ZEKAT VE CİMRİLİK

Yüce Allah (C.C.) buyuruyor ki:

«— Allah’ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilakis bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah işlediklerinizden haberdardır.» (Âl-i İmran Sûre-i celilesi – 180)

Allah Teâlâ (C.C.) buyuruyor ki:

«— O Allah’a ortak koşanların (müşriklerin) vay haline ki, onlar mallarının zekâtını vermezler ve Ahiret Günü’ne de inanmayanlar da onlardır.» (Fussilet – 6-7)

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Mal sahiplerinin vermekten kaçındıkları zekât payı, Kıyamet Günü azgın bir yılan şekline sokularak boyunlarına dolanacaktır.»

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

« Ey Muhacirler topluluğu! Beş şey vardır ki,bunlar başınıza gelir ve onlarla imtihan edilirseniz ki bunların başınıza gelmesinden Allah’a sığınırım.

Bunlar şunlardır:

1-Bir cemiyette fuhuş ortaya çıkar ve alenen yapılır hale gelince o cemiyette o zamana kadar görülmeyen hastalıklar yayılır.

2-Ölçü ve tartıda eksiltmeye başladıkları vakit kıtlık ve geçim sıkıntısı baş gösterir ve başlarına zalim yöneticiler geçer.

3-Malların zekatlarını vermedikleri vakit gökten yağmur kesilir.Şayet hayvanlar olmasa hiç yağmur yüzü görmezler.

4-Allah’a ve O’nun Resul’üne verdikleri sözü bozduklarında dışarıdan düşman musallat olur da ellerindeki nimetlerin bir kısmını alır.

5-Devlet adamları da Allah’ın kitabıyla hükmetmedikleri vakit kendi aralarında savaşırlar.»

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“Bütün hayatını cimrilik içinde geçirdikten sonra ölmeye yakın cömert kesilenlere Allah (C.C) buğzeder..”

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Şu iki sıfat mü’minde birleşmez: Cimrilik ve huysuzluk.»

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Allah (C.C)’a yemin ederim, hiç bir cimri Cennet’e giremez.»

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“Aman, cimrilikten sakınınız. Çünkü cimrilik bir cemiyeti hem zekât vermekten kaçınmaya, hem akrabalık bağlarını çiğnemeye ve hem de birbirlerinin kanını dökmeye sürükler.”

Yine Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“Allah (C.C), alçaklığı yaratırken hamurunu cimrilik ve mal ile yoğurdu.”

Hasan ül-Basrî’ye (R.A.) «Cimrilik nedir?» diye sorarlar, o da «İnsanların malının zekât olarak verdiği kısmını kayıp, elinde kalan kısmını sefer saymasıdır.»

Hiç şüphesiz cimriliğin kaynağı mal sevgisi, aşırı ihtiras, fakir düşme korkusu ve evlat sevgisidir. Nitekim,

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«—- Çocuk, insanı korkak ve cimri yapar.»

Öte yandan öyleleri var ki, ne malının zekâtını verir ve ne de kendi ve ailesine varlıklı bir hayat yaşatmaya eli varır. Bunların biricik hazzı ve arzusu paralarını gözleri önünde görmek, hatta avuçlarında tutmaktır, oysa ki, bu kimseler günün birinde ölüp gideceklerini bilirler.

Nitekim bir şair böyleleri için şöyle diyor:

«Kardeşim, insanların hayvan olanları vardır.

Zeki ve görgülü bir adam kılığındadırlar.

Malına dokunan musibeti hemen sezer.

Fakat dinine zarar veren musibetin farkına varmaz.»

Diğer bir şair de bu konuda şöyle der:

«Cimrilik salgın bir hastalıktır: yakışmaz Mertlere, aklı başında olanlara ve dindarlara.

Cimriliği, el açıklığına ve itibara tercih edenler.

Yemin ederim ki, aldanmışlardır.

Yazık o kimseye ki hem dünyanın hem de Ahiretin hakkını engeller.

Dininden sonra, bir hiç uğruna dünyasını da satar.»

Diğer bir şair de şöyle diyor:

«Bir mal ki dosta faydası dokunmaz.

Yakınlara yaramaz ve yoksulun durumunu düzeltmez.

Onun akıbeti bir vârisin eline geçmektir.

Malı miras bırakan cimriye de Ahirette pişmanlık düşer.»

Bisr (rahimehullah) der ki: «Cimri ile karşılaşmak acıdır, ona bakmak ise kalbe sıkıntı verir»

Araplar eskiden beri cimrilik ve korkaklığı utanılacak huylar sayarlardı.

Nitekim bir şair bu hususta söyle der:

“Ver, azalır diye korkma.

Çünkü Allah (C.C), rızkları kullar arasında bölüştürmüştür.

İşler bozuk giderken cimriliğin faydası yok.

Buna karşılık işler yolunda giderken vermenin zararı yok.

” Diğer bir şair de şöyle diyor:

«İnsanları cömerte dost görüyorum.

Amma, halkın içinde cimrinin dostu olan hiç kimseyi görmüyorum.

Cimrinin ailesi içinde bile kınandığını gördüm.

Bu sebeble cimri olarak anılmayayım diye kendi kendime ikramda bulundum.»

Cimri bir kimseye, başkası için mal toplamakta zararın acısına katlanmak, ve bol olan malının tadını ve hayrını görmemek cimriliği kâfidir.

Sâir Veki, Böylesi hakkında söyle der:

«Cimri, varis için kendini mal biriktirmeye adamış bir alçaktır.

Vârisleri hesabına, o sadece bir koru bekçisidir.

Tıpkı kendisi aç olduğu halde, Avını, başkaları yesin diye yakalayan av köpeği gibi…«

«Cimrinin malını ya afete, veya vârise müjdele» sözü. Hikmetli ata sözlerinden biridir.

İmam-ı Azam (Allah (C.C) O’na rahmet etsin) buyurur:

“Ben cimrinin âdil olabileceğine ihtimal veremem. Çünkü cimrilik, sahibini aldanmayayım diye, mızmızlanarak saymaya ve sonunda hakkından fazlasını almaya sürükler. Böyle bir insan güvenilmeye de layık değildir.»

Bir gün Yahya (A.S.) İblis ile karşılaşır ona:

«Yâ iblis! Söyle bana, dünyada en sevdiğin ve en kızdığın insan hangisidir?» diye sorar.

İblis ona «En sevdiğim insan, mü ‘minin cimrisi ve en nefret ettiğim insan da, fâsık cömerttir.» diye cevap verir.

Hz. Yahya(A.S.) ona «Neden» diye sorar.

Şeytan su cevabı verir:

«Çünkü cimrinin cimriliği bana yeter, fakat fâsık cömerde gelince Allah (C.C)’in, cömertliğini göz önünde bulundurarak onu affedeceğinden korkarım.” Daha sonra şeytan «Eğer sen Yahya (A.S) olmasan sana bu sırrı açmazdım» diyerek yürüdü, gitti.