SORU 14: Tevessül nedir? Tevessül etmek yanlış
mıdır?
Tevessülün
daha iyi anlaşılması için vesilenin ne olduğunu bilmek gerekir.
Vesile; yakınlık, başkasına ulaşabilmek için vasıta kılınan şey,
şefaat manalarına gelir. Ayrıca vesile, cennette yüksek bir
derecenin ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in
şefaatinin adıdır.
Her insan
amacına ulaşmak için çeşitli vesileler arar. Zaten Allah-u
Zülcelal de bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"Ey iman
edenler! Allah'tan korkun ve O'na yaklaşmak için vesile arayın."
(Maide; 35)
Tevessül ise;
bir amel vasıtası ile maksada yaklaşma ve ulaşmaya çalışmaktır.
Yani Allah-u Zülcelal'e yaklaşmak, hususunda manevi olarak
itibar ve derece kazanmak veya bir zararın defedilip menfaat
edilmesi ile ihtiyacını gidermek için salih bir amel ya da salih
bir zatla Allah-u Zülcelal'e yakınlık sağlamayı istemektir.
Örneğin,
herhangi bir arzu ve isteği olan bir kişinin:
"Şu
sıkıntımın giderilmesi için veya şu isteğimin gerçekleşmesi için
falan zatın hürmetine Senden istiyorum."
diyerek dua
edip ihtiyacını Allah-u Zülcelal'e arzetmesidir.
Birçok alim ve
müfessir, tevessülü bizzat yakınlaşmak ve yakın olmaya sebep
olacak şeyleri aramak şeklinde tefsir etmişlerdir.
Tevessülün
temeli şu üç şeye dayanmaktadır:
1-Kendisine tevessül edilen zat:
Bu, iyilik ve
ihsan sahibi olan Allah-u Zülcelal'dir.
2-Tevessül eden zat:
Bu da Allah-u
Zülcelal'e yaklaşmayı isteyen yahut bir menfaat elde edip, bir
zararın defedilmesi için ihtiyacının giderilmesini isteyen zayıf
kuldur.
3-Kendisi ile tevessül olunan zat:
Bu da insanın,
kendisi ile Allah-u Zülcelal'e yaklaşmaya çalıştığı salih
ameller ve salih zatlardır.
Tevessülün,
Kur'an-ı Kerimde ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in
hadis-i şeriflerinde pek çok delili vardır. Allah-u Zülcelal bir
ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"...Eğer
onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler ve Allah'tan
bağışlanmayı dileselerdi, Resul de onların bağışlanması için
istiğfarda bulunsaydı Allah'ın tevbeleri kabul ettiğini ve
merhametli olduğunu göreceklerdi."
(Nisa; 64)
Bu ayet-i
kerimeden anlaşılıyor ki Allah-u Zülcelal insanlara Hz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i vesile kılarak
bağışlanma dilemelerini onun yanına giderek ondan bağışlanmaları
için istiğfarda bulunmasını talep etmelerini emretmektedir.
Allah-u
Zülcelal: "Resulde onların bağışlanması için istiğfarda
bulunsaydı Allah onların tevbelerini kabul ederdi."
buyuruyor. Onlara Peygamberin yanına gitmelerini emrediyor.
Bu günde insanların bu ayet-i kerimenin hükmüne uyarak ve
Allah-u Zülcelal'im emrini dinleyerek Hz. Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem'in varisleri olan alim ve salih kimselerden
Allah'ın rahmetini kazanmak, bağışlanmak için dua istemeleri,
Kur'ana ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in
sünnetine uygunluğu nasıl tartışılabilir?
Bu hareket
bazı insanların dediği gibi yanlış değil tam tersine Allah-u
Zülcelal'in emrine uymaktır.
Fakat maalesef
günümüzde bir takım kimseler tevessül hakkında çok ağır
konuşmakta, tevessül yapan mü'min kardeşlerimizi -neuzübillah-
küfürle itham edecek kadar ileri gitmektedirler.
Tevessül eğer
küfür ise, -haşa- bu söz tâ Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem'e kadar gitmektedir. Çünkü, hem Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem ile, hem de kendisinden önceki
peygamberler ile tevessül yapılmıştır ve kendisi de yapmıştır.
Nitekim Enes bin Malik radıyallahu anh'dan şöyle rivayet
edilmiştir: