
|
|
Tövbenin Fazileti
Tevbenin fazileti hakkinda birçok ayet inmistir. Nitekim ulu Allah
(C.C) buyuruyor ki:
"Ey müminler, hepiniz günahlarinizdan tevbe ediniz ki, kurtulusa
eresiniz."
(Nur Sûre-i Celilesi; 31)
"Allah'in iyi kullari, Allah ile birlikte baska bir ilâha tapmazlar,
hakka dayanmaksizin Allah'in haram kildigi canliyi öldürmezler, zina
islemezler. Bunlari yapan, agir günah islemis olur. Kiyamet günü
azabi kat kat olur ve çaresiz olarak cehennemde ebedî kalir.
Yalniz tevbe edip îman ederek iyi ameller isleyenler müstesna,
onlarin kötülüklerini Allah iyilige çevirir. Allah bagislayici ve
merhamet edicidir.
Tevbe edip iyi amel isleyen kimse, tevbesi kabul edilmis olarak
Allah'in huzuruna varir."
(Furkan Sure-i Celilesi: 68—71)
Bu konudaki hadisler de hayli çoktur. Nitekim müslümün rivayetine
göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Gündüz günah isleyenler tevbe etsin diye Allah (C.C) geceleyin
rahmat etini uzatir. Gece günah isleyenler tevbe etsin diye de
gündüz rahmet elini uzatir. Bu, günes battigi yerden doguncaya kadar
böyle devam eder."
Tirmizinin rivayetine göre, Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Bati tarafinda kirk veya yetmis yillik yol genisliginde bir kapi
vardir. Allah (C.C), gökleri ve yeri yarattigi gün onu tevbe için
açmrstir, günes oradan (batidan) doguncaya kadar o kapiyi kapamaz.»
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Rabb'inin bazi alâmetleri belirdigi gün insana daha önce
getirilmemis olan veya inancina göre hayir kazanmamis olan îman,
sahibine yaramaz. De ki. «bekleyin bakalim, biz de bekliyoruz."
(En´am Sûre-i Celilesi: 158)
Taberaniye göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«-- Cennetin sekiz kapisi var, yedisi kapali ve biri, günes
batisindan doguncaya kadar tevbe için açiktir.»
Ibni Mace'ye göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor kî:
«— Günahlariniz göge dayanacak kadar kötülük isleseniz de sonra
tevbe etseniz, yine Allâh (C.C)!i tevbenizi kabul eder»
Hakim'e göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Uzun yasayip tevbe edebilmek insan hesabina büyük bir talihtir.»
Ibni Mâce ve Hakim'e göre Peygamber'imiz (S. A.S.) buyuruyor ki:
«— Herkes günah isler, fakat günahi isleyenlerin en iyileri
tevbekârlardir.»
Buhari ile Müslim'e göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Bir kul günah isler ve «Ya Rabb'î, ben bir günah isledim, beni
affeyle» derse, Rabb'i de: «Kulum; isleyen günahi bagislayan veya
cezalandiran bir Rabb'i oldugunu bildi» buyurarak o kulun günahini
bagislar.
Bir müddet sonra yine ayni kul baska bir günaha girer ve «Ya Rabb'i
ben yine bir günah isledim, beni affeyle» derse Rabb'i: «Kulum;
islenen günahi bagislayan veya cezalandiran bir Rabb'i oldugunu
bildi» buyurarak onu affeder.
Bir müddet sonra yine ayni kul, baska bir günaha girer ve: «Ya
Rabb'i, ben yine bir günaha girdim, onu bana bagisla» derse, Rabb'i
«Kulum; islenen günahi bagislama ve cezalandirma emrine sahip olan
bir Rabb'i oldugunu bildi, ne isterse yapsin, kulumu affettim,
buyurur.»
Munzir (Rehimehullahu) der ki, «Hadiste gecen (ne isterse yapsin)
ifadesinin mânâsi söyle olmalidir:
Söz konusu kulun her seferinde baska bir günah isledigi
belirtildigine göre. isledigi her günahtan pismanlik duyup
vazgeçiyor demektir. Böyle olunca her isledigi günah üzerine yaptigi
tevbe günahina kefaret olarak ona zarar vermiyor. Yoksa hadis,
insanin durmadan günah isleyip arkasindan sözle tevbe ederek yine
ayni günaha dönmenin hos görülecegini söylemek istemiyor. Çünkü
böylesi, yalancilarin tevbesi olur.»
Ulemadan bir cemaatin rivayetine göre, Peygamber'imiz (S.A.S.)
buyuruyor ki:
«— Müminin Isledigi her günah kalbinde siyah bir nokta meydana
getirir. Tevbe edip kötülükten siyrilarak af dileyince o siyah nokta
kalbinden silinir. Eger günaha günah eklerse siyah noktalar çogalip
kalbini kaplar, iste:
«Hayir hayir, onlarin isledikleri günahlar, kalblerinde pas
baglamistir» (Mutaffif Sûre-i Celilesi; 14) mealindeki âyette
belirtilen «pas» bu noktaya isaret etmektedir»
Tirmizi'ye göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Can bogaza dayanmadikça Allah (C.C) kulun tevbesini kabul eder.»
Taberanî'ye göre sahabelerden Hz. Muaz Ibni Cebel (R.A.) der ki.
«Bir gün Peygamber'imiz elimden tuttu, birlikte bir mil kadar
yürüdükten
sonra bana dedi ki:
«— Ya Muaz! Allâh (C.C)'dan korkmayi, dogru konusmayi, sözünde
durmayi, emaneti yerine getirmeyi, hiyanetten uzak durmayi, yetimi
esirgemeyi, komsularina iyi davranmayi, öfkeyi bastirmayi, yumusak
sözlü olmayi, selamlasmayi, imama bagli kalmayi, Kur'an-i Kerim
hakkinda derin derin düsünmeyi. Ahireti sevmeyi, hesaba çekilmekten
çekinmeyi, uzak vâdeli emeller beslememeyi ve iyi amel islemeyi sana
tavsiye ederim.
Buna karsilik müslümana sövmekten, yalanciya inanmaktan, yahut dogru
sözlüyü yalanci çikarmaktan, adil imama bas kaldirmaktan, yeryüzünde
kargasalik çikarmaktan, seni menederim.
Ya Muaz! Her agacin, her tasin yaninda Allâh (C.C)'i an, açiga açik
ve gizliye gizli olmak üzere her günaha karsilik ayri bir tevbe
yap.«
Isfahanî'ye göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Kul günahlarindan tevbe edince Allâh (C.C) onun günahlarini
koruyucu meleklere, vücudunun azalarina ve yer yüzündeki iz ve
belirtilerine unutturur da Kiyamet Günü, günahinin hiç sahidi
olmaksizin Allâh (C.C)'in katina çikar."
Yine Isfahanî'ye göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Günahina pisman olan Allâh (C.C)'in rahmetini, kendini begenen
ise O'nun gazabini bekler.
Ey Allâh (C.C)'in kullari! Bilmis olun ki herkes isledigi amele göre
hesaba çekilir. Hiç kimse iyi ve kötü amelinin karsiligini görmeden
dünyadan çikmaz. Ameller, niyyetterine göre degerlendirilir.
Gece ile gündüz birer binek hayvanidirlar, onlarin sirtinda âhirete
dogru, iyi yol alin. Tevbede ve iyi amel islemeyi ertelemekten
sakinin, çünki ölüm ansizin gelir. Allâh (C.C)'in merhametine
güvenip kendinizi aldatmayin, biliniz ki, cehennem size pabucunuzun
bagindan daha yakindir.»
Arkasindan Peygamber'imiz:
«Zerre kadar iyilik isleyen onun karsiligini görür, zerre kadar
kötülük isleyen de karsiligini görür.» (Zilzal Sûre-i Celilesi; 7-8)
mealindeki âyeti okudu.
Taberanî'ye göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Günahlarindan tevbe eden kimse, günâhi olmayan kimse gibidir.»
Beyhakî'ye göre Peygamber'imiz (S.A.S) buyuruyor ki:
«— Günahlarindan bagislanmasini diledigi halde onu islemeye devam
eden kimse, Rabb'i ile alay etmis gibidir»
Ibni Hibban ve Hâkim'e göre Peygamber'imiz (S.A.S.)
«Islenen günaha karsi pismanlik duymak tevbedir» buyuruyor. Yani
pismanlik tevbenin ana temelidir. Arafat'a çikmak haccin temel
esaslarindan biri oldugu gibi.
Fakat duyulan pismanligin Allâh (C.C)'in emrini kirmaktan, yapilan
hareketin çirkinliginden ve karsiliginda ugranilacak azabdan dolayi
olmasi gerekir. Yoksa günah islendigi için malca zarara ugramaktan
korkarak pisman olmak tevbe yerine geçmez.
Hâkim'e göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Allah (C.C) bir kulun isledigi günahdan dolayi pismanlik duydugunu
bilir bilmez, daha kul afv dilemeden onu afveder."
Müslim'e göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Varligimi kudret eiinde tutan Allâh (C.C'a yemin ederek söylüyorum
ki; eger siz günah isleyip arkasindan günahlarinizin afvini
dilemeseydiniz, Allâh (C.C sizi ortadan kaldirarak yerinize günah
isleyip afv dileyen bir kavim getirir ve günahlarini bagislardi."
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Allâh (C.C övülmeyi herkesten çok sever, bu yüzden kendini
övmüstür. Allâh (C.C'dan daha gayretli kimse yoktur. Bu yüzden
çirkin davranislari haram kilmistir. Allâh (C.C) kendisinden özür
dilenmesini herkesten çok sever, bu yüzden kitap indirmis,
peygamberler göndermistir.»
Müslim'in rivayetine göre Cuheyne kabilesinden bir kadin bir gün
Peygamber (s.a.v)'imize gelir, kadin zinadan hamiledir. Peygamber
(s.a.v)´imize: «Yâ Rasûlallah (s.a.v), haddi gerektiren bir günah
isledim, cezami tatbik et» der.
Peygamber'imiz kadinin velisini çagirarak ona
«Bu kadina iyi bak, dogum yapinca onu bana getir» der. Adam da
Peygamber (s.a.v)'imizin dedigi gibi yapar.
Kadin getirilince Peygamber (s.a.v)'imiz elbisesinin sikica üzerine
baglanmasini emreder ve O'nun emri üzerine kadin recm edilir. Sonra
da Peygamber (s.a.v)'imiz onun cenaze namazini kilar.
Hz. Ömer (R.A.) «Zina ettigi halde onun cenaze namazini mi
kiliyorsun, yâ "Rasûlellah (s.a.v)» der. Peygamber (s.a.v)'imiz ona
söyle cevap verir:
«Bu kadin öylesine bir tevbe yapti ki, yetmis Medineliye
bölüstürülse, onlara bile kâfi gelirdi. Sen kendiliginden Allâh (C.C
için canina kiyandan daha makbul hic bir kimseye rastladin mi?>
Tirmizî, Ibni Hibban ve Hâkim'e göre Ibni Ömer (R.A.) der ki:
«Peygamber (s.a.v)'imizden bir çok kerreler duydugum bir hadisi
nakledeyim, O söyle buyurdu:
«— Israilogullarindan Kifl adinda günah islemekten çekinmeyen biri
vardi. Bir gün yanina bir kadin geldi. Kifl ona irzina geçmek
karsiliginda altmis dinar verdi.
Adam kocanin karisina yanastigi gibi kadina sokulunca kadin titreyip
aglamaya basladi, adam «Niye agliyorsun, yoksa benden hoslanmadin
mi» diye sordu. Kadin «Hayir, mesele hoslanmamak degil, fakat bu isi
simdiye kadar hic yapmis degilim. Simdi de maddî sikinti yüzünden
yapmaya mecbur kaldim» diye cevap verdi.
Adam kadina «Madem ki, simdiye kadar yapmadigin bir is, kalk git,
para da senin olsun. Allâh (C.C')a yemin ederim ki, ben de bundan
böyle artik günah islemeyecegim» dedi ve o gece öldü. Sabahleyin
kapisinda «Allah Kifl'i afvetti» diye yazili oldugu görüldü.»
Ibni Mes'ûd (R.A.) der ki:
«Iki komsu köy vardi, birinin halki iyi, öbürünün kötü idi. Halki
kötü dan köyden biri halki iyi köye dogru yola çikti, fakat iki köy
arasinda öldü.
O adam hakkinda seytan ve melek anlasmazliga düstüler. Seytan
«Vallahi, o bana hiç karsi gelmis degildi» dedi. Melek de, «Fakat
köyden tevbe etmek üzere ayrilmisti» dedi.
Ulu Allâh (C.C) aralarina girerek, ölünün hangi köye daha yakin
oldugunun tesbit edilmesine hükmetti. Neticede iyilerin köyüne bir
karis daha yakin oldugunu gördüler. Bunun üzerine afvedildi.
Ma'mer (R.A.): «Ben de bu hususda adami «iyilerin köyüne Allâh (C.C)
yaklastirdi» diyenleri isittim demistir.
Buharî ve Müslim'e göre Peygamberimiz (S.A.S) buyuruyor ki:
«— Sizden çok önceleri yasayanlardan bir adam doksandokuz kisi
öldürmüstü. Bunun üzerine o günün en mühim âlimini arastirdi, ona
bir rahibi tavsiye ettiler. Rahibin yanina varinca ona doksan dokuz
kisi öldürdügünü söyleyerek tevbesinin kabul edilip edilmeyecegini
sordu. Rahip ona «hayir» deyince onu da öldürdü, böylece
öldürdüklerinin sayisi yüze ulasti.
Arkasindan yine o günün en büyük âlimini sordu, ona yüksek bir âlimi
tavsiye ettiler. Adam âlime yüz kisi öldürdügünü söyleyerek
tevbesinin kabul edilip edilmeyecegini sordu. Âlim ona elbette tevbe
edebilecegini, tevbe ile kendisi arasina hiç kimsenin girmeye hakki
olmadigini bildirerek ona «Yürü, filân yere var, orada Allâh
(C.C')`a ibadet eden insanlar yasiyor, onlar ile birlikte sen de
Allâh (C.C)'a ibadet et, köyüne dönme, çünki orasi kötü bir yerdir»
dedi.
Adam da yola koyuldu, fakat yari yolda öldü.
Bunun üzerine Azab melekleri ile rahmet melekleri adam hakkinda
anlasmazliga düstüler. Rahmet melekleri bu adam tevbekâr olarak ve
kalbi ile Allâh (C.C)'a yönelerek buraya geldi» dediler. Azab
melekleri de «O hiç bir iyilik islemedi» dediler.
Bu sirada insan kiligina girmis bir melek çikageldi, rahmet ve azab
melekleri onu anlasmazliklarini çözmek üzere hakem kabul ettiler.
Insan kiligindaki melek «Her iki mesafeyi de ölçüp karsilastirin.
Hangi tarafa daha yakinsa o tarafa ait olsun» dedi. Mesafeleri ölçüp
karsilastirinca varmak istedigi yere daha yakin oldugu görülerek onu
rahmet melekleri götürdü.»
Diger bir rivayete göre hadisin son kismi söyledir. «...Adamin ölüsü
Iyiîer köyüne bir karis daha yakin oldugu için iyilerden sayildi.»
"Baska bir rivayete göre de hadisin bu kismi söyledir.
«... Allâh (C.C beriki, köye «uzaklas» ve öteki köye «yakina gel»
diye emrettikten sonra insan kiligindaki melek «Her iki tarafa olan
mesafeyi ölçüp karsilastirin» dedi. Ölçüp karsilastirinca iyiler
köyüne bir karis daha yakin oldugunu gördüler, böylece afvedilmis
oldu.»
Baska bir rivayete göre hadis söyle sona ermektedir, «... Ö!üm
melegi gelince adem son bir gayret ile gögsünü iyiler köyüne dogru
sürükledi.»
Taberanî'ye göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Adamin biri pek azgin idi, yolda biri ile karsilasti, ona «Hepsi de
haksiz yere olmak üzere doksan dokuz kisi öldürdüm, acaba tevbem
kebul olunur mu» diye sordu. «Hayir» deyince onu da öldürerek yine
yola koyuldu.
Bir müddet sonra baska biri ile karsilasti, ona da «hepsi de haksiz
yere olmak üzere yüz kisi öldürdüm, tevbemin kabul edilmesi için bir
çare var mi?» diye sordu.
Adam kaatile «Eger sana «Allâh (C.C tevbe edeni reddeder» dersem,
yalan söylemis olurum. Surada vakitlerini ibadet ile geçiren bir
kisim insan var, onlara var, birlikte Allâh (C.C)´a ibadet
edersiniz» diye cevap verdi.
Kaatii o yöne dogru yola koyuldu, fakat yolda öldü.
Rahmet ve azab melekleri adamin ölüsünü hangi tarafin kaldiracagi
konusunda anlasmazliga düstüler. Bunun üzerine Allâh (C.C) aralarini
bulsun diye onlara bir melek gönderdi. Gelen melek «iki yere dogru
olan mesafeyi ölçüp karsilastirin, ölü hangi tarafa daha yakinsa
oranin halkindandir» dedi.
Mesafeleri ölçüp karsilastirinca ölünün tevbekârlar yurduna bir
parmak kadar daha yakin oldugunu gördüler, böylece afvedimis oldu.»
Baska bir rivayete göre hadisin son" kismi söyledir, «... Sonra
katil baska bir rahibe vardi ve «Ben yüz kisi öldürdüm, tevbemin
kabul edilme çaresi var mi» dedi. Rahip adama dedi ki. «Çok ileri
gitmissin. Bilmiyorum. Fakat yakinlarda iki köy var, birinin adi
«Nasere» digerininki ise «Kefere. Nasere halki cennetliklerin
amellerini isler, köyde kendilerinden baska kimse oturmaz. Kefere
halki ise cehennemliklerin amellerini islerler, köyde yalniz
kendileri oturur.
Simdi sen var, Nasere'ye git, eger orada kalir, onlarin amelleri
gibi amel islersen tevbenin kabul edilecegi süphesizdir.»
Adam Nasere'ye varmak amaci ile yola çikti, faket iki köy arasinda
öldü. Melekler kaatilin ölüsünü ne yapacaklarini Allâh (C.C)'dan
sordular. Ulu Allâh (C.C) onlara: «Bakin bakalim, adamin ölüsü hangi
köye daha yakinsa kendisini o köy halkindan yazin» buyurdu.
Mesafeleri ölçüp karsilastirinca adami bir parmak kadar Nasere'ye
daha yakin bularak kendisini bu köy halkindan saydilar.»
Kalplerin Keşfi |
|