
|
|
Zûlmü Nehyetmek
Ulu
Allah (C.C.) buyuruyor ki;
«—Zulmedenler yakinda hangi tarafa varacaklarini anlayacaklardir
(Suara Süres-i Celilesi; 227).
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Zulüm, Kiyamet Günü karanliklaridir.»
Yine Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Haksizlik ile bir karis topragi ele geçirenin, Allah (C.C)
Kiyamet Günü boynuna yedi kat yeri geçirir.»
Bir kitapta yazdigina göre ulu Allah (C.C):
«Benden baska yardimcisi olmayan kimseye zulmedene gazabim pek
çetindir» buyuruyor.
Sâir ne güzel söylemistir:
«Güçlü iken zulmetme.
Çünkü zûlmun sonu pismanliga döner.
Gözlerin uyur, fakat mazlum uyaniktir.
Hep beddua eder sana, Allâh (C.C)'in gözleri de uyaniktir.»
Diger bir sâir de ayni konuda söyle der:
«Zâlim yeryüzünü binek hayvanina çignetip.
Kötülük kazanmada gemiyi iyice aziya takinca.
Onu zamanin gelismelerine birak.
Cünki bu gelismeler onun karsisina hesabinda olmayan seyler
çikarir.»
Setefden bir zat, «Düskünlere zulmedip de güçlülerin kötülerinden
olma» demistir.
Ebû Hureyre (R.A.) der ki; «Toy kusu. her hangi bir zâlimin
zulmünden duydugu korkudan yuvasinda ölür.»
Söylendigine göre Tevrat'da söyle yazilidir.
«Kiyamet Günü, Sirat köprüsünün arkasindan söyle bir ses gelir:
«Ey azgin zorbalar, ey gemi aziya takmis eskiyalar! Allah izzeti
hakki için yemin eder ki, bu gün su köprüyü hiç bir zâlimin zulmü
asmayacaktir.»
Sahâbelerden Câbir (R.A.) der ki.
«Habesistan'dan dönünce Peygaber (s.a.v)´imiz bize Habesistanda
gördügünüz en sasirtici olayi bana anlatir misiniz» dedi.
Kuteybe'nin beyanina göre bu göçmenlerden biri olan Hz. Ali (K.V.)
söyle konustu:
«— Ya Rasûlallah (s.a.v), bir gün hep birlikte birarada oturuyorken
önümüzden oranin yerlisi olan yasli bir kadin geçti. Basinda bir su
testisi vardi ve yerli bir delikanli ile karsilasdi.
Delikanli bir eli ile kadini ensesinden tutarak itti, kadin dizüstü
yere kapaklandi ve testisi kirildi.
Kalkinca delikanliya dönerek «Ey zâlim Allah (C.C) Kürsî'yi kurup
gelmis geçmis herkesi toplayinca, eller ve ayaklar dile gelerek
islediklerini bir bir anlatacaklar, yarin O'nun huzurunda aramizdaki
dava ne olacak, göreceksin» dedi.
Bunun üzerine Peygamber'imiz (S.A.S.) buyurdu ki:
«— Allah zayifin hakkini güçlüden almayan bir toplulugu temize
çikarir mi hiç?»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Ulu Allah (C.C) su bes kisiye gazab eder, dilerse gazabini
dünyada yürürlüge koyar, dilerse âhirette onlari cehenneme atar. Bu
bes kisi sunlardir:
1 — idare ettiklerinden hakkim aldigi halde ontara karsi insafli
davranmayan ve ugradiklari haksizliga engel otmayan devlet Baskani.
2 — Idare ettikleri kendisine bagli kaldigi halde, güçlüler ile
zayiflarin arasini bulmayan ve arzusu uyarinca konusan yetkili.
3 — Ailesine, çoluk - çocuguna Allah (C.C)'a ibâdet etmeyi telkin
etmeyen ve onlara dinleri hakkinda gereken bilgileri ögretmeyen
kimse,
4 — Çalistirdigi isçiye hakettigi ücreti vermeyen kimse.
5 — Mehri konusunda karisina haksizlik eden erkek.»
Abdullah Ibni Selâm (R.A.) der ki; «Ulu Allah (C.C) insanlari
yaratip ayaklari üzerine dogrulduklari zaman baslarini Allah (C.C)'a
kaldirarak «Yâ Rabb'i, sen kim ilesin» diye sordular. Ulu Allah
(C.C) da: «Hakki verilinceye kadar mazlumun yanindayim» buyurdu.
Veheb Ibni Munebbih (R.A.) der kî: «Zorbanin biri bir kösk yapar,
etrafina sûr çeker. Bu arada yasli bir kadin gelerek köskün
yakininda barinabilecegi bir küçük kulübe kurar.
Bir gün zorba atina binerek gelir, köskün çevresini gezer. Bu arada
yasli kadinin kulübesi gözüne ilisir. «Bu kimindir» diye sorar,
kendisine kulübenin yasli ve yoksul bir kadinin barinagi oldugu
söylenir.
Zorbanin emri ile kulübe derhal yikilir, kadin gelince kulübesinin
yikildigini görür. «Kulübemi kim yikti» diye sorar, kendisine «Kral
onu görünce yiktirdi» diye cevap verilir.
Bunun üzerine kadin basini göge kaldirarak der ki, «Yâ Rabb'i, ben
burada yoktum, peki sen neredeydin?!»
Bunun üzerine Ulu Allah (C.C) Cebrail (A.S)'e: "içindekiler ile
birlikte köskün altini üste getirmesini emreder". Cebrail (A.S) de
aldigi emri derhal yerine getirir.»
Söylendigine göre Bermekilerin ileri gelenlerinden biri oglu ile
birlikte zindana atilinca ogul babaya, «Babacigim, onca saltanattan
sonra zincire vurulduk, zindana düstük» der. Babasi ogluna, «Yavrum,
mazlumun bedduasi geceleri yürüdü, biz farkinda olmadik ama Allah
(C.C)'in gözünden kaçmadi» der.
Yezid Ibni Hakim (R.A.) der ki:
"Zulmettigim kimse kadar hiç kimseden korkmus degilim. Cünki o bana
Allâh (C.C) yeter. Allâh (C.C) seninle benim aramizdadir der.
Halbuki ben onun destekçisi yalniz Ulu Allâh (C.C) oldugunu
bilirim."
Ebû UmAme (R.A) der ki;
«Zâlim Kiyamet Günü Sirat köprüsüne varinca mazlum önüne çikarak
yaptigi haksizligi kendisine hatirlatir. Böylece zâlimler
ellerindeki iyi amelleri vermeden mazlumlarin ellerinden yakalarini
kurtaramazlar. Eger iyi amelleri yoksa zulümleri kadar günah
mazlumlardan alinarak yüklenir, böylece cehennemin en alt katina
gönderilirler.»
Abdullah Ibni Ünes (R.A.) der ki; «Ben Peygamber (s.a.v)'imizi söyle
buyururken isittim:
"Insanlar Kiyamet Günü çirilçiplak, yalin ayak ve sünnetsiz olarak
meydana toplanirlar. Uzaktan ve yakindan ayni ayarda duyulan bir ses
tonu ile onlara söyle seslenilir:
"Hesaplasmanin mutlak hâkimi benim. Cennetliklerden hiç birinin
kendisinden bir fiske veya daha büyük bir zülüm görmüs bir
cehennemlik hak isterken cennete girmemesi gerekir. Üzerinde bir
fiske kadar veya daha büyük bir haksizlik bulunan hiç bir
cehennemligin de zulmünün hesabini vermeden cehenneme girmemesi
gerekir." Rabb'in hiç kimseye zulmetmez."
Biz «Yâ Rasûlallah (s.a.v), bizler çirilçiplak, yalin ayak ve
sünnetsiz olarak biraraya getirilecegimize göre bu hak alis - verisi
nasil olacak» diye sorduk.
Peygamber (s.a.v)'imiz: «Tam ceza olarak iyilikler ve kötülüklerle
hesaplasacaksiniz. Rabb'in hiç kimseye zulmetmez» diye cevap verdi.
Peygamber'imiz (S.A.S) buyuruyor ki:
«— Kim haksiz yere baskasina bir kamçi vurursa, Kiyamet Günü
karsiligi olan cezaya çarpilir»
Söylendigine göre Pers hükümdarlarindan biri oglunu okutup
yetistirmek üzere bir muallim tutar. Sahzade terbiye ve fazilet
yönünden beklenen amaca ulasinca muallim bir gün onu karsisina alir.
Kabahatsiz, sebepsiz yere aci bir sekilde döver. Sahzade muallime
karsi kin baglar.
Babasi ötüp tahta kendisi geçince muallimi huzuruna çagirarak ona;
«Falan gün beni kabahatsiz ve sebepsiz yere agir bir sekilde
dövmenin sebebi ne idi?» diye sorcr.
Muallim ona su cevabi verir, «Ey Pâdisâh, bilmis ol ki fazilet ve
terbiye yönünden arzulanan seviyeye ulasinca babandan sonra tahta
çikacagini anlamistim. Bu yüzden hic kimseye zülmetmeyesin diye sana
dayagin ve zulmün acisini tattirmak istedim.»
Bunun üzerine Padisah ona: Allah (C.C) hayrini versin demis, sonra
kendisine bahsis verilmesini emrederek birakmistir.
Kalplerin Keşfi |
|