|
SORU 11: Kadınlardan bey'at alma, erkeklerde
olduğu gibi musafaha ile mi, yoksa sadece karşılıklı sözleşme ile mi
yapılır?
Kadınlarla bey'at sadece sözleşme ile icra edilir.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'nin fethi günü
kadınların bey'atını nasıl kabul ettiği konusunda farklı rivayetler
bulunmaktadır.
Hz. Aişe radıyallahu anha şöyle nakletmiştir:
"Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem
kadınlardan, sözlü olarak bey'at alıyordu. Helali olan kadınlar
hariç; Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in eli hiçbir kadının
eline değmemiştir."
(Buharı,
Müslim, Tirmizi)
Rukayka'nın kızı Ümeyye şöyle anlatmıştır:
"Ya Resulallah! Hiç bir şeyi Allah 'a şirk
koşmayacağımıza, zina etmeyeceğimize, hırsızlık yapmayacağımıza,
çocuklarımızı öldürmeyeceğimize ve kimseye iftira etmeyeceğimize,
dini emirlerde asi olmayacağımıza dair sana bey'at ediyoruz-"
dedik.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'de:
"Gücünüz yettiği kadar." buyurdu. O zaman biz:
"Allah ve Resulü, bize bizden daha şefkatlidir.
Müsaade buyurun da (elinizden tutup) sana bey'at edelim!"
dedik. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
"Ben kadınlarla musafaha etmem.
Benim yüz kadına söyleyeceğim şeyler, bir kadına söylediğim
gibidir." (Tirmizi)
Meşhur olmamakla birlikte, Muhammed
bin el-Münkedir nakline göre, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem Mekke'nin fetholunduğu gün bey'at alırken, bir kadını
kadınların başında, onlardan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem adına bey'at almakla görevlendirmiştir.
Bu konuda en
muteber uygulama; kadınlarla sadece sözlü bey'attır. Ancak
günümüzde, bu uygulama ile amel etmek isteyenlere, yani kadın
cemaatına bir kadın görevli ile bazı şeyleri öğretmek ve tatbik
ettirmek için mürşidlerde vekil tayin edebilir.
Çünkü islamı
tebliğ ederken esas olan, tebliğin en uygun ve en faydalı biçimde
yapılmasıdır. Vekalet bir veya birkaç konuda olacağı gibi her konuda
da olabilir.
Sonuç olarak; Hz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allah-u Zülcelal'in Resulü ve
halifesi olarak erkek ve kadın bütün insanların peygamberi ve
rehberi olduğu gibi ona varis olan kamil mürşidler, Rabbani alimler
de bütün insanlığın irşad ve ıslahını hedef alarak hiçbir ayırım
yapmadan herkese ve her kesime ilahi davet iman ihlas takva ve
ahlak-i hamidiyeyi tebliğ etmekle memurdurlar.
Davet ve
irşad da ölçü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem rdir.
Mürşid-i kamil
intisab için de özellikle kadınların intisabında, en sahih ve
emniyetli olarak intisabı, sözlü olarak bir perde veya kapı
arkasından yapmalarıdır.
Aynca, mürşid-i
kamil bir erkek veya kadını tevbe ve intisap ettirme hususunda
görevlendirebilir.
Mahremi olmayan bir kadının elini
(onu tehlikeden kurtarma ve
zaruri tedavi gibi
dinen müsâde edilen bir mazeret olmadığı zaman)
tutup musâfaha
yapmak, hayır gibi görünen bir iş için de olsa caiz değildir. Bu
sünnete uygun olmadığı gibi hayır da getirmez.
Kaynak: Seyda Muhammed Konyevi K.S
Hanefi ve Şafi Mezhebine Göre Asrımız Meselelerine
Fetvalar
Tasavvuf
|