|
SORU 9: Kaç çeşit bey 'at
vardır?
Bey'atın birkaç şekli vardır.
Bunları kısaca açıklamaya çalışalım.
1. Allah-u Zülcelal'in Kulları
İle Bey'atı:
Allah-u Zülcelal'in kullarından
almış olduğu bey'at, ahd-i misakta yapılan bey'attır. Allah-u
Zülcelal ayet-i kerimede bunu beyan ederek şöyle buyurmuştur:
"Ve hatırla ki, Rabbin
Ademoğullarının bellerinden zürriyetlerini (çıkarıp muhatap) aldı
ve onları kendi nefisleri üzerine şahid tuttu: 'Ben sizin Rabbiniz
değil miyim?' dedi. Onlarda; 'Evet. Sen bizim Rabbimizsin. Biz
buna şahidiz' dediler. (Onları böyle şahit tuttuk ki) Kıyamet
günü:
'Biz bundan habersizdik'
yahut; '(Ne yapalım) daha önce babalarımız Allah'a ortak koştu,
biz de onlardan sonra gelen nesildik, (onları takip ettik) Günaha
dolan (ve bize de sebep olan) kimseler yüzünden bizi helak mı
edeceksin' demeyesiniz. İşte biz ayetleri böyle açıklıyoruz. Artık
her halde (küfürlerinden) dönerler." (Araf; 172-174)
Diğer bir ayet-i kerimede şöyle
buyurmuştur:
"Ey Ademoğulları! Ben size;
'Sakın şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır. Ancak
bana kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur' deyip sizden ahid
almadım mı? " (Yasin; 60-61)
İşte bu ayet-i kerimelere bakarak,
insanlara, gönderilen bütün peygamberler bu ahdin yerine
getirilmesine çalışmışlar; günümüzde de peygamberlerin varisleri
olan ve insanları doğru yola çağıran ve irşad eden mürşid-i
kamiller de bunun için çaba göstermektedirler.
Onun için Cüneyd-i Bağdadi demiştir
ki:
"Tasavvuf, hakiki olarak
Allah'ın ahdine vefa gösterip, gereğini yerine getirmek ve Allah-u
Zülcelal'in rızasına giden yolda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem 'e tabi olmaktır."
2. Allah-u Zülcelal'in
Peygamberleri ile Bey'atı:
Allah-u Zülcelal peygamberlerinden
aldığı bey'atı da bir ayet-i kerimede şöyle açıklamıştır:
"Hani biz peygamberlerden söz
almıştık. Senden, Nuh 'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu
İsa'dan da. Evet, biz onlardan pek sağlam bir söz almıştık." (Ahzap;
7)
3.Allah-u Zülcelal'in İlim
Sahipleri İle Bey'atı:
Alimler, Allah-u Zülcelal'e giden
yolun bekçileri ve hizmetçileridirler. Onlar daima, insanların
Allah-u Zülcelal'in bildirmiş olduğu emir ve nehiyleri yerine
getirip doğru yoldan ayrılmamaları için gayret ederler. Bunu da
insanlara, Allah-u Zülcelal'in kendilerine vermiş olduğu ilimle
yerine getirirler. Bu hususta Allah-u Zülcelal onlardan söz
almıştır. Nitekim bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:
"Allah kendilerine kitap
verilenlerden; 'Onu mutlaka insanlara açıklayacağız. Onu katiyyen
gizlemeyeceğiz.' Sözü almıştır."
(Al-iîmran; 187)
İşte alimler, yani mürşid-i kamiller
Allah-u Zülcelal'e vermiş oldukları bu sözü yerine getirebilmek
insanlara yol göstermekle görevlidirler.
Kaynak: Seyda Muhammed Konyevi K.S
Hanefi ve Şafi Mezhebine Göre Asrımız Meselelerine
Fetvalar
Tasavvuf
|