
|
|
MÜELLİFİN MUKADDİMESİ
Bismillahirrahmânirrahîm
Bir tek, mutlak gâlip, sonsuz kudret sahibi, çok bağışlayıcı olan,
gönül ehli ve basiret sahiplerine bir hatırlatma, akıl ve düşünce
ehline bir ibret olsun diye geceyle gündüzü birbirine katan Allah'a
hamdolsun. Allah, yarattığı kullarından bir kısmını seçip, bu
dünyada zühd ehlinden kıldı. Onları, emir ve yasaklarını gözetme,
devamlı olarak düşünme, öğüt dinleyip sapıklıktan uzak durma,
unuttuktan sonra hatırlama ve gafletten sonra uyanma meziyetleriyle
donattı. Onları, Allah'a itaatta ve âhirete hazırlıkta, gazabını
gerektirecek davranış ve cehenneme girmelerine sebep olacak işlerden
sakınmada, zamanın ve şartların değişmesine rağmen güzel hallerini
korumada başarılı kıldı.
Hamdin en yücesi, en üstünü, en şümullüsü ve en mükemmeliyle Allah'a
hamdederim. Kullarına çok iyilik yapan ve Kerîm olan, onlara çok
acıyan ve Rahîm olan Allah'tan başka ilâh olmadığına, Efendimiz
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in O'nun kulu ve
resûlü, sevgilisi ve dostu olduğuna, dosdoğru yola ulaştırıp, en
kâmil dine dâvet ettiğine kesinlikle inanırım. Allah'ın salât ve
selâmı, onun, bütün peygamberlerin, herbirinin inanmış dostlarının
ve diğer sâlih kimselerin üzerine olsun.
Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Ben, cinleri ve insanları, ancak bana
kulluk etsinler diye yarattım. Ben onlardan rızık istemiyorum, beni
beslemelerini de istemiyorum" [Zâriyât sûresi (51), 56-57]. Bu
âyet, onların ibadet için yaratıldıklarını açıkça ifade eder. O
halde onların, yaratılış gayelerine özen göstermeleri, zühd yolunu
tutarak dünyanın geçici zevklerinden yüz çevirmeleri gerekir. Çünkü
bu dünya geçici bir yurt olup, ebedî kalınacak bir yer değildir.
Dünya âhiretin bineği olup, kalıcı bir sevinç ve neş'e yeri de
değildir. Ayrılık yeridir; sürekli vatan değildir. Bu sebeple, dünya
halkının en uyanıkları, Allah'a en iyi kulluk yapanlardır.
İnsanların en akıllı olanları da zâhidler, dünyaya bağlanıp
kalmayanlardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Dünya hayatı, tıpkı
gökten indirdiğimiz bir suya benzer: İnsanların ve hayvanların
yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde gürleşip
birbirine girer. Nihayet yeryüzü zînetini takınıp rengârenk
süslendiği ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarını
sandıkları bir sırada, bir gece veya gündüz ona emrimiz gelir de,
onu sanki dün yerinde yokmuş gibi kökünden koparılarak biçilmiş bir
hale getiririz. İşte iyi düşünecek kavimler için âyetlerimizi böyle
açıklıyoruz" [Yûnus sûresi (10), 24]. Bu anlamda âyetler çoktur.
Şâir ne güzel söyler:
Allah'ın son derece anlayışlı akıllı ve zekî kulları vardır
Onlar dünyayı terkettiler ve fitnelerden korktular
Dünyaya bakıp şu gerçeği iyice anladılar
Burası diriler için kalıcı bir vatan değildir
Neticede bu dünyayı bir deniz sayıp
Sâlih amelleri kendilerine gemiler edindiler
Dünyanın hali, bizim halimiz ve yaratılış gayemiz anlattığım gibi
olunca, sorumluluk taşıyan herkesin, seçkin ve hayırlı kimselerin
izinden gitmesi, olgun akıl ve keskin görüş sahiplerinin yoluna
girmesi icap eder. Ayrıca belirttiğim hususlarda hazırlık yapması,
uyardığım konulara özen göstermesi gerekir. Bunu elde etmek için her
mükellefin girmesi gereken en doğru yol, önce ve sonra gelenlerin
efendisi, önden giden ve onları takip edenlerin en seçkini olan
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sahih hadisleriyle
edeplenmektir. Allah'ın salât ve selâmı onun ve diğer
peygamberlerinin üzerine olsun. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın" [Mâide sûresi (5), 2].
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sahîh hadislerinde
şöyle buyurdu: "Kul, din kardeşinin yardımında olduğu
müddetçe, Allah da kulunun yardımcısıdır" (Müslim, Zikr 37-38;
Ebû Dâvûd, Edeb 60; Tirmizî, Hudûd 3). "Bir hayra öncülük
eden kimseye onu yapan gibi sevap vardır" (Müslim, İmâre 133;
Ebû Dâvûd, Edeb 115; Tirmizî, İlim 14). "Bir kimse doğru
yola dâvet ederse, ona uyanların sevabı kadar kendisi için de sevap
vardır. Bu ona uyanların sevabından bir şey eksiltmez" (Müslim,
İlim 16; Ebû Dâvûd, Sünnet 6; Tirmizî, İlim 15). Peygamber
Efendimiz Hz. Ali'ye şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, senin
aracılığınla bir tek kişinin hidâyete ermesi, dünya nimetlerinin en
kıymetlisine sahip olmandan daha hayırlıdır" (Buhârî,
Cihâd 102, 143; Müslim, Fezâilü's-sahâbe 34). Bütün bu
emirler sebebiyle, sahibi için âhiret yolunun azığı olacak, bâtınî
ve zâhirî edepleri kazandırıcı, iyi davranışlara teşviki, çirkin
olanlardan uzak durmayı, Allah yolunda gidenlerin edeplerinden olan
zühdü, nefis terbiyesini, ahlâkı güzelleştirmeyi, kalp temizliğini
ve bunun çarelerini, uzuvları günahlardan korumayı ve sapmalarını
önlemeyi, bütün bunların yanında âriflerin amaçlarını
gerçekleştirmelerini temin edecek, sahih hadislerden müteşekkil
muhtasar bir kitap meydana getirmeyi uygun gördüm.
Bu
esere, sahih hadisleri ihtiva eden meşhur kitaplardan, sahihliği
sâbit olanlar dışında bir hadis almamaya özen gösterdim. Her konuya
Kur'ân-ı Kerîm'den âyetlerle başlamayı, anlamları kapalı olup
açıklamaya ihtiyaç hissettiren kelimeleri açıklamayı uygun buldum.
Bir hadisin sonunda "müttefekun aleyh" dediğimde, bunun
anlamı "Bu hadisi Buhârî ve Müslim müştereken rivayet ettiler"
demektir.
Bu
kitap tamamlanınca, buna uymaya özen gösterenleri hayırlara
sevkedeceğini, kötülüklerin, yıkıcı ve helâk edici davranışların her
çeşidine engel teşkil edeceğini umarım. Bu kitaptan istifade edecek
kardeşlerimin bana, ana ve babama, hocalarıma, diğer dostlarıma ve
bütün müslümanlara duâcı olmalarını istiyorum. Benim güvenim Kerîm
olan Allah'adır. İşimi yalnızca ona havale ederim; dayanağım da
sadece O'dur. Allah bana yeter, O ne güzel vekîldir. Kötülüklerden
kaçmaya kuvvet, iyilikleri yapmaya kudret, ancak Azîz ve Hakîm olan
Allah'ın yardımıyladır.
|
|