
|
|
Kibrin Kötülüğünü Belirtmek
Kibirliligin fenaligi ve kötü akibeti hakkinda daha önce
söylediklerimize ilâveten sunlari söylemek istiyoruz. Bu huy Iblisin
isledigi ilk günahtir. Allah (C.C) da kendisini lanetleyerek gökler
ve yerler kadar genis olan cennetten cehennem azabina kovmustur.
Bir Hadis-i Kudsî'de: Ulu Allah (C.C) «Ululuk, ridam, azamet de
gömlegimdir. Bunlarin birinde bana ortak çikani hic aldirmadan
belini kirarim.» buyuruyor.
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Kibirliler erkek kiliginda, karincalar gibi Mahsere getirilirler.
Her taraflarini kosluk kaplar. Cehennemliklerin terleri kendilerine
içirilir."
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Üc kimse vardir. Kiyamet Günü Allah (C.C) onlar ile ne konusur,
ne taraftarina bakar, onlara aci bir azab vardir:
1) Zina eden yasli.
2) Zâlim devlet baskani.
3) Büyüklük taslayan fakir.»
Rivayete göre Hz. Ömer (R.A.) «Ona Allâh (C.C)'dan kork» denince,
"Günah ile böbürlenme duygusuna kapilir." mealindeki âyeti okuyunca
(saskinligini ifade etmek üzere)
«Hic süphesiz, biz Allah'iniz ve O'na dönecegiz» mealindeki âyeti
tekrarladi. Bu arada iyiligi emreden biri atildi. Onu öldürdü. Bunun
üzerine baska birisi öne atilarak «iyilik emredenleri mi
öldürürsün?» dedi. Onu da öldürdü. Böylelikle hem kendisine, kendini
begenerek emir vereni ve hemde de kendini begendigi için yaptigina
karsi cikani öldürdü.»
Ibni Mes'ûd (RA) der ki. «Biri adama «Allâh (C.C)'dan kork» denince,
«Sen kendine bak» demesi, günâh olarak yeter.»
Peygamber (s.a.v)'imiz adamin birine:
"Sag elînle ye» dedi. Adam «Yapamiyorum» diye cevap verdi. Peygamber
(s.a.v)'imiz ona «Yapamayasin!" dedi. Çünki adami sag eliyle
yemekten kibir engellemisti. Bir müddet sonra koluna felç indi de
onu artik kaldiramadi.
Sabit Ibni Kays (R.A.) bir gün Peygamber (s.a.v)´imize «Ben gördügün
gibi güzelligi seven biriyim, bu kibirlilik midir, ya Rasûlallah
(s.a.v)» diye sorar. Peygamber (s.a.v)'imiz ona:
«Hayir. Kibir hakki kabul etmemekten ve baskalarini hor görmekten
ileri gelir. Oysa ki, baskalari da kibirli gibi veya daha faydali
birer insandir.»
Vehb ibni Munebbih (R.A.) der ki; »Hz. Musa (a.s) Firavun'a iman et
de kirallik yine senin olsun» diye teklif edince Firavun «Hamana
danisayim» diye cevap verir. Haman'a danisinca ona der ki. «Simdi
sen tapilan bir Rabb iken tapan bir kul olacaksin.» Bunun üzerine
Allah (C.C)'a kul olmayi ve Hz. Musa (a.s)'ya uymayi reddetmis,
Allah (C.C) da onu suda bogmustur.
Kureysliler Ulu Allah (C.C)'in
«Su Kur'ân iki köyün büyük adamina inseydi ya.» (Zuhrûf Sûre-i
Celilesi: 31) mealindeki âyette bildirilen itirazi ileri
sürmüsierdi.
Katade (r. a.) der ki. «Iki köyün ileri geleni» Velid Ibni Magire
ile Ebu Mes'üd-us Sakafî'dir. Bunlar Peygamber (S.A.V)'imlz için: «O
yetim bir çocuktur. Allah (C.C) O'nu bize nasil oldu da peygamber
gönderdi» diyerek Peygamber (s.a.v)´imizden daha büyük bir reis
aradilar.
Ulu Allah (C.C.) onlara cevap olarak söyle buyurdu:
«— Rabb'inin rahmetini onlar mi bölüstürüyorlar!» (Zuhrûf Sûre-i
Celilesi; 32)
Sonra Ulu Allah (C.C) cehenneme girip de «Sûfe» ehli gibi hor
gördükleri kimseleri orada göremeyince düsecekleri saskinligi onlara
dünyada iken bildirerek buyuruyor ki:
"(Dünyada) hor gördügümüz kimseleri niye göremiyoruz?" (Sad Sûre-i
Celilesi; 62) diyecekler.
Ileri sürüldügüne göre bunlar, yukaridaki sözler ile Ammor, Bilal,
Süheyb ve Miktad (R. Anhuma) gibi sahâbileri kasdederler.
Vehb ibni Munebbih (R.A.) der ki; «ilim yagmur suyu gibidir. Yagmur
suyu nasil gökten tatli saf olarak iner, agaclar onu kilcal kökleri
ile emerek tatlari ne ise ona çevirirler, böylece aci olan daha aci,
tatli olan daha tatli olur. ilim de öyledir. Insanlar onu himmet ve
arzularina göre bellerler. 8öylece o. kibirliyi daha kibirli
yaparken alçak gönüllünün de tevazûunu arttirir.
Cünki kibirliligi amaç edinen kimse câhildir, ilim kazaninca
kibirliligine sebeb bularak daha da kibirli olur. Fakat câhilken
Allah (C.C) Korkusu tasiyan kimse, bilgisini artirinca, tavrini
sebeb edinerek Allah (C.C) Korkusu, çekingenlik ve tevazuu daha da
artar.
Bundan dolayidir ki ibni Abbas'in rivayet ettigine göre
Peygamber'imzi (S.A.S.) söyle buyurmustur:
«— Oyle bir kavim gelecek ki Kur'an okuyacaklar girtlaklarindari
öteye geçmeyecek ve biz «Kur'ân okuduk. Kim bizden daha güzel okur,
kim bizden daha iyi bilir.» diyeceklerdir.
(Sonra sahâbilere dönerek) «Bu kimseler sizin aranizdan çikacak. Ey
ümmet iste cehennemin yakiti onlardir.» diye buyurdu.
Hz. Ömer (R.A.) der kim, «Âlimlerin büyuklenenleri olmayin.»
Bilginiz cehaletinize yetmez.»
Rivayete göre her yerde kargasalik çikardigi için «Israilogullarinin
serserisi» diye söhret kazanan bir adam «îsrailogullarinin Âbidi»
diye isim yapan bir zât ile karsilasir, âbidin basi üzerinde
kendisini devamli olarak gölgesi altinda tutan bir bulut
dolasmaktadir.
Serseri onun yanina varinca içinden «Ben Israilogullarinin
Serserisi, bu adam ise Israilogullarinin âbididir. Eger onun yaninda
oturursam. belki Allah (C.C) bana merhamet eder» diye düsünerek
âbidin yanina oturur.
Âbid de içinden «Ben Israüogullarinin âbidi, bu ise
Israilogullarinin serserisidir. Nasil olur da yenimde oturur» diye
düsünerek onu hor görür ve ona «Kalk git yanimdan» der.
Bunun üzerine Allah (C.C) o günün Peygamber'ine «Onlara yeni amel
islemeye baslamalarini söyle. Çünki ben serseriyi afvettim ve âbidin
de isledigi amelleri sildim.» diye bildirir.
Baska bir rivayete göre de: "âbidin basi üzerinde gezen bulut,
serserinin basi üzerine geçer."
Bu hikâye sana Allah (C.C)'in kullarinin kalblerine baktigini açikça
ögretir.
Anlatildigina göre Peygamber (s.a.v)´imize adamin birinin
iyiliginden bahsedildi. Günün birinde odamin kendisi cikagelince
sahabiler: «Yâ Rasûlallah (s.a.v), iste sana bahsettigimiz adam bu»
dediler. Peygamber (s.a.v)'imiz
«Ben onun yüzünde seytanî bir karanlik görüyorum» dedi.
Adam selâm verip Peygamber (s.a.v)´imizin huzuruna çikinca Peygamber
(s.a.v)'i
miz ona: «Sana Allah (C.C) için soruyorum. Nefsin sana çevrenin en
faziletli adami oldugunu söylüyor.» diye sordu. Adam «evet» diye
cevap verdi.
Demek ki, Peygamber (s.a.v)'imiz adamin kalbinde sakli duran
kötülügü nübüvvet nuru sayesinde yüz karaligi olarak görmüstü.
Sahabilerden Haris Ibni Cüzuf Zubeydi (R.A.) der ki;
«Kur'ân okuyucularinin gülüne hali beni sasirtir. Içlerinde öyleleri
var ki, sen onu güleryüzle karsiladigin halde o sana ilmi ile minnet
ederek asik çehre ile mukabele eder. Allâh (C.C) bu gibilerin
müslümanlar arasindaki seyisin
çogaltmasin.»
Rivayete göre Ebû Zerr (R.A)der ki: «Bir gün Peygamber
(s.a.v)´imizin huzurunda biri ile tartisirken ona «Ey kadinin siyah
oglu» dedim Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)'imiz bana dönerek:
«Yâ Ebû Zerr! Bardagi tasirdin, bardagi tasirdin! Beyazin oglu ile
karanin oglu arasinda üstunlük farki yoktur.»
Bunun üzerine yere yattim ve adama: «Gel, yüzüme bas» dedim.
Hz. Ali (K.V.) buyurur ki: "Cehennemlik bir adam görmek isteyen
kimse, karsisinda ayakta duranlar varken oturan bir adama baksin."
Enes Ibni Malik (R.A.) der ki; «Sahabilerin nazarinda Peygamber
(s.a.v)'imizden daha sevgili bir insan yoktu, böyie iken O'nu
görünce ayaga kalkmazlardi, cünki bu davranistan hoslanmadigini
bilirlerdi.»
Peygamberimiz bazi vakitlerde sahabiler ile gurub halinde yürürken
onlari öne geçirerek aralarinda yürürdü. Bu hareketinin hikmeti, ya
onlara alçak gönüllülügün güzel bir numunesini vermek veya seytanin
nefsine üfleyebilecegi kibir ve kendini begenmislik duygusunu silmek
idi.
Nitekim bu iki ihtimalden biri yüzünden olsa gerek, bir seferinde
namaza dururken yeni elbisesini çikarip yerine eski elbisesini
giymisti.
Kalplerin Keşfi |
|