
|
|
Ameller - Mizan ve Cehennem Azabı
Kardesim, amellerin tartilmasi ve amelleri kaydeden defter
sayfalarinin saga-sola uçusmasi bahislerini hiç bir an hatirindan
çikarma. Cünki insaniar sorguya çekildikten sonra üç kisma
ayrilirlar:.
1 — Hic bir ameli olmayanlar.
Cehennemden simsiyah bir boyun çikarak böylelerini kusun taneleri
devsirdigi gibi kapar, boyunlarina dolanarak onlari atesin içine
atar, ates de onlari hemencecik yutuverir. Kendilerine sonu saadet
olmayan bir bedbahtliga ugradiklari yüksek ses ile duyurur.
2 — Hiç bir kötülügü olmayanlar.
Meleklerden biri yüksek ses ile: «her durumda Allah (C.C)'a
hamdedenler ayaga kalksin» diye ilân verir. Bu zümre böylece cennete
yolcu edilir.
Sonra ayni islem gecelerini ibadet ile geçirenler için. arkasindan
alis-veris ve ticaretin Allah (C.C)'i zikretmekten (namazdan),
alakoymadigi kimseler için tekrarlanir ve zümrelerin hepsine sonunda
bedbahtlik olmayan bir saadete kavustuklari yüksek ses ile
duyurulur.
3 — Hem iyiligi ve hem de kötülügü olanlar.
Çogunluk bu kisma girer. Onlar bilmeseler bile iyiliklerinin mi,
yoksa kötülüklerinin mi baskin oldugunu, hiç süphesiz, ulu Allah
(C.C) iyi bilir. Fakat afvettigi takdirde fazileti ve cezalandirdigi
takdirde adaletinin titizligi açikça ortaya çiksin diye ulu Allah
(C.C), amelleri hakkindaki kesin bilgisini mutlaka onlara da
göstermek ister.
Iste bunun için iyilik ve kötülüklerin kayitli oldugu emel
defterlerinin durulmus yapraklari rüzgârda uçusur gibi hizla uçurur
ve terazi kurulur. «Sag yüzünde mi, yoksa sol yüzünde mi kayit var»
diye gözler amel defterine dikilir ayni anda «acaba sag kefesi mi
yoksa sol kefesi mi baskin çikiyor» diye bakislar terazinin diline
dikilir.
Bu sahne, insanlarin beynini kaynatacak derecede korkunçtur!
Hasan-ül Basrî'nin [r.a.) bildirdigine göre:
Bir gün Peygamber'imiz (S.A.S.) basini Hz. Ayse (R.A)'nin dizine
koyarak uyuklar. Bu arada Ahireti hatirlayan Hz. Ayse (R.A)'nin
gözleri yasarir, yanagindan süzülen damlatardan biri Peygamber
(S.A.S.)´imizin yanagina düsünce uyanir ve «neye agliyorsun yâ Ayse»
diye sorar.
Hz. Ayse (R.A)´de «Âhiret aklima geldi de ondan agladim. Acaba siz
erkekler kiyamet gününde eslerinizi hatiriniza getirir misiniz» diye
sorar. Peygamber'imiz (S.A.S.) ona söyle cevap verir:
"Nefsimi kudret elinde tutan Allah (C.C)'a yemin ederim ki. Ahiretin
su üç safhasinda herkes sirf kendini düsünür:
1 — Teraziler kurulup ameller tartilirken, herkes amelinin agirmi
yoksa hafif mi geldigini görünceye kadar sirf kendini düsünür.
2 — Amel defterleri dagitilirken. Herkes defterinin sagdan mi yoksa
soldan mi verildigini görmeden baskasini düsünmez.
3 — Sirattan geçilecegi zaman da herkes yalniz kendini düsünür."
Enes Ibni Mâlik (R.A.) der ki:
«Kiyamet Günü, ademoglu Allah (C.C)'in huzuruna getirilerek
terazinin iki kefesi arasinda ayak üstü durdurulur, basina da bir
melek dikilir. Tartida sevaplari agir bastigi takdirde basindaki
melek herkesin duyabilecegi yüksek bir sesle «falan kimse sonunda
bedbahtlik olmayan ebedi bir saadete kavustu» diye sesîenir.
Buna karsilik tartida sevaplari hafif geldigi takdirde ayni melek bu
defa «falan kimse, sonu saadet olmayan ebedi bir bedbahtliga
ugramistir» diye seslenir. Sevap kefesi hafif kalinca elleri demir
topuzlu ve atesten elbiseli zebaniler ileri çikarak cehennem
yolcusunu cehenneme götürmek üzere teslim alirlar.
Peygamberimiz (S.A.S.) bir gün Kiyamet Günü hakkinda konusurken
buyurdu ki:
«Kiyamet Günü gelince ulu Allah (C.C) Hz. Adem (A.S)'e «Yâ Adem,
yerinden dogrul da cehennem kafilesini cehenneme gönder buyurur.
Hz. Adem «cehennem kafilesi ne kadardir» diye sorar. Ulu Allah (C.C)
ona: «Her bin kiside dokuz yüz doksan dokuz kisi» diye cevap verir.
Peygamber (S.A.S.)`imizin son cümlesi sahâbeleri öyle derin bir
üzüntüye sürükledi ki, agizlarini biçak açmaz oldu. Peygamber
(S.A.S.)´imiz onlarin üzerine çöken bu agir kederi farkedince
buyurdu ki: «siz iyi amel islemeye devam ediniz ve sevininiz
Muhammed'in (S.A.V.) nefsini kudret elinde tutan Allah (C.C)'a yemin
ederim ki, sizin ile birlikte iki halk kesimi var ki, bunlar hangi
ümmetin devrinde yasasalar o ümmetin sayisini bütün insan ve seytan
ölüleri kadar yükseltirler.»
Sahâbiler «bu iki halk kesimi kimlerdir?» diye sorunca Peygamber
(S.A.V)'imiz «Ye'cüc ve Me'cüc'dür, dedi. Bunun üzerine ashap biraz
ferahlamislar. Peygamber (S.A.S.) sözlerine söyle devam eder: «Iyi
amel islemeye devam ediniz, ve sevininiz, Muhammed'in nefsini kudret
elinde tutan Allah (C.C)'a yemin ederim ki. Kiyamet Günü siz;
insanlar içinde devenin karnindaki benek yahut atin bacagindaki yara
izi kadar kalacaksiniz.»
Ey nefsi farkinda olmayarak zevale ve son bulmaya mahkûm olan su
dünyanin oyalayici yanlarina aldanan kisi! Göçüp gidecegin yer
hakkinda kafa yormaktan vazgeçerek aklini varacagin yere yönelt.
Çünki cehennemin herkesin varacagi bir yer oldugu sana
bildirilmistir.
Nitekim ulu Allah (C.C.) söyle buyuruyor:
«— Her biriniz oraya (cehenneme) mutlaka varirsiniz. Bu Rabb'inin
kesin karara baglanmis bir hükmüdür. Sonra takva sahiplerini
kurtaririz da zâlimleri orada dizüstü bekletiriz»
(Meryem Sûre-i Celilesi. 71—72)
Buna göre senin cehenneme varacagin kesin olmasina ragmen geri
çikacagin süphelidir. O halde oraya girmenin korkunçlugunu kalbinde
duy ki, belki oradan kurtulup çikmak için simdiden tedbir alirsin.
Mahlukatin halini düsün, insanlar Âhiret sikintilari altînde
inlerken o günü korku ve endiseler içinde ayak üstü dikilmis
baslarina neler gelecegini ögrenmeyi ve kurtaricilarin sefaat
etmesini bekler, bu orada günahkârlari kavurucu bulutlar kaplar,
yalazli ates onlari gölgesi altina alir, bu atesin harlamalari
herkes tarafindan duyulur, öfke ve kin saçan çitirtilari apaçik
belirirken o anda günahkârlar baslarina çeken felâketi kesinlik ile
anlar bütün ümmetler dizüstü yere çökktürülür. Öyle ki, iyiler bile
durumlarinin bir anda kötüye dönüsmesinden korkuya düser, bu arada
zebanilerden biri:
«Dünyada iken uzak vadeli emeller pesinden kosarak ömrünü kötü isler
ugruna harcayan falan oglu filân nerede» diye seslenir azab
melekleri (zebaniler) demir topuzlar ile adamin üzerine yürürler,
agir tehditler ile karsisina dikilerek onu cetin ezeba sürüklerler,
basini cehennemin derinliklerine dogru çevirirler ona Kur'an-i
Kerim'in dili ile:
«Tat bu azabi, hani sen (ileri sürdügüne göre) çok güçlü ve her is
yerli yerinde olan biri idin» (Dûhan Sûre-i Celilesi. 49) diye
seslenirler.
Sonra adam dar, çikis yolu görünmeyen tehlikeleri belirsiz bir yere
kapatilir, burasi esirlerin devamli barinagidir, orada ates yakilir.
Cehennemliklerin oradaki içecekleri kaynamis sudur, barinaklari da "cahim"
(cehennemin katlarindan biri)dir. Cehennemlikleri bir yandan
zebaniler topuzlarken öteyandan "Haviye" (harli ates) onlari bir
noktada toplar.
Bütün ümitleri helaktir oradan hiç bir yere kimildayamazlar,
ayaklari alinlarina baglanmistir. Günahlar yüzlerini karartmistir,
cehennemin yanlarindan seslenirler, oranin ötesinden-berisinden "ya
malik, korkunç akibet üzerimizde gerçeklesti. Ya malik, demir
topuzlara artik katlanamaz olduk. Ya Malik, derilerimiz pisti. Ya
malik, bizi buradan çikar, bir daha yapmayacagiz" diye feryad
ederler.
Zebaniler bu feryadlAra söyle cevap verirler, «heyhat, geçmis olsun.
Bu zillet yuvasindan size çikis yok, susun orada konusmayin ve
gevezelik edip durmayin. Eger buradan çikarilsaniz yine size
yasaklanan seylere dönerdiniz.»
Zebanilerin bu cevaplan üzerine cehennemlikler kurtulmaktan
ümitlerini iyice keserler, dünyada Allah (C.C)'a karsi isledikleri
asiri günahlara hayiflanirlar. Fakat onlari ne pismanlik kurtarir ve
ne de hayiflanma acilarina çare olur. Tersine zincirlere vurulmus
olarak yüzüstü yere kapanirlar altlarindan, üstlerinden, seglarindan
ve sollarindan ates ile kusatilmislar, ates deryasi içinde
bogulmuslardir.
Yedikleri ates içtikleri ates, giydikleri ates ve yatacak yerleri
atestir. Onlar ates kümeleri, katrandan elbiseler, demir topuzu
darbeleri ve zincirlerin yükü altinda ezilirler. Cehennemin
sikintilarinda kivranir, bataklarinda parçalanir biribirini
kovalayan acilar altinda kivranirlar, ates onlari ocaktaki kazan
gibi kaynatir.
«Ah, eyvah» gibi aci sözler ile feryad ederler, fakat ne zaman
ahûzar etseler baslarindan asagi iç orgcnlari ile derilerini eritip
akitan kaynar sular dökülür. Onlar için orada yüzlerinde yariklar
eçen demir topuzlar vardir. Agizlarindan irin kaynar, susuzluktn
cigerleri dogranir, göz bebekleri eriyip yuvalarindan yanaklarina
akar, sakaklarinin etleri düser, etraftan saçlari hatta derileri
dökülür.
Derileri her yandikça eskisinin yerine yeni deri tabakasi ile
kaplanirlar, etleri döküldügü için kemikleri çiplak kalir ruhlari
sadece damarlara tutunmus ve sinirlere asilmistir. Bu ateslerin
yalazasi içinde, fikir fikir kaynarlar. ölmek isterler, fakat
ölemezler.
Onlari bu durumda görsen acaba ne hale düsersin. Baslarindan asagi
dökülen kaynar sular yüzlerini kapkara etmis, gözleri kör olmus
dilleri tutulmus, belleri kirilmis kemikleri dagilmis kulaklari
kesilmis, derileri param, parça olmus elleri, boyunlarina bukali
ayaklari alinlarina yapisik. Yüzüstü ates üzerinde sürünürler, göz
bebekleri ile demirden oklar üzerine basarlar atesin yalazi iç
organlarini sarmis, cehennemin yilanlari ve akrepleri dis azalarina
yapismisdir.
Bu tasvir ettigimiz manzara cehennemliklerin acikli durumunun bazi
görüntülerini aksettiriyor, simdi onlarin korkunç hallerinin
tafsilatina bak, bu arada cehennemin vadilerini ve kollarini da
düsün.
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Cehennemin yetmis bin vadisi ve her vadinin yetmis bin kolu
vardir. Her vadi kolunda yetmis bin yilan ve yetmis bin akrep
bulunur. Kâfir ve münafiklar bu kollarin herbirinden ayri ayri
geçmedikçe yerlerine ulasamazlar.
Hz. Ali'nin (K.V.) rivayet ettigine göre Peygamber'imiz (S.A.S.)
buyuruyor ki:
«— Hüzün kuyusu veya vadisinden Allah (C.C)'a sigininiz»
Dinleyenlerden biri O'na: yâ Rasûlellah, hüzün vadisi veya kuyusu
nedir» diye sordu.
Peygamber (S.A.S.)'imiz ona söyle cevap verdi: «O. cehennemde öyle
bir
vadide ki cehennemin kendisi günde yetmis kere ondan Allah (C.C)'a
siginir, Allah (C.C) onu riyakâr Kur'an okuyuculari için
hazirlamistir.»
Iste yedi kat cehennem ile onun vadileri ve her vadinin kolian
bunlardir. Bu vadi ve kollarin sayisi yer yüzündeki vadiler ile vadi
kollari sayisi ile günaha sürükleyen azgin nefsi arzularin sayisina
denktir. Cehennem kapilari ise günah islerken kullanilan yedi azanin
sayisincadir (yedi azaya karsilik yedi kapi).
Cehennem kapi ve katlari üstüstedir. En üstekinin adi. «cehennem» ,
sonrasinin «sakar» , sonrasinin «Lezza» . daha alttakinin «Hutame» ,
daha alttakinin «sair» , daha alttakinin «câhim» , ve en a'ttakinin
adi ise «haviye» ´dir.
Simdi cehennemin derinligini bir düsün dünya île ilgili azgin
arzularin nasil dibi bulunmaz ise ve yine dünyada her ulasilan amaç
daha uzak bir hedefe kavusma arzusunu körüklüyorsa, cehennem
çukurlarinin derinligi de ölçüsüzdür, her asilan dipsiz derinlik
daha dibi bulunmaz derinliklere ulastirir.
Nitekim Sahâbelerden Hz. Ebû Hureyre (R.A.) der ki: «Bir gün
Peygamber (S.A.V)'imiz ile birlikte iken kulagimiza derin bir yanki
sesi geldi.
Peygamber (S.A.V)'imiz bize «Bu sesin ne oldugunu biliyor musunuz»
diye sordu. Biz de «Allah (C.C) ve Rasûlü bilir» diye cevap verdik.
Bunun özerine Peygamber (S.A.V)'imiz buyurdu ki: «Duydugunuz bu
yankili ses, cehennemin dibine su anda varan bir tasin sesidir, bu
tas cehenneme yetmis sene önce atilmisti.»
Ayrica cehennemdeki kat farkliliklarina da dikkat et. Hiç süphesiz
ki Âhiret, en ince ve detayli derece farkliliklarina sahiptir.
Insanlarin dünyaya dalisi nasil farkillik gösteriyorsa, yani kimi
bogulurcasina içine batarken kimi de nasil belirli bir derinlige
kadar dalarsa cehennemin günahkârlari kapmasida öyle farklidir.
Çünki Allah (C.C)'a zerre agirligi kader bile hiç kimseye haksizlik
etmez.
Cehennemliklere uygulanacak azâb sekilleri rastgele tekrarlanip
durmaz, tersine her bir azabin günahlarin derecesine göre degisen
belirli bir ölçüsü vardir, ancak cehennemin azabi genel olarak öyle
siddetlidir ki, en hafif azab ceken cehennemlige dünya ile birlikte
onun bütün varligi bagislansa, bunlari çektigi azabtan kurtulmak
için fidye olarak verirdi.
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Kiyamet Günü cehennemlikler içinde en hafif azap çekecek olanlar,
atesten iki nalinla gezinecek olanlardir ki, tabanlarindan giren
atesin harareti beyinlerini kaynatacaktir."
Simdi sen hafif azaba çarpilanin çekecegine bak da agir azaba
çarpilacaklarin basina neler gelecegini hesap et. Cehennem azabinin
agirligi konusunda ne zaman süpheye düsersen parmagini atese
yaklastir ve çegin aciyi cehennem ile kiyaset.
Hem unutma ki sen, bu kiyaslamada yaniliyorsun. Cünki dünya atesi
ile cehennem atesi birbirinden cok ayridir. Fakat dünyanin en agir
açisi bu ateste yanma acisi oldugu için cehennem azabi onunle tarif
edilir.
Yoksa cehennemin en üst tabakasinda azap çekenler bile dünyadaki
âtes gibi ates bulsalar, çektikleri agir acidan kurtulmak için bu
atese gönüllü olarak katlanirlardi.
Bundan dolayidir ki bazi haberle de dünya atesi canlilarin
katlanabilecegi bir dereceye düsürülünceya kadar, yetmis kere rahmet
suyundan geçirildi» denilmistir.
Peygamber'imiz (S.A.S.) cehennemi tanitirken
«Allâh (C.C)cehennem atesinin bin sene boyunca devamli yakilmasini
emretti, sonunda kipkirmizi kesildi. Arkasindan bin yil daha
yakilmasini emretti, sonunda bembeyaz kesildi, arkasindan bin yil
daha yakilmasini emretti sonunda simsiyah oldu. Su anda cehennem
atesi gayet koyu kara renklidir.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Cehennem atesi rabbine sikayet etti ya Rabbi içimdeki soguk ve
sicak bölümleri biribirini yiyor» Bunun üzerine ulu Allah (C.C.)
cehenneme biri yazin, öbürü kisin olmak üzere senede iki defa nefes
almaya izin
verdi. Yazin duydugunuz en siddetli sicaklik cehennemin hararetinden
ileri geldigi gibi kisin geçirdiginiz en siddetli soguk da
cehennemin zemherindendir.
Enes Ibni Mâlik (R.A.) der ki: "Dünyanin en yüksek refahi içinde
yasayan kafir, Allah (C.C)'in huzuruna getirilince «onu bir kere
cehennem atesine daldirin» diye buyurulur. Çikarilnca ona «hic refah
gördün mü» diye sorulur, kâfir «hayir» diye cevap verir."
Buna karsilik dünyada en cok maddî sikinti çeken mümin Allah
(C.C.)'in hu zuruna getirilince onun hakkinda «kendisini bir sefer
cennete koyup geri getirin» diye Duyurulur. Çikarilinca mümin de
«dünyada hic geçim darligi çektin mi» sorusuna «hayir» diye cevâb
verir.
Ebû Hureyre (R.A) der ki: «Su bizim mescitte yüz bin veya daha fazla
kisi toplansa da bunlarin üzerine bir cehennemin nefesi salinsa
hepsi yanarak ölürdü.»
Âlimlerden biri Kur'an'in:
«Yüzlerini cehennem yalazi yalar, onlar orada kavrulur.» (Mü'minun
Süre-i Celilesi. 104) mealindeki âyeti hakkinda der ki; «Cehennem
yalazi cehennemlikleri bir kere yalayinca kemiklerini çirilçiplak
birakarak bütün etlerini eritip ayak topuklarinin yanina
akitiverir».
Simdi de cehennemliklerin vücûdlarindan akacak olan ve içinde
bogulacaklari «Gassak» admi tasiyan irinin kokusuna dikkat et.
Nitekim Ebu Said-ül Hudrî (R.A.) nin rivayet ettigine göre.
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor kî:
«— «Gassas adli cehennem irininden bir kova dünyaya dökülse
yeryüzünün bütün canlilarini kokustururdu.»
Iste cehennemliklerin içecegi budur. Onlar susuzluktan yanarak «su,
su» diye yalvarinca içlerinden birine bu kanli irin sunulur. Adam
irini agzina alir fakat bir türlü yutamaz. Her yönden üzerine ölüm
acilari üsüsür, ama ölmesi asla mümkün degildir!
Nitekim Allah (C.C.) buyurur ki:
"Cehennemlikler «su, su» diye yalvardiklari zaman kendilerine kizgin
katran gibi bir sivi sunulur. O ne kötü bir içecek ve arasi ne fena
bir barinaktir."
Bir de cehennemliklerin yiyecegine bak, onun adi «zekkum» dur.
Nitekim ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
«— Sonra ey hakki inkâr eden sapiklar, hic süphesiz, siz «zakkum»
agacindan yiyeceksiniz. Midelerinizi onunla dolduracaksiniz. Onun
üzerine de susamis develerin içisi gibi, kaynar katran içeceksiniz.»
(Vâkiâ Sûre-i Celilesi. 51—55)
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
«— Zakkum» kökü «cehimisîn dibinde olan ve tomurcuklari seytan
baslarina benzeyen bir agaçtir. Hic süphesiz onlar (cehennemlikler)
bundan yiyecekler ve onunla midelerini dolduracaklardir.»
Sonra onlara, bunun üzerine kaynar bir icki vardir, süphesiz
varacaktan yer «canim» olacaktir»
(Kur'an-i Kerim / Saffat Süresi. 64—65).
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
«— O gün onlar kizgin atesin alevlerine girerler. Kendilerine kaynar
bir pinardan su verilir»
(Kur'an-i Kerim / Gasiye Sûresi. 4—5).
Yine Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki
«— Hiç süphesiz, bizim katimizda bukagilar, kizgin ates, bogazdan
bir türlü geçmeyen yiyecek ve aci azab vardir» (Müzemmil Suresi
12-13).
Ibni Abbasin (K.A.) rivayet ettigine göre. Peygamber (S.A.V)'imiz
buyuruyor ki:
«— «Zakkumsun bir damlasi dünya denizlerine dökülse, bütün
canlilarin sagligini bozardi, yiyecegi bu maddeden ibaret olanlarin
halini düsünün.»
Enes Ibni Malik'in (R.A.) rivayet ettigine göre:
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
«— Allah (C.C)'in sizi talip olmaya tesvik ettigi seylerin pesinde
kosunuz, sizi korkuttugu azandan, iskenceden ve cehennemden korkup
kaçininiz zira içinde yasadiginiz dünyaya cennetten bir damla
düsürülse tatli kokular sarardi. Buna karsilik dünyaya cehennemden
bir damla akitslsa dünyanizi bastanbasa berbad ederdi.»
Ebû Derdâ'nm (R.A.) rivayet ettigine göre
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
"Cehennemlikler öyle bir açliga mahkûm edilirler ki, bu açligin
azabi, çektikleri diger bütün azaba denk gelir. «Yemek, yemek» diye
yalvardiklari zaman kendilerine ne karin doyuran ve ne de
açliklarini gideren kaynatila kaynatila pismemis bir yemek verilir."
Yine «yemek, yemek» diye yalvarirlar; bu defa da kendilerine
girtlaklarindan geçmeyen bir yiyecek verilir, dünyada girtlaklarina
tikanan lokmalari içecek sayesinde bogazlarindan geçirdiklerini
hatirlayarak «su, su» diye yalvarirlar. Kendilerine su yerine demir
kiskaçlar ile kaynar katran sunulur, yüzlerine yaklasinca
çehrelerini kavurur, bogazlarindan geçer geçmez bütün hazim
cihazlarini parçalar.»
«Bize cehennem bekçilerini çagirin» diye yalvarirlar, bekçiler
gelince onlara «Rabb'inize dua edin de bir günlügüne üzerimizdeki
azabi hafifletsin» derler.
Cehennem bekçileri onlara «Size açik açik delillerini ortaya seren
Peygamberleriniz gelmedi mi» diye sorarlar.
Cehennemlikler bu soruya «evet, geldiler» diye cevap verirler, bunun
üzerine bekçiler onlara «O zaman kendiniz Allah (C.C)'a dua edin.
Ama kâfirlerin duasi, hiç süphesiz bosunadir» diye cevap verirler.
Bekçilerden de bir fayda göremeyen cehennemlikler «bize Mâlik'i
çagirin» derler. Mâlik gelince hep birlikte ona yalvararak «yâ
Mâlik. Rabb'in
su azabimiza son versin» derler. Mâlik de onlara «siz burada
kalacaksiniz»
diye cevap verir [Ames'in söyledigine göre cehennemlikler Mâlik'i
cagirdiktan sonra ancak bin yil sonra ondan cevap alabilirler.)
Baska çare kalmayinca cehennemlikler biribirine: «Rabb'inize dua
edin. Allah (C.C)´dan baska hiç kimseden hayir yok» derler. Bunun
üzerine hep birlikte «ey Rabb'imiz! Kötülük üzerimizde baskin çikti
da zâlim bir gurüh olduk. ey Rabb'imiz!, bizi buradan çikar, eger
yine küfre dönersek biz kendi kendimize zulmetmis oluruz» diye Allâh
(C.C.)'a yalvarirlar, Allâh (C.C.) onlara «kalin oldugunuz yerde ve
gevezelik etmeyin» diye cevap buyurur.
Bu son cevabi aldiktan sonra her türlü kurtulus ümidini yitirerek
«vay basimiza gelenlere, keske söyle, keske böyle...» diye aci aci
feryad etmeye koyulurlar .»
Ebû Ümame'nin rivayet ettigine göre;
«Onun için ölümün sonrasi cehennemdir. Orada kendisine içecek olarak
irinli su verilir, onu agzina alir, fakat bir türlü bogazindan
geçmez. Her yönden üzerine ölüm üsüsür, ama artik ölecek degildir.
Önünde çetin bir azab vardir» (Ibrahim Sûre-i Celilesi. 16—17)
Mealindeki âyet hakkinda,
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor:
«— Cehennemlige irinli kaynar su yaklastirilinca ondan tiksinir.
Iyice önüne getirildigi zaman yüzü kavrulur ve basinin derisi eriyip
düser, ondan içince de barsaklari parçalanip akar döbüründen akar.»
Ulu Allâh (C.C.) buyuruyor ki.:
«— Takva sahiplerine vadedilen (cennetin hâli (su): Orada tabii
özellikleri bozulmamis su irmaklari, tadi bozulmamis süt irmaklari,
lezzeti içenlerin damaginda kalan içki irmaklan süzülmüs bal
irmaktari vardir. Onlara orada her çesit yemis ve Allah´in
bagislayiciligi vardir. Bunlarin durumu ile ebedî cehennem azabina
mahkûm edilen ve yerine kendilerine verilen irinli sivi ile
parçalananlarin durumu bir olur mu?»
(Muhammed Sûre-i Celilesi, 15)
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
«— Deki, hak Rabb'imizden gelendir, dileyen inanir, isteyen inkâr
eder. Biz zâlimlere, duvarlari arasinda sikisip kalacaklari bir
cehennem hazirladik. «Su» diye yolvardiklari zaman onlara kaynar
katrani andiran, cehreleri kavurucu bir sivi verilir. O ne kötü bir
içecektir ve orasi ne fena bir barinaktir!»
Kehf Sûre-i Celilesi, 29).
Iste aciktiktan ve susadiklari zaman cehennemliklerin yiyecekleri ve
içecekleri bunlardir. Simdi de cehennemdeki yilanlara ve akreplere,
akittiklari zehirin siddetine, iriliklerine, görünüslerinin
korkunçluguna gelelim. Bunlar cehennemliklerin üzerine kiskirtilarak
salinir, biran bile aman vermeden, durmadan cehennemlikleri isirir
ve sokarlar.
Ebû Hureyre'nin rivayet ettigine göre.
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
"Allah (C.C)'in kendilerine bagisladigi malin zekâtini vermeyenlerin
serveti Kiyamet Günü, kudurgan bir yilan kiligina girerek boynuna
sarilir ve avurtlarindan tutarak ona «ben senin malinin, ben senin
biriktirdigin servetim» der."
Bu sözlerden sonra Peygamber (S.A.V)'imiz su âyeti okur:
"Allah'in kendilerine bagisladigi varligi cimrilikle ellerinde
tutanlar, bu pintiliklerinin kendilerine fayda saglayacagini sakin
sanmasinlar, bu tutum kendi hesaplarina kötüdür. Kiyamet Günü, o
cimrilikte ellerinde tuttuklari mal (yilan olup} boyunlarina
dolanir. Hiç süphesiz, yer yüzünün mirasi, yalniz Allah'indir. Allâh
islediklerinizden (inceden inceye) haberdardir.» (Ali Imran Sûre-i
Celilesi. 180)
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
"Cehennemde deve boynu kalinliginda öyle yilanlar vardir ki bir
isiriklarinin acisi kirk yil sürer. Yine cehennemde semerli katir
iriliginde öyle akrepler vardir ki, bir kere soktular mi, acisi kirk
yil sürer."
Bu yilanlar ve akrepler, dünyadaki pintilerin, ahlâksizlarin ve
baskalarina zarar verenlerin üzerine salinir. Saydigimiz
kötülüklerden uzak duranlcr, oranin yilan ve akreplerinden de
kendilerini korumus olur, onlar ile karsilasmaz bile.
Bütün bunlar yaninda bir de cehennemliklerin vücûdlarinin
irilestîrilip boylarinin uzatilacagini hesaba kat. Allah (C.C),
cehennemlikleri, bu yoldan azabin acisini artirmak için, vücûdlanni
irilestirip boylarini uzatir. Böylece ates yalazinin daglayisini,
yilan ve akreplerin sokusunu irilesecek olan vücûdlarinin her
tarafindan ayni anda ve devamli olarak duymalari mümkün olur.
Ebû Hureyre'nin (R.A.) rivayet ettigine göre.
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
«— Cehennemde kâfirin azi disi Uhud dagi kadar, derisinin kalinligi
ise ûc günlük yol kadardir.»
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
«— Cehennemde kâfirin alt dudagi, gögsünü örtecek sekilde sarkik ve
üst dudagi da yüzünü kaplayacak sekilde kalkik olur.»
Yine Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
«— Kiyamet günü kâfirin dili o kadar uzar ki, yerlerde sürüklenerek
halkin ayaklan altinda kalir.»
Cehennemlik vücüdlar, bütün iriliklerine ragmen durmadan ateste
yanip erirler, fakat her eriyisten sonra derileri ve etleri
yenilenir.
Ulu Allah'ın:
«âyetlerimizi inkâr edenleri öyle bir atese atacagiz ki, daha çok
aci çeksinler diye, derilerini her eriyip döküldüklerinde yenisi ile
degistirecegiz. Süphesiz ki, Allah her seye kadir ve bütün
yaptiklari yerli yerindedir» (Nisâ Sûre-i Celilesi. 56)
âyeti hakkinda Hasan-ül Basri (R.A.), der ki: "Cehennemlikleri ates,
günde yetmis bin kerre yiyip eritir, fakat her seferinde onlara
«eski durumlariniza dönün» diye emir verilince hemen daha önceki
gibi olurlar."
Simdi de cehennemliklerin aglamalarini, feryad etmelerini, «ah, vah,
keski ölüp yokolsak da kurtulsak» diye sizlanmalarini düsün. Bu
durum onlarda cehenneme girer girmez baslar.
Nitekim Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
«— Kiyamet Günü cehennem, her birini yetmis bin melegin çektigi
yetmis urgan ile çekilerek yerine kurulur.
Enes ibni Mâlik'in (R.A.) rivayet ettigine göre.
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
«— Cehennemliklere aglama gönderilir, onlar öa göz yaslari
kuruyuncaya kadar aglarlar, göz yaslari kalmayinca kan aglamaya
baslarlar, öyle ki yüzleri, içine gemi salinca yüzecek kadar derin
bir kan çanagina döner.»
Aglayabildikleri, feryad edebildikleri, «ah, eyvah, keski ölsem de
bu azabdan kurtulsam» diye bagirip çagirabildikleri müddetçe biraz
ferahlik duyarlar, fakat bir müddet sonra bu davranisiar da
kendilerine yasak edilir.
Muhammed Ibni Kâ'b'in söyledigine göre. cehennemliklerin yapacagi
dört çagrinin ulu Allah (C.C) dördünü de cevaplandiracak, arkasindan
bir besinci çagrida bulunmaya dilleri varmayacaktir.
Cehennemliklerin bu çagrilari ile Ulu Allah (C.C)'in onlara verecegi
cevaplar Kur'an'da söyle bildirilmektedir:
Ilk çagrida cehennemlikler diyecekler ki:
«— Bizi iki defa ölümden dirilttin. Simdi günahlarimizi itiraf
ediyoruz, (buradan) çikmanin bir yolu var mi?»
(Mû'min Sûre-i Celilesi. 11)
Allah (C.C.) onlara söyle cevap verir:
«— Sundan dolayi ki, biricik Allah'a çagirildigi zaman onu inkâr
ettiniz. O'na her ortak kosuldugu zaman inandiniz. Simdi ise hüküm
ulu ve büyük Allah'a aittir.» (Mü´min - 12)
Ikinci çagirida cehennemlikler diyecek ki:
"Ey Rabb'imiz, artik gördük ve duyduk. Simdi bizi geri gönder de iyi
amel isleyelim. Çünki arük kesin inanç sahibi olduk biz." (Secde -
12).
Allah (C.C.) onlara söyle cevap verir:
"Size hiç bir zeval yoktur» dîye yemin etmemismiydiniz?!» (Ibrahim -
44)
Üçüncü çagrida cehennemlikler diyecek ki:
"Ey Rabb'imiz. bizi buradan çikar da daha önce islediklerimizin
tersine iyi ameller isleyelim." (Fatir - 37)
Allâh (C.C.) onlara söyle cevap verir:
"Size dünyada düsünenin düsüncesine yetecek kadar ömür vermedik mi?
Size kötü akibeti bildiren elçi de geldi. O hoJde simdi çekin azabin
acisini! Zâlimlerin hiç bir koruyucusu yoktur."
(Fatir - 37)
Dördüncü çagrida cenennemlikler diyecek ki:
«— Kötülük üzerimizde baskin akti da sapik bir kavim olduk. Ey
Rabb'imiz, bizi buradan çikar, eger bir daha küfre dönersek hiç
süphesiz, bizler zâlimiz.» (Mu´minun - 106-107)
Allah (C.C.) onlara söyie cevap verir:
«— Kalin oldugunuz yerde ve ses çikarmayiniz.» (Mü´minun - 108)
Iste o zaman çektiklerr azabin siddeti, doruguna varir. Artik
ebediyen konusamazlar.
Mâlik Ibni Enes'in söyledigine göre Zeyd Ibni Eslem, ulu Allah
(C.C)'in «simdi artik sizlansak da, katlansak da, bizim için
farketmez, bizim için kurtulus yoktur» mealindeki âyeti hakkinda der
ki; «cehennemlikler, önce yüz sene azaba ses çikarmadan katlanirlar,
arkasindan yüz sene kadar sizlanip feryad ederler, daha sonra da
yine bir yüz sene daha ses çikarmadan azab çekerler ve bunun
üzerine:
«Sizlansakta da sabretsek de bizim için farketmez, kurtulusumuz yok»
derler. (ibrahim - 21)
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
"Kiyamet Günü ölüm semiz bir koç seklinde huzura getirilerek cennet
ve cehennem arasinda bogazlanir ve gerek cennetliklere ve gerekse
cehennemliklere «ebedî barinaginiz burasidir, artik size ölüm yok!»
diye seslenilir.»
Hasan-ül Basrî (r. a.) der ki; «ilk saliverilen cehennemlik, bin
yillik azabdan sonra çikar. O adam keski ben olsam.»
Yine Hasan-ül Basrî'yi bir kösede aglarken gördüler. Ona: «neye
agliyorsun» diye sordular. O da: «O'nun (Allah (CC)'in) beni
cehenneme atip da artik benim ile ilgilenmemesinden korkuyorum»
dedi.
Deminden beri belirttiklerimiz genel olarak cehennemde çekilecek
azablarin çesitleridir. Oradaki acilari, kedereleri, sikintilari ve
pismanliklari inceden inceye sayip bitirmek mümkün degildir.
Karsilastiklari azabin çetinligi ile birlikte cehennemlikler
hesabina en aci gerçek, cennet saadetini, Allah (CC)'a kavusma
imkânini ve O`nun hosnutlugunu kazanma mazhariyetini kaçirmaktir,
üstelik bütün bu kayiplarin sayiya vurulabilir, ucuz karsiliklar
pahasina oldugunu bile bile. Çunki bu degerli nimetleri, kisa
süreli, aritilmamis, aci ile karisik, "yarim yamalak ve basit dünya
arzulari ugruna" kaybetmislerdir.
Bu yüzden o gün içlerinden "Eyvah, Allah (CC)'in emirlerine karsi
gelerek niye kendi kendimizi mahvettik. Niye nefsimizi bir kac
günlügüne sabretmeye zorlayamadik? Eger sabretseydik, o günler simdi
arkada kalacak ve bu gün Allah (CC)'in hosnutluk ve bagisina
kavusmanin saadeti içinde O'nun yakinligini kazanmis olacaktik."
Oysa ki, o anda artik her firsati kaçirmislar, baslarina türlü
belâlarin çökmesine yol açmislardir ve dünya saadetinin hic bir
nimeti de yanlarinda kalmamistir. Eger cennet saadetini görmeseler,
hayiflanmalari o kadar aci olmayabilirdi. Oysa ki, cennet onlara
sunulur.
Peygamber (S.A.V)'imiz buyuruyor ki:
«— Kiyamet günü cehennemlik bir grup, cenneti görmeye getirilir.
Bunlar cennete yaklasip bayiltici kokusunu burunlarina çeker çekmez
kösklerine bakip Allah (CC)'in cennetliklere sundugu nimetleri görür
görmez onlara «gidin oradan, sizin orada hic bir payiniz yok» diye
ses gelir. Bu ses üzerine esi ne daha önce duyulmus ve ne de daha
Sonra duyulabilecek bir hayiflanma duygusu içinde geri dönerler.
Bu sirada: «ey Rabb'imiz! Eger cennetini ve dostlarina orada
sundugun nimetleri göstermeden bizi cehenneme koysaydin. daha kolay
gelirdi» derler. Ulu Allah (C.C.) da onlara: «bunun böyle olmasini
ben istedim. Çünki dünyada yalniz basiniza katinca bana ululuk
taslayarak kafa tuttunuz.
Oysa insanlar karsisinda duygularinizin tersine bir görünüse
bürünerek gerçek kimliginizi sakliyordunuz. Benden degil,
insanlardan çekindiniz, beni degil, insanlari saydiniz. Insanlari
düsünerek bazi davranislardan kaçindiginiz halde benim yasaklanma
uymadiniz.
Simdi ben sizi bitmez mükâfattan mahrum tuttugum gibi aci bir azaba
da carptiriyorum» diye buyurur.»
Ahmed Ibni Harb (r.a.) der ki: «Gölgeyi günese tercih ederiz de
cenneti cehenneme tercih etmeyiz.»
Hz. Isâ (A.S.) der ki: «Nice saglam vücûd, saglikli çehre ve tatli
sözlü dil, yarin cehennem katlari arasinda feryad edecektir.»
Dâvud Tâi (r.a.) der ki: «Allah (CC)'im! Ben senin günesinin
sicakligina dayanamiyorum da cehennemin isisina nasil
katlanabileyim? Ben senin rahmetinin sesine dayanmazken azabinin
gürleyisine nasil takat getireyim?»
Ey zavalli! Kiyametin belirttigimiz korkunç gerçeklerini iyi düsün.
Bilesin ki. ulu Allah (CC) bütün korkunç gerçekleri ile cehennemi
yarattigi gibi kesin sayisi ile mahlukati da yaratmistir. Eu gerçek
hükme baglanarak kesinlestirilmistir.
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
«— Sen onlara hesap görüldügü zamanin dehseti ile, pismanlik günü
ile korkut. Onlar hâlâ gaflet içindedirler ve hâlâ inanmiyorlar.»
(Meryem Sûre-i Celilesi - 39)
Yemin ederim ki, âyet-i kerime Kiyamet Gününe, daha dogrusu ezelin
ezelinde verilerek Kiyamet Günü açiklanan hükme isaret etmektedir.
Ezelde seninle ilgili olarak ne hüküm verildigini bilmedigin halde
nasil böyle gülebiliyor, eglenebiliyor ve basit dünya nimetleri ile
oyalanabiliyorsun, sasilir sana dogrusu?!
«Keski gidecegim yeri, duragimi, siginagimi ve ezelde hakkimda
verilen hükmü bilseydim» diyorsan, elinin altinda bulunan ve
istegini cevaplandirmana yardimci olabilecek önemli alâmet vardir.
Bu alâmet is ve davranislarini gözetlemektir. Herkese, ugrunda
yasatildigi davranis ve is çesidi nasip olur. Eger iyilik yolu,
önüne açiliyor, iyilikleri islerken sana nasip oluyorsa sana
müjdeler olsun. Sen cehennemden uzaksin demektir.
Fakat giristigin her iyiligin önüne bir engel dikiliveriyor ve seni
o iyiligi islemekten alakoyuyorsa, buna karsilik yapmayi
tasarladigin her kötülügü, hiç bir terslik önüne çikmadan rahat
rahat gercektestirebiliyorsan bil ki, aleyhinde kesin hüküm
verilmistir. Verdigim bu ip ucunun akibetini belirtmesi, yagmurun
yesillige ve dumanin atese delil olmasi gibi kesindir.
Ulu Allah (C.C) buyuruyor:
«Hiç süphesiz, iyiler cennette ve kötüler de cehennemdedir»
(Infitar Süresi Celîlesi; 13—14)
Kendini bu iki âyete arzet her iki dünyada yerini tespit etmis
olursun.
Dogrusunu Allah bilir.
Bu konu toplam 344 defa okunmustur.
Kalplerin Keşfi |
|