyhisselam'ın
vezirinden yardım istemesini ve Ebu Hureyre radıyallahu anh'ın
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den yardım istemesini
kim inkar edebilir? Eğer bu davranış biçimi şirk olsaydı, Hz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Ebu Hureyre radıyallahu
anh'a: "Benden isteme, Allah 'tan iste! " derdi.
Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem başka bir hadis-i şerifte şöyle
buyurmuştur:
"Allah-u
Zülcelal'in öyle mahlukatı vardır ki, Allah-u Zülcelal onları
insanların ihtiyaçları için yaratmıştır, insanlar ihtiyaçları
olduğunda, onlara giderler. 0 kimseler ki, Allah-u
Zülcelal'in
azabından emindirler."
(Heysemi, Mecmau'z-Zevaid, 7/192)
Görüldüğü gibi
yardım istemenin hem Kur'anda hem de sünnette bir çok delilleri
vardır.
Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem başka bir hadis-i şerifte şöyle
buyurmuştur:
"Sizden
biriniz birşey kaybettiği zaman veya yardım murad ettiği zaman,
o öyle bir yerdedir ki, orada yardım edecek bir yardımcı da
yoktur. O zaman şöyle söylesin: "Ey Allah 'in kulları bana
yardım edin "