Soru

"De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür." İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz."

Hocam bu ayeti göstererek, altın erkeğe helaldir diyorlar. Hatta haram diyenleri de helali haram kılmakla, yani şirk ile suçluyorlar. Kuranda altının erkeğe haram olduğuna dair bir delil yok mu? Bu noktada gelen hadisler mütevatir deniyor, doğru mu?

Cevap

 

ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-1

Erkeğin altın yüzük kullanmasının hükmünün, son zamanlarda üzerinde hayli soru sorulan meselelerin neredeyse başında geldiği dikkat çekici bir durum. Kaynaklarda bu mesele genellikle altın-gümüş kap kullanımı konusuyla birlikte ele alındığı halde, günümüzde meselenin –yaygınlığı dolayısıyla– "altın yüzük kullanımı"na indirgenmiş olması dolayısıyla bu yazıyı bu noktaya hasredeceğim.

Yazının hemen başında belirtelim ki, mesele birebir Kur'an'da zikredilmediği için, tartışmanın zeminini daha ziyade Sünnet oluşturmaktadır.

Altının erkeğe haramlığı konusu iki cihetten tartışılabilir:

1. "Kur'an Müslümanlığı" denen bid'at cihetinden. Dini kaynaklarından soyutlayarak kendi Kur'an anlayışlarına indirgeyenlerin ortaya attığı bid'atlerden sadece biri, belki de en hafifi, erkeğin altın yüzük kullanması meselesidir. Aslında başta Sünnet olmak üzere "Edille-i Şer'iyye"nin diğer unsurlarını devre dışı bırakmakla bu akımın temsilcileri, Kur'an'a, kendi anlayışlarını söyletmenin, bu suretle de Din'i kendi dar (yoksa alabildiğine "geniş" mi demeliydim?) anlayışlarından ibaret hale dönüştürmenin peşindedirler. Ya da daha doğrusu, aralarında bu amacı gütmeyenler varsa da sonuç buraya çıkmaktadır.

Dolayısıyla bu akımın temsilcileriyle altın yüzük meselesini tartışmadan önce "Usul" meselesinin netleştirilmesi gerekir. "Din'i Kur'an'dan başka delil/kaynak tanımaksızın yaşamak doğru ve mümkün müdür?" sorusu başlangıç noktasıdır.

Ancak yine de burada şu kadarını söyleyelim: Kur'an'da herhangi bir yasak getirilmemiş olması yanında, soruda zikredilen türden ayetlerin genel bir "ibaha" (serbestlik) zemini sağlıyor oluşu, Kur'an Müslümanlığı iddiasında bulunanların bu meselede "cevaz" hükümlerinin gerekçesini oluşturuyor.

Ancak burada önemli bir problem var: Gerek bu meselede, gerekse diğer tekil/parça konularda "hakkında Kur'an'da ayet yok" argümanını kullanarak cevaz kapısı açmak demek, hakkında Kur'an'da özel hüküm bulunmayan her meselenin aynı tarzda çözüme kavuşturulması demektir.

Oysa bu gibi hususlarda Kur'an'ın vaz ettiği genel ilkeler arasında da bir çatışma husule getirmemeye azami dikkat göstermek gerekir. Aksi halde –haşa– Kur'an'ın kendi içinde çelişki bulunduğu gibi bir açmaza sürüklenmek işten değildir.

Açacak olursak, niçin erkeğin altın kullanımı meselesinde "eşyada aslolan ibahadır" genel kaidesinden ve bu kaideye vücut veren ayetten hareket ediyoruz da, Kur'an'ın bizi Sünnet'e ve ululemr'e (bilgi ve yetki sahiplerine) yönlendiren ayet-ler-inden hareket etmiyoruz? Eğer Kur'an bizi buraya yönlendiriyor ve Hz. Peygamber (s.a.v)'de bizler için "güzel örnek" bulunduğuna dikkat çekiyorsa, yapılması gereken şey O'nun örnekliğine başvurmak değil midir?

O'nun örnekliğine başvurduğumuzda karşımıza çıkan manzarayı, konuyla ilgili "ikinci cihet"in izah ve beyanı sadedinde bir sonraki yazıda görelim.

ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-2

 

 

2. Altın kullanımının erkeğe haramlığının tartışma konusu yapıldığı ikinci cihet, haramlık hükmünün illetini tesbit sadedinde ortaya atılan görüşler ve bir de Sahabe'den bazılarının altın yüzük kullandıklarını anlatan nakillerdir.

Günümüzde bu meselede cevaz taraftarı olanların büyük çoğunluğu bu zeminde hareket etmektedir. Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi'nde (IV, 287) Kâmil Miras'ın yaptığı budur; İSAM'ın neşrettiği İlmihal'de (II, 84 vd.) bu mesele işlenirken izlenen yöntemin de aynı olduğunu söyleyebiliriz.

Öncelikle belirtelim ki, toplumda sosyal adaletin sağlanması, sermayenin atıl durumdan kurtarılarak ekonomiye kazandırılması.. gibi hususları Efendimiz (s.a.v) tarafından erkeklere altın kullanımının haram kılınmasının illeti olarak tesbit etmek son derece tartışmalıdır. Zira bu ta'lilin isabetli olduğunu gösteren bir nakil mevcut olmadığı gibi, Sahabe'den ve Müçtehid İmamlar'dan da böyle bir ta'lilde bulunan bir kimsenin varlığı bilinmemektedir.

Hatta tam aksine, hilafeti döneminde İslam devleti, vatandaşlarını maaşa bağlayacak derecede zenginleştiği halde, dirayetiyle meşhur Hz. Ömer (r.a), vilayetlere ve ordu komutanlarına gönderdiği talimatnamelerde erkekleri altın ve ipek kullanmaktan ısrarla sakındırmaya devam etmiştir. Onun bu davranışının Sahabe'den herhangi biri tarafından eleştiri ve itiraz konusu yapılmamış olması dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Bu durumun ondan sonra da aynen devam ettiğinde şüphe yoktur.

Burada belki Efendimiz (s.a.v)'in, Kur'an'dan kaynaklanan genel tavrının bir yansıması olarak insanları dünyaya bağlanmaktan, dünya süslerine ve gösterişe meyletmekten sakındırmasından söz edilebilir. Ancak altın ve ipek kullanımının kadınlar için serbest olması, haramlık hükmünü buraya bağlamayı da tartışmalı kılmaktadır. Erkeklere altın yüzük kullanmayı yasaklayan Efendimiz (s.a.v)'in, bunun gerekçesini yukarıda zikredilen hususlara bağlamadığı açıktır. Hatta bu meyanda altını "ateş" olarak tavsif ettiği hatırlanmalıdır…

Şu soru her iki durum için de son derece haklıdır: Sermayenin ekonomiye aktarımı, sosyal adaletin gerçekleştirilmesi gibi maddî ve dünyaya bağlanmamak gibi manevî gerekçeler erkekler için geçerlidir de kadınlar için neden geçerli değildir?

Dolayısıyla erkeklere altın ve ipek kullanımının yasaklanmasını bu türlü sebeplere dayandırmak isabetli görünmemektedir.

Sahabe'den bazılarının altın yüzük kullandığını anlatan nakillere gelince, İmam et-Tahâvî bunları şöyle zikretmektedir:

1. el-Berâ b. Âzib (r.a)'in parmağında altın bir yüzük vardı. Kendisine bu durum sorulduğunda bir ganimet taksimi esnasında bu yüzüğü Efendimiz (s.a.v)'in kendisine verdiğini ve "Allah ve Resulü'nün sana giydirdiğini giy" buyurduğunu söylemiştir.

2. Mus'ab b. Sa'd[1] şöyle demiştir: "Talha b. Ubeydillah'ın parmağında altın bir yüzük gördüm. Suheyb'in parmağında altın bir yüzük gördüm. Sa'd'ın parmağında altın bir yüzük gördüm."

3. Tıpkı Talha b. Ubeydillah (r.a) gibi Sa'îd b. el-Âs (r.a) da[2] öldürüldüğünde parmağında altın yüzük vardı.[3]

Erkeğe altın yüzüğün haram olmadığını söyleyenlere göre bu nakiller, erkek için altın yüzük kullanımının mutlak haram olduğunun söylenemeyeceğini gösterir. Zira böyle olsaydı, adı geçen sahabîlerin altın yüzük kullanmamaları gerekirdi.

Bu çıkarsamanın ne kadar isabetli olduğunu ve konunun merfu (Efendimiz (s.a.v)'e dayanan) rivayetler bakımından durumunu bir sonraki yazıda görelim.

[1] Sahabe'den Sa'd b. Ebî Vakkâs (r.a)'ın oğludur.

[2] Efendimiz (s.a.v) vefat ettiğinde Sa'îd 9 yaşındaydı; doğrudan Efendimiz (s.a.v)'den rivayeti yoktur. Dolayısıyla rü'yeten sahabî, rivayeten tabiîdir. Bkz. İbn Hacer, el-İsâbe, III, 107 vd.

[3] et-Tahâvî, Şerhu Ma'âni'l-Âsâr, IV, 261.

 

ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-3

 

Bir önceki yazıda İmam et-Tahâvî'den naklen Sahabe'den altın yüzük kullananların isimlerini zikretmiştim. Bunlara Suheyb[1], Huzeyfe[2], Habbâb b. el-Erett[3], Câbir b. Semure[4] ve Abdullah b. Yezîd'i[5] de (Allah hepsinden razı olsun) ekleyebiliriz. Böylece altın yüzük taktığı rivayet edilen sahabîlerin sayısı tesbit edebildiğim kadarıyla 9'u bulmaktadır.

Ancak bu sahabîlerin altın yüzük taktığını anlatan rivayetler –en azından birçoğu– hakkında söylenmesi gereken şeyler mevcuttur. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1. el-Berâ b. Âzib (r.a): Bu sahabî, aynı zamanda Efendimiz (s.a.v)'in erkeklere altın yüzük takmayı yasakladığı rivayetini de nakletmiştir.[6] et-Tahâvî, onun bu rivayetinin diğerine göre daha sahih ve sabit olduğunu[7], İbn Hacer de bu riayetin sıhhati üzerinde ittifak bulunduğunu söyler.[8] Buna karşın el-Hâzimî, diğer rivayetin isnadının sahih olmadığını söylemiştir.[9]

Duruma bakılırsa onun altın yüzük taktığı meselesi arkadaşları arasında da tartışma konusu olmuştur. İbn Abdilberr'in naklettiği bir rivayet, ziyaretine giden arkadaşlarından birisinin (Ebu's-Sefer) el-Berâ'nın altın yüzük taktığını gördüğünü söylemesi üzerine diğeri (Ebû İshak[10]) buna, "Yalan mı söylüyorsun?" diyerek şiddetle itiraz etmiş ve yanına beraberce gittikleri halde kendisi böyle bir şey görmediğini söylemiştir.[11]

Şu halde el-Berâ (r.a)'ın altın yüzük takması konusunda şunları söyleyebiliriz:

A. O, önceleri altın yüzük takarken, bilahare bundan vaz geçmiştir. Ebû İshak'ın onun parmağında altın yüzük gördüğünü söyleyen kişiyi şiddetle eleştirerek iddiasını reddetmesinin bunu gösterdiğini söyleyebiliriz.

Ancak buna, yine Ebû İshak kanalıyla el-Berâ (r.a)'ın altın yüzük taktığının nakledildiği söylenerek itiraz edilebilir.[12]

 [1] Bkz. en-Nesâî, "Zînet", 45.

[2] İbn Ebî Şeybe, VI, 66.

[3] İbn Ebî Şeybe, a.y.

[4] İbn Ebî Şeybe, VI, 67.

[5] İbn Ebî Şeybe, a.y.

[6] Bkz. et-Tahâvî, Şerhu Ma'âni'l-Âsâr, IV, 261; İbn Abdilberr, et-Temhîd, XVII, 96.

[7] et-Tahâvî, IV, 262.

[8] İbn Hacer, Fethu'l-Bârî, X, 317.

[9] el-Hâzimî, el-İ'tibâr, 526.

[10] Kûfe'li meşhur tabiî Ebû İshak Amr b. Abdillah es-Sebî'î olmalıdır.

[11] İbn Abdilberr, et-Temhîd, XXIV, 338.

[12] İbn Ebî Şeybe, VI, 66.

 

ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-4

 

 

Ebû İshak'ın, biri el-Berâ (r.a)'ın altın yüzük "taktığını", diğeri "takmadığını" anlatan iki rivayeti arasında bir zaman aralığı bulunduğunu söylemek doğruysa durumu şöyle yorumlayabiliriz: Ebû İshak, el-Berâ'nın altın yüzük taktığına önceleri kendisi de şahit olmuşken, bilahare Ebu's-Sefer ile birlikte ziyaretine gittiklerinde yine altın yüzük göreceği beklentisiyle el-Bera (r.a)'ın parmaklarına özellikle bakmış olmalıdır. Arkadaşının el-Berâ (r.a)'ın parmağında altın yüzük gördüğünü söylemesi üzerine şiddetle itiraz etmesi de bundan ileri gelmiş olmalıdır. Eğer bu iki rivayeti bu veya benzeri bir şekilde uzlaştırmak mümkün olmazsa, tevakkuf etmek, yani herhangi birisiyle hüküm vermemek en doğrusu olmalıdır. Vallahu a'lem.

B. Onun altın yüzük takmasının ve bunda bir beis görmemesinin sebebi, bizzat Efendimiz (s.a.v)'in yüzüğü takması için kendisine vermiş –hatta bazı riayetlere göre bizzat parmağına takmış[1]– olmasıdır.

Dolayısıyla bu durumu kendisine mahsus bir ruhsat olarak değerlendirmiş olabilir.

2. Suheyb (r.a)’in durumu da buna benzemektedir. en-Nesâî'nin, dipnotta belirttiğim yerde naklettiğine göre Hz. Ömer (r.a)'in, parmağındaki altın yüzüğü garipsemesi üzerine, "Bunu senden daha hayırlısı (yani Hz. Peygamber) gördü ve bir şey demedi" demiştir.

Burada da üç ihtimal söz konusudur:

A. Hz. Peygamber (s.a.v) Suheyb (r.a)'in parmağındaki altın yüzüğü, erkeklere altın yüzük kullanımını yasaklamadan önce görmüş ve serbest olduğu (hatta bizzat kendisi de taktığı) için bir şey dememiş olabilir. İlgili rivayetlerde zikredildiği gibi önceleri Hz. Peygamber (s.a.v) de altın bir yüzük edinmiş ve takmıştır. Ancak bazı rivayetlerin bildirdiğine göre bu durum 3 gün devam etmiştir. Dolayısıyla Efendimiz (s.a.v) Suheyb (r.a)'in parmağındaki altın yüzüğü bu süreç içinde görüp bir şey dememiş olabilir.

B. Efendimiz (s.a.v)’in altını erkeklere yasakladığından Suheyb (r.a)'in haberi olmamış olabilir. Ancak bu ihtimal zayıf görünmektedir. Zira Hz. Ömer (r.a)’in olayı garipsemesi ve Suheyb (r.a)'in verdiği cevap, yasaklamadan haberdar olduğunu ihsas etmektedir.

C. Suheyb (r.a), altın yüzük konusunda kendisine özel bir ruhsat tanındığını düşünmüş olabilir. Vallahu a’lem.

3. Habbâb b. el-Erett (r.a) altın yüzük takan sahabîlerden olarak rivayet edilmiştir. Ancak Abdullah b. Mes'ûd (r.a) onun altın yüzük taktığını görünce, "Hâlâ onu atmanın zamanı gelmedi mi?" diye tevbih etmiş, o da hak vererek, "Artık onu bir daha görmeyeceksin" diyerek çıkarmıştır.[2] Dolayısıyla onun altın yüzük takmasıyla istidlal edilmesi doğru değildir.

Huzeyfe, Talha b. Ubeydillah, Câbir b. Semure, Sa'd b. Ebî Vakkâs, Abdullah b. Yezîd, Sa'îd b. el-Âs, Ebû Üseyd[3] ve Enes b. Mâlik'in[4] (Allah hepsinden razı olsun) altın yüzük takmasına veya bunu tecvizine gelince, ulema bu noktaya iki şekilde cevap vermiştir:

1. Efendimiz (s.a.v)'in erkeklere altın yüzük takmayı yasakladığı haberi bu sahabîlere ulaşmamış olabilir.

2. Ulaşmışsa da, bu konudaki nehyi tenzihe hamletmiş, yani Efendimiz (s.a.v)'in bunu kesin haram kıldığını değil, sadece bazı sebeplerle hoş görmediğini düşünmüş olabilirler.

Altın yüzük taktığı veya takılmasına cevaz verdiği nakledilmiş olan sahabîlerin bu davranışının ulema tarafından zikredilmemiş olan muhtemel bir sebebi daha olabilir: en-Nesâî[5] ve daha başkaları tarafından nakledilen bir rivayette Hz. Ali (r.a), "Resulullah (s.a.v) bana şunları yasakladı" diyerek altın yüzük kullanımını da zikretmiş, bu meyanda şu cümleyi kullanmıştır: "Resulullah (s.a.v) bunları bana yasakladı; insanlara yasakladığını söylemiyorum." Keza en-Nesâî'nin aynı yerde naklettiğine göre Hz. Ali (r.a)'a, "Hz. Peygamber (s.a.v)'in sana yasakladığı şeyleri bize (söyle ve) yasakla" diyenlere cevaben zikrettikleri arasında altın yüzük kullanımına da yer vermiştir.

 [1] Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 294.

[2] İbn Ebî Şeybe, VI, 66.

[3] İbn Ebî Şeybe, VI, 67. Adı Mâlik b. Rebî'a'dır. Bedir ehlinden en son vefat eden sahabî olduğu söylenmiştir.

[4] İbn Ebî Şeybe'nin rivayetine göre (VI, 67) kendisine altın yüzük takmanın hükmü sorulduğunda, cevaz vermiş, sadece altın ve gümüş kaptan yemek yemekten sakındırmıştır.

[5] en-Nesâî, "Zînet", 43.

 

ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-5

 

Muhtemeldir ki Sahabe'den bazıları (el-Berâ b. Âzib ve Suheyb (r.anhuma) örneklerinde olduğu gibi) Efendimiz (s.a.v) tarafından kendilerinin umumi yasağın kapsamı dışında tutulduklarını düşünmüşler, bazıları da (daha önce naklettiğim Hz. Ali (r.a) rivayeti özelinde olduğu gibi) yasağın hususi olup herkesi kapsamadığı kanaatini taşımışlardır.. Ancak şunu da ekleyelim ki Hz. Ali (r.a)'den birçok tarikle gelen bir rivayette "Resulullah (s.a.v) bize altın yüzüğü yasakladı" dediği[1] ve Efendimiz (s.a.v)'in, bir eline ipek, bir eline altın alarak, "Bunlar ümmetimin erkeklerine haramdır" buyurduğunu aktardığı[2] nakledilmiştir. Dolayısıyla altın yüzük kullanımının Efendimiz (s.a.v) tarafından önce özel olarak Hz. Ali (r.a)'a sonra da genel olarak Ümmet'in erkeklerine yasaklandığını söyleyebiliriz.

Dikkat çeken bir diğer husus da, Efendimiz (s.a.v)'in yasaklamasına dayanarak çevresine ve arkadaşlarına altın yüzük kullanmayı yasaklayan sahabîlerin fekahetle (fakih ve dirayetli olmakla) bilinen isimler olmasıdır ki, Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd, Abdullah b. Abbâs (r.anhum) gibi isimler bunların başında gelmektedir.

Görebildiğim kadarıyla Efendimiz (s.a.v)'in erkeklere altın yüzük kullanmayı yasaklayan hadisleri, Hz. Ömer, Hz. Ali, İbn Mes'ûd, İbn Abbâs, İbn Ömer, Ebû Hureyre, Abdullah b. Amr, Zeyd b. Erkam, Ukbe b. Âmir, Ebû Mûsa el-Eş'arî, Ebû Sa'îd el-Hudrî, Ebû Ümâme, el-Berâ b. Âzib, İmrân b. Husayn, Ebû Zerr, Ebû Sa'lebe el-Huşenî tarafından muhtelif bağlamlarda rivayet edilmiştir. Bu sahabîlerin rivayetleri için bu seri yazı boyunca zikrettiğim kaynaklar yanında aşağıdaki dipnotta zikrettiğim eserlere bakılabilir.[3]

Bu merfu (Efendimiz (s.a.v)'e ait) kavlî ve fiilî hadislerin hem isnadlarının sıhhati ve hem de ifadelerinin umumîliği dolayısıyla Sahabe'den –isimlerini daha önceki yazılarda gördüğümüz– bazılarının fiil ve istinbatlarından daha öncelikli ve bağlayıcı olduğu bedihîdir.

Bu sebeplerdir ki, fakih sahabîlerin ardından yine fıkıh ve istinbattaki mevkileri tartışmasız olan –Tabiun ve sonraki nesillerden– Sa'îd b. Cübeyr, İbrahim en-Neha'î, Mekhul, Alkame, Ebû Hanîfe ve ashabı, es-Sevrî, el-Evzâ'î, Mâlik, eş-Şâfi'î, Ahmed b. Hanbel, İshak b. Râhûye ve daha başkaları (Allah hepsine rahmet eylesin) bu merfu hadisleri esas alarak erkeğin altın yüzük kullanmasının haram olduğunu kesin bir şekilde söylemişlerdir.[4] Kaynaklarda bu mesele üzerinde –ilk devirdeki ihtilaftan sonra– icma vuku bulduğunun söylendiğinin de burada altını çizmemiz gerekiyor.

 

 [1] et-Tahâvî, Şerhu Ma'âni'l-Âsâr, IV, 260.

[2] et-Tahâvî, Şerhu Ma'âni'l-Âsâr, IV, 250.

[3] el-Heysemî, Mecma'u'z-Zevâid, V, 143, 7, 151 vd.; Ali el-Karî, Mirkatu'l-Mefâtîh, VIII, 177 vd.; Ahmed Abdurrahman el-Bennâ, el-Fethu'r-Rabbânî, XVII, 247 vd.; et-Tehânevî (Tanvî), İ'lâu's-Sünen, XVII, 304 vd.

[4] Bkz. el-Aynî, Umdetu'l-Karî, XIV, 209.

 

 

ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-6

 

 

Erkeğe altın yüzük kullanmayı yasaklayan ve çeşitli bağlamlarda varit olan hadisler, daha önce isimlerini zikrettiğim 16 sahabî tarafından muhtelif lafızlarla nakledilmiştir. Bu sahabîlerden bazılarının, konuyla ilgili birden fazla rivayet naklettiğini de burada önemle belirtmemiz gerekiyor. (Yazıyı daha fazla uzatmış olmamak için bu rivayetleri tek tek zikretmeyeceğim.) Bu sayının, mütevatir hadisleri toplamak maksadıyla kaleme alınmış eserlerde tevatürüne hükmedilmiş birçok rivayetin sahabî ravilerinin adedinden daha fazla olduğu açıktır. Dolayısıyla bu konudaki rivayetlerin, Usulcülerle diğer ulemanın değişik itibarlarına göre "mütevatir" veya "meşhur" kategorisinde yer alacağı, –kimine göre "ızdırarî", kimine göre "istidlâlî" de olsa– her hal-u kârda "ilim" ifade ettiği açıktır.

Son olarak konunun ikmali bakımında, soruda zikredilen ayet (7/el-A'râf, 32) hakkında söylenebileceklere kısaca değinelim: Ayette geçen "zînetullah" ifadesi bir "îzafet terkibi"dir ve bu haliyle "ma'rife" özelliği kazanmış olan "zînet" kelimesi umum ifade eder. Ayetin genel üslubundan da böyle bir umumîlik zaten rahatlıkla anlaşılmaktadır. Sünnet'in, "Kur'an'ı beyan" fonksiyonu çerçevesinde umumunu tahsis, mutlakını takyid edici özelliği dolayısıyla konumuzla ilgili rivayet ve uygulamaların, mezkûr ayet ve benzerlerinin getirdiği umumî ibahayı, altın zinet kullanımı bağlamında kadınlara tahsis ettiğini söylemek durumundayız.

İster mütevatir diyelim, ister meşhur olduğunu söyleyelim, erkeğe altın zinet kullanımını yasaklayan hadislerin ilgili Kur'an ayetleri karşısındaki konumu ile, kadını halası ve teyzesi üzerine nikâhlamayı yasaklayan, mestler üzerine mesh uygulamasını getiren, mirasçısını öldürmeyi ve din farkını mirasa engel kılan… sünnetlerin konumu arasında fark yoktur. Zira bütün bu sünnetler, ait oldukları konuda Kur'an'ın umum ifade eden ayetlerini tahsis etmede aynen bahsimizin konusu rivayetler gibidir.

Sonuç olarak erkeklere altın kullanımını yasaklayan rivayetler bir itibara göre "meşhur", bir itibara göre "mütevatir"dir; özellikle Tabiun döneminin sonlarından itibaren bu konuda ulema arasında oluşan icma da hesaba katıldığında bu mesele üzerinde kalem oynatırken biraz daha dikkatli ve hassas olmak gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır.

Herhangi bir meseleyi "Usul" zemininde değerlendirmeden, "Kur'an'da yer almıyor; öyleyse at gitsin" mantığıyla hareket etmenin, Din'in ahkâmının çok büyük bir kısmını berhava etmek anlamına geldiği asla unutulmamalıdır. Bu mantıkla hareket edenlerin, Şer'î nasslar arasında "nesh" ilişkisi cereyan etmediğini söyledikleri hatırlanacak olursa, ulemanın bir delile dayanarak "mensuh" gördüğü hükümlerin kat kat fazlasını onların hiçbir delile dayanmadan nesh ettiğine (!) de dikkat etmek gerekir!!

Hızla "çağdaşlaştığımız" bu dönemde sık sık gündeme gelen "Kur'an-Sünnet ilişkisi" ve "ahkâmın değişmesi" meselesine tipik bir örnek teşkil ettiği ve çokça sorulduğu için bu konu üzerinde detaylıca durmayı uygun gördüm. Sünnet'e ittiba hassasiyetinin zayıfladığı günümüzde bir dinî hükmü ve dayanağı olan Sünnet'i ihya cümlesinden sayılması umuduyla…

EBUBEKİR SİFİL

 

 


Kaynak: www.ebubekirsifil.com

 


  SORU-CEVAP

 

click tracking