SORU 3: Tasavvuf her insan
için lüzumlu mudur?
Bilindiği gibi, Allah-u Zülcelal'in
emir ve nehiyleri zahiri ve manevi olmak üzere iki kısımdır. Bu
yüzden insan da Allah-u Zülcelal'e karşı hem zahiri, hem de manevi
olarak sorumludur.
Zahiri sorumluluklar, vücudun dış
azaları ile yerine getirilmesi gerekli olan namaz, oruç, zekat,
hırsızlık yapmamak, içki içmemek gibi sorumluluklardır.
Kalbin temizlenmesine yönelik olan
batini emir ve nehiyler ise, zahiri olan sorumluluklara göre daha
önemlidir. Çünkü insanın manevi durumu, zahiri amellerinin de
temelidir. Allah-u Zülcelal'e karşı samimi olabilmek ve ihlaslı
bir şekilde ibadet yapabilmek kalbin ıslah olmasına bağlıdır.
Bazı kimseler tasavvufun gerekli
olmadığını iddia ediyorlar. Oysa bu iddiaları onların islam
dininin üzerinde ne kadar yabancı ve cahil olduklarını meydana
çıkarıyor. Çünkü Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede:
"De ki: Ancak bizim
Rabbimiz zahiri ve batini olan kötü davranışları ve her türlü
günahı ve yapılan tecavüzü haram kılmıştır." (Araf; 33)
Diğer bir ayet-i kerimede ise şöyle
buyrulmuştur:
"...Zahiri ve batini
kötülüklere yaklaşmayın." (En'am; 151)
Görüldüğü gibi, Allah-u Zülcelal hem
zahiri hem de batini kötülüklerden uzak durmamızı emretmiştir.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
"...İnsanın vücudunda bir et
parçası vardır. Eğer o ıslah olursa, bütün vücut ıslah olur. Eğer
o fesada uğrarsa, bütün vücut fesada uğrar. Dikkat edin o da
kalptir." (Müslim)
İmam Şarani 'Sefaü'l Kulub' adlı
kitabında şöyle demiştir:
"Zahiri emir ve nehiyler ekmek
gibidir. Manevi olan emir ve nehiyler ise o ekmeğin yanındaki
katık gibidir. Bu ikisi bir arada bulunursa, insan yaptığı ibadet
ve taatinden lezzet alır. Bu tecrübe edilmiştir. Kalbinde şüphe
bulunanlar bunu tecrübe etmeden anlayamazlar."
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem ise şöyle buyurmuştur:
"Ben güzel ahlakı tamamlamak
üzere gönderildim " (İmam Malik)
Peki güzel ahlak ona uymak değil
midir? Çünkü Allah-u Zülcelal bir ayeti kerimede şöyle
buyurmuştur:
"Resulüm size neyi verdiyse
(ve emrettiyse) onu alıp yapın, neden nehyetti ise ondan da
sakının." (Haşr; 7)
Diğer bir ayet-i kerimede ise şöyle
buyrulmuştur:
"De ki; Eğer Allah 'ı
seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin." (Âl-iİmran; 31)
Bir kişi, arif zatlardan birisine
mektup yazmış ve demiş ki:
"Siz bu maneviyatı
nereden çıkarıyorsunuz? İnsan Allah-u Zülcelal'in emir ve
nehiylerini zahiri olarak yerine getirirse evliya olur."
O arif zat, o kişinin mektubuna şöyle
cevap vermiş:
"Bir kişi, mescitte namaz kıldığı
zaman, bu haliyle diğer insanların yanında evliya gibidir. Çünkü
Allah-u Zülcelal'in emrini yerine getirmektedir. Ama o kişinin
kalbinde:
"Ben namaz kılayım da diğer insanlar
beni görsünler" diye bir niyet bulunduğu zaman bu da riyadır ve bu
haliyle Allah-u Zülcelal'in yanında ibadetinin hiçbir kıymeti
kalmaz. Çünkü riya küçük şirktir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi
ve sellem:
"Sizin müptela
olmanızdan korktuğum şeylerin en büyüğü küçük şirktir."
buyurunca, sahabe-i kiramlar:
"Ya Resulallah! Küçük
şirk nedir?" diye sormuşlar. Hz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de:
"Riyadır (gösteriş)."
buyurmuştur.
(Beyhâki, Ahmed bin Hanbel)
Allah-u Zülcelal kıyamet gününde
kullarına yaptıkları amellerine göre mükafat verirken riyakarlara
şöyle buyuracak:
"Dünyada riyakarlık
yaptığınız kimselere gidin, bakın.
Onların
yanında mükafat bulabilecek misiniz? " (Ahmet bin Hanbel)
Onun için insan:
"Ben namaz kılayım insanlar namaz
kıldığımı görsünler! " diye niyet ederek bir milyon rekat namaz
kılsa da, bu namaz Allah rızası için olmadığından dolayı sahibine
bir menfaat sağlamaz."
Onun için insan Allah-u Zülcelal'in
emir ve nehiylerini ne kadar yaparsa yapsın maneviyat olmadan
evliya olamaz. Arif zatın bu cevabını alan kişi derhal onun
ziyaretine gitmiş ve tasavvuf yoluna girmiştir.
İmam Hadimi şöyle demiştir:
"Tasavvuf yolu nasıl inkar
edilir? Çünkü bu yol evliyaullahın yoludur. İnsanın kemale
ulaşması, ancak zahir ve batını birleştirmesi ile mümkündür."
Buna bakarak, eğer insan zahir veya
batından birisini terkederse, kanadının biri kırılmış kuşlar gibi
olur. Kuş da bir kanatla uçamaz.
Abdülhalik Gücdevani de şöyle
demiştir:
"Evliyaullah'a ve onların
yoluna düşmanlık etmekten kaçının. Çünkü onların yoluna düşmanlık
edenler ebedi iflah olmazlar."
Bizden önceki insanlar, islam dinini
çok iyi anladıkları ve