|
|
Mehmet
ALTAN
ATATÜRK'ÜN KUŞATILDIĞI
GECE
Resmi tarih ne işe yarar?” diye
sorsalar, cevabım hazır:
- İnsani zaafları tıraşlamaya…
Biz çok genç bir nüfusa sahibiz. Her genç kendi doğum tarihini
‘milat’ kabul ediyor ve geriye dönüp bakmıyor. Geçen hafta Hürriyet
Pazar ilavesinde, İpek Çalışlar’ın bu hafta sonu piyasaya çıkan
Latife Hanım adlı belgesel kitabını tanıtan geniş bir yazı
yayınlanıncaya kadar, tarihin pek çok kayıp halkasının birinden
haberdar değildim. Ama ‘o halkanın’ ne olduğunu anlatabilmek için
kısa bir özet yapmak gerekiyor.
***
Türkiye, Cumhuriyet tarihini resmi ders kitaplarından okudu. Her
şeyi resmi ağızların söylediği kadar bilip öğrendi. İlk Meclis’teki
muhalif İkinci Grup hakkında pek bilgi sahibi olamadı. Olan
bitenleri de merak etmedi. Halbuki çok ilginç bir dönemdi o… Birinci
Meclis’teki muhalif İkinci Grup’un önderlerinden biri de eski bir
asker olan Ali Şükrü Bey’di. Birçok muhalif milletvekili gibi Ali
Şükrü Bey de Lozan Antlaşması’nın bizi kayba uğrattığına inanıyor ve
bu antlaşmanın imzalanmasına muhalefet ediyordu. Bu nedenle de
Mustafa Kemal’e ağır eleştiriler yöneltiyordu.
***
Ana Britannica Ansiklopedisi’ne göre Muhafız Alay Komutanı Topal
Osman “Ali Şükrü Bey’i Mustafa Kemal’e karşı sert muhalefet izlediği
gerekçesiyle 27 Mart 1923′te öldürdü.”
***
Sonra ne oldu? Tarihler sonrasını kısa keser. Özet anlatım şöyledir:
“Güvenlik güçlerine teslim olmayan Osman Ağa, Ankara’da Ayrancı
Bağları’ndaki evinde girdiği çatışmada yaralı olarak ele geçirildi;
kısa süre sonra da öldü.” Ölümünün hemen ardından, başı kesik vücudu
Meclis’in önünde asılarak teşhir edildi. Bu Meclis’in oy birliğiyle
kabul ettiği bir önergeydi. Ali Şükrü Bey cinayeti, Birinci
Meclis’in de sonu oldu. Yeni bir genel seçime gidildi ve tüm
muhalefet tasfiye edildi.
***
Ancak arada atlanan kısa bir paragraf var: Topal Osman’ın teslim
olmadan evvel yaptıkları… O atlanan ‘kareyi’, İpek Çalışlar, Latife
Hanım’ın kız kardeşi Vecihe İlmen’e atfen şöyle anlatıyor: “Beklenen
oldu. Topal Osman çetesi Çankaya’yı kuşattı. Latife’nin kız kardeşi
Vecihe de oradaydı. Vecihe İlmen yıllar sonra bir dost meclisinde o
gün yaşadıklarını anlatmıştı. Bu anlatım Topal Osman olayının
bilinmeyen bir yönünü gün ışığına çıkartıyor: Milli Mücadele’nin
lideri tehdit altındaydı. Kısa bir tartışma yaşandı. Önemli olan
Mustafa Kemal Paşa’nın yaşamıydı. Ona bir
şey olursa zaten hiçbiri hayatta kalamazdı. Dışardakilerle pazarlık
başladı. Adet olduğu üzere, ‘Kadınlar ve çocuklar önden çıksın,’
dediler. Plan şuydu: Mustafa Kemal Paşa, kılık değiştirerek kadınlar
ve çocuklarla birlikte dışarı çıkacaktı. Fakat evin içinde de
birilerinin kalması gerekiyordu. Latife muhafızlarla birlikte evde
kalmaktan yanaydı. ‘Ben onları oyalarım,’ diyordu. Mustafa Kemal
Paşa önce şiddetle itiraz etti. Ancak Latife’nin inadını bilirdi.
Vecihe bir çarşaf buldu, getirdi. Mustafa Kemal çarşafı giydi,
baldızı Vecihe ve hizmetkâr kadınlarla dışarı çıktı.
Latife de bu arada
onun kalpağını kafasına takmıştı. Erlerden birine, ‘Mutfaktaki
portakal sandıklarını getir,’ dedi. Sandıkları pencerelerin önüne
dizdiler. Evde ışıklar yanıyor ve bahçeden bakıldığında içerdekiler
fark ediliyordu. Boyunun kısalığı dışarıdan fark edilmemeliydi.
Latife, portakal sandıkları üzerinde bir ileri bir geri yürüyor,
dışarıdan gelen habercilerle iletilen mesajları evde Mustafa Kemal
varmış gibi alıp cevap veriyordu. Ölüm tehdidi altında çeteyi
oyalamayı sürdürüyordu. O sırada Mustafa Kemal, Topal Osman’a karşı
yürütülecek harekâtı planlıyordu. Sonunda Topal Osman’ın adamları
eve kurşun yağdırmaya başladı. Ardından eve girdiler. Mustafa
Kemal’in gittiğini anlayınca çılgına dönüp ne buldularsa
parçaladılar. Onların aradığı Mustafa Kemal’di. Ama ellerinden
kaçırmışlardı. O sırada Topal Osman çetesi muhafız taburu tarafından
sarıldı. Latife’ye zarar vermeye zamanları kalmamıştı.” Topal
Osman’dan söz ederken Ana Britannica ‘Muhafız Alayı Komutanı’ diyor.
Vecihe Hanım’ın anılarından söz edilirken de ‘Topal Osman Çetesi’
deniyor. ‘Muhafız Alayı’ ve ‘çete’ sözcükleri nasıl oluyor da aynı
adamın kimliğinde bir araya geliyor? Bunun sırrını çözmeden ne yakın
tarihi ne de bugünü anlamak pek mümkün olmayacak galiba.
|
|