SILA-İ RAHİM VE ANA BABA HAKKI

Allah Teâla. (C.C.) şöyle buyuruyor:

“- Ey insanlar! Sizleri bir tek insandan yaratan, o tek insandan erkeği ve dişiyi yaratarak bu çiftten bir çok erkek ve kadınlar üretip yeryüzüne yayan Allah’a karşı gelmekten sakınınız. O’nun adını ileri sürerek birbirlerinizden çeşitli dileklerde bulunduğunuz Allah’dan ve akrabalık bağlarını zedelemekten çekininiz. Çünki, Allah sizin üzerinizde devamlı bir denetleyicidir.” ( Nîsâ Sûresi. 1.)

Yine ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:

Yoksa idare yetkisi elinize geçse, yeryüzünde kargaşalık çıkararak ve akrabalık bağlarını zedeleyerek baş mı kaldıracaksınız?! Bu kimseler yok mu? Allah onları rahmetinden kovarak kulaklarını sağır ve gözlerini kör etmiştir.” ( Muhammed Suresi. 22-23)

Hazreti Allah (C.C.) buyuruyor ki:

“- O kimseler ki, Allah île vardıkları kesin sözleşmeyi bozarak Allah’ın işler halde tutulmasını emrettiği münâsebet ve bağları keserler ve yeryüzünde kargaşalık çıkarırlar. Bu kimseler yok mu? Onlar büyük zarara uğrayanların ta kendileridirler” (Bakara Suresi. 27)

Yüce Allah (C.C.) buyuruyor ki:

“- O kimseler ki. Allah ile vardıkları kesin sözleşmeyi bozarlar ve Allah’ın işler halde tutulmasını emrettiği münâsebet ve bağları keserler. Bunlar yok mu? İşte Allah’ın laneti bunların üzerindedir, kötü barınak (Cehennem) da onların olacaktır.” ( Ra’d Suresi. 25)

Buhari ve Müslim’in Ebû Hureyre’den (R.A.) rivayet ettiğine göre Peygamber’imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

“- Ulu Allah bütün varlıkları yarattı. Bitirdiği zaman, “Sılâ-i Rahim” ayağa kalkarak; “Ey Allah’ım! Burası akrabalık ve dostluk bağlarını kesmekten kaygı duyanların makamıdır” dedi.

Ulu Allah “Evet sana riayet edene yakın olmama ve seni savsaklayanları rahmetimden uzak tutmama razı olmaz mısın?” buyurdu.

Rahm “Evet” dedi,

Ulu Allah da “Öyleyse orası senin olsun” buyurdu, sonra dilerseniz

Allah’ın şu âyetini okuyunuz dedi:

“- Yoksa idare yetkisi elinize geçse, yeryüzünde kargaşalık çıkararak akrabalık bağlarını zedeleyecek baş mı kaldıracaksınız?

Bu kimseler yok mu? Allah onları rahmetinden kovarak kulaklarını sağır ve gözlerini kör etmiştir.

“Bu hadis-i Tirmizi’de rivayet etmiş hasen sahih bir hadisdir demiştir. İbni Mâce ile Hâkim dahi rivayet etmişler. Hâkim isnadı sahihdir demiştir.”Hz. Ebû Bekr’den rivayet edildiğine göre.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“- Âhîrette çekilecek azabın yanında cezalar öne alınarak dünyada çektirilmeyi hak eden başlıca günahlar gaddarlık ile akrabalık hakkını çiğnemektir.”Buharî ile Müslim’in birlikte naklettiklerine göre

Peygamberimiz (S. A.S.) şöyle buyuruyor:

“- Akrabalık hakkını çiğneyenler Cennete giremezler.

“Süfyân: “Bundan murat, sılayı rahim yapmayanlardır” demiştir. Güvenilir ravilerin senedi ile imamı Ahmed dahi rivayet etmiştir.

“- İnsanoğullarınin amelleri her perşembe günü ve Cuma geceleri Allah’a arzedilir. fakat akrabalık hakkını çiğneyenlerin amelleri geri çevrilir.

Beyhakinin rivayetine göre Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“- Cebrail (A.S.) bana gelerek şöyle dedi. Bu gece şaban ayının onbeşinci gecesi (Berat gecesi)dir, Allah bu gece Kelb kabilesinin sürüsündeki koyunların kılları sayısınca kimseyi cehennemden azad eder fakat şu kimselerin yüzüne bile bakmaz:

1 – Allah’a ortak koşanlar,

2 – Kin tutanlar,

3 – Akrabalık bağlarını savsaklayanlar,

4 – Kendini beğenmişlik ve büyüklük duygusunun alâmeti olarak elbisesini topuklarına kadar uzatanlar,

5 – Ana-babaya karşı gelenler.

6 – Devamlı içki içenler.”İbni Hibban ile başkalarının rivayetinde;

Peygamber’imiz (S A.S) buyuruyor ki:

“- Şu üc kimse cennete giremez:

1 – Devamlı içki içenler

2- Akrabalık bağlarını savsaklayanlar

3 – Büyüye inananlar.”

İbni Ebü Dünya ile Beyhaki’nin ve kısaltılmış olarak İmamı Ahmed’in rivayetinde Peygamber’imiz (S.A.S.) şöyle buyurdular:

“- Bu ümmetin içinden öyleleri gelecektir ki, bunlar bir gece her insan gibi yiyip içip oynayacaklar. Fakat maymun ve domuz kılığına girerek sabahlayacaklar, sarsıntıya uğrayıp yerin altına geçecekler veya üzerlerine taş yağacaktır.

Halk “Dün gece filân oğulları yerin dibine battı, falan dünyâperestin evi alt üst oldu” diyecektir. Lût kavminin bazı kabileleri üzerine yağdığı gibi onların ve evlerinin üzerine de taş yağacaktır. Hz. Âdem bir kısım kavmini kavuran kasırga gibi bir kasırgaya tutulacaklardır.

Bu âfetlerin sebebi şu günahları işlemeleridir:

1 – Devamlı içki içmeleri,

2 – Erkeklerin ipekli elbise giymesi,

3 – Oyuncu ve şarkıcı ve kadınlar edinmeleri.

4 – Faiz alıp vermeleri,

5 – Akrabalık haklarını savsaklamaları.

“Hz. Cabir (R.A.) buyurur. “

Bir haslet daha var ki, Cafer onu unutmuştur. (Taberaninin El-Evsat’ta rivayetine göre) Bir gün biz toplanmış oturuyorken karşımıza

Peygamberimiz (S.A.S.) çıkageldi ve bize şöyle buyurdu:

“Ey müslümanlar cemaati Allah’dan korkunuz ve akrabalık haklarını gözetiniz, çünki mükâfatı en çabuk verilen iyi amel, akrabalık hakkını gözetmektir. Gaddarlıktan sakınınız, çünkü cezası en çabuk verilen günah gaddarlıktır, zulümdür. Ana – babaya karşı gelmekten, onları yüzüsütü bırakmaktan sakınınız, çünkü kokusu bin senelik mesafeden duyulduğu halde şu kimseler.

Cennetin kokusunu bile duyamazlar:

1 – Ana-babaya karşı gelenler, onları yüzüstü bırakanlar,

2 – Akrabalık haklarını savsaklayanlar,

3 – Yaşlı iken zina işleyenler,

4- Büyüklük taslamak gayesi ile elbisesini yerlerde sürünecek şekilde uzatanlar, çünkü büyüklük Allah’a mahsustur.

“İsfehanî’nin rivayetine göre Cabir şöyle demiştir:

Peygamberimizin huzurunda oturuyorduk. O: “Akrabalık haklarını gözetmeyenler aramızda oturamazlar” dedi.

Bunun üzerine bir delikanlı ayağa kalkarak halkamızdan çıktı ve bir teyzesine gitti, aralarında bir kırgınlık varmış, hemen orada delikanlı teyzesinden afv diledi, teyzesi de onu afvettiğini bildirdi, arkasından delikanlı yine aramıza katıldı.

Bunun üzerine Peygamber’imiz (S.A.S.) “Aralarında akrabalık hakkını çiğneyen birisinin bulunduğu topluluğa Allah’ın rahmeti inmez” buyurdu. Yukardaki hadîs, şu rivayeti doğruluyor, buna göre bir gün ebu Hureyre (R.A.) Peygamberimizden bahsederken “O akrabalık bağlarını çiğneyenleri aramızdan çıkarırdı” deyince orada bulunan bîr delikanlı ayağa kalktı, hemen yıllardan beri dargın yaşadığı bir halasına gitti, onunla barıştı.Kadın yeğenine davranışının sebebini sorunca oğlan da Ebû Hureyre’nin sözlerini anlattı, kadın “Git, bu konuda ondan daha geniş bilgi al” dedi, oğlan gelip Ebû Hureyre’den daha geniş bilgi isteyince o şöyle dedi.

“Çünkü ben Peygamberimizin (S.A.S.) şöyle dediğini duydum:

Aralarında akrabalık bağlarını çiğneyenlerin bulunduğu kavimlere Allah rahmet göndermez.”Taberanî’nin (rahimehuitah) naklettiğine göre (Hadiste: Şüphesiz Melekler içlerinde akrabalık hakkına riâyet etmeyenler) bulunan bir kavmin üzerine inmezler demiştir.

(Taberanî’nin sahih senediyle) Âdem’de rivayetine göre şöyle demiştir:

“Bir gün sabah namazından sonra İbni Mes’ud (R.A.) bir gurup arasında oturuyordu, bir ara şöyle dediğini duydum, “Allah aşkına, aramızda akrabalık bağlarını koparanlar varsa kalkıp çıksın. Çünkü biz Rabb’imize dua etmek istiyoruz.

Oysa ki, gökyüzü kapıları akrabalık bağlarını çiğneyenlerin yüzüne kapalıdır.”

Buhârî ile Müslim’in bildirdiğine göre Peygamberimiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

– Sıla-i Rahim, Arş’a asılıdır ve kim beni gözetirse Allah da onu gözetir, kim beni savsaklarsa Allah da onu rahmetinden mahrum eder” der.

“Hadisi Ebû Dâvûd’la Tirmizî de rivayet etmiş, Tirmizî onun hakkında: Hasen Sahih bir hadistir demiştir. Fakat, sahihtir demesine itiraz edilerek Munkati olduğu söylenmiştir. Mevsul rivayeti hakkında Buharı hatadır demiştir.

Abdurrahman İbni Avf’ın (R.A.) rivayetine göre

Peygamberimiz şöyle buyuruyorken işittim demiştir.

“- Ulu Allah der ki, “ben Allah’ım, ben Rahman’ım. Sıla-i Rahm-ı yarattım ve ona kendi adımla aynı kökten türeyen bir isim verdim, onu gözeteni ben de gözetirim, onu çiğneyeni ben de rahmetimden mahrum ederim.”İmam-ı Ahmed’in sahih senetle rivayetine göre:

Peygamber’imiz (S. A.S.) buyuruyor ki:

– Faizin en katmerlisi, müslümanın ırzına haksız yere dil uzatmaktır. Rahm Allah’ın “rahman” isminden türemiş karşılıklı bir kan yakınlığıdır. Bu yakınlık bağını çiğneyenlere Allah Cenneti haram eder.

“İmam-: Ahmed’in kuvvetli iyi bir isnatla ve İbni Ribba’nın Sahihinde rivayetine göre

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“- Rahim, Allah’ın “rahman” isminden türemiş, karşılıklı bir kan yakınlığıdır, O der ki, “Yâ Rabbi! Beni çiğnediler, ya Rabb’i beni savsakladılar. Yâ Rabb’i, bana haksızlık ettiler. Yâ Rabb’i. Yâ Rabb’i…” O böyle şikâyet edince Allah ona şöyle cevap verir, “seni gözeteni gözetmeme ve seni çiğneyeni rahmetimden mahrum etmeme razı değil misin?” der.

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“- Rahim, Arşa asılı bir halkadır, keskin bir dil ile konuşarak şöyle der:

Allah’ım! Beni gözeteni sen de gözet, beni çiğneyeni de rahmetinden uzak tut” Ulu Allah da ona şöyle buyurur: Ben “rahman, ve “rahim”im. Rahm’e kendi adımla ayni mastardan türeyen bir isim takdım, onu gözeteni gözetirim, onu çiğneyeni ben de rahmetimden uzak tutarım.

“Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“- Şu üç şey Arş’a bağlıdır:

1 – Rahim, o der ki. “Allah’ım! Ben senin yanındayım. hiç bir zaman münasebeti kesmem.

“2 – Emanet, o da der ki, Allah’ım! Ben senin yanındayım, hiç bir zaman hiyanet etmem.

“3 – Nimet, o da der ki, “Allah’ım! Ben de senin yanındayım, hiç nankörlük etmem.

“Beyzaz ile Beyhaki’nin rivayetinde

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“- Mühür Arş’ın direğine asılı durur. Rahim birisinden şikâyette bulunduğu zaman ve kişi Allah’ın emirlerine karşı gelerek günah işlediği vakit, Allah mührü göndererek kalbini mühürler, adam ondan sonra artık yaptığı hiç bir kötülüğün farkına varmaz.” Buhâri ile Müslim’in birlikte bildirdiğine göre

Peygamber’imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

– Allah’a ve Âhiret Gününe inananlar, misafirlerini güzel ağırlasınlar Allah’a ve Âhiret Gününe inananlar, akrabalık bağlarını gözetsinler. Allah’a ve Âhiret Gününe inananlar, ya faydalı (doğru) konuşsunlar, yahut sussunlar.”Yine Buhârî ile Müslim’in bildirdiğine göre

Peygamber’imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

“- Geçim imkânlarının geniştemesini ve ömrünün uzun olmasını isteyenler, akrabalık bağlarını gözetsinler.

“Ebû Hureyre (R.A.) buyurur:

“Peygamber’imizin (S.A.S.) şöyle dediğini duydum: “Geçim yollarının genişlemesini ve ömrünün uzun olmasını arzu eden kimse, akrabalık bağlarını gözetsin”

Bu Hadis-i Buhârî ve Tirmizî rivayet etmişlerdir. Lâfzı şudur:

Peygamber’imiz (S.A.S.) şöyle buyurmuşlardır:

“Soylarınızdan akrabaya yardım edeceğiniz şeyi öğrenin, çünkü akrabaya yardım, ailede muhabbet, malda zenginlik, ömürde ziyadedir.

” Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

– Ömrünün uzun olmasını, geçim imkânlarının genişlemesini ve son nefeste imansız can vermemeyi isteyen Allah’dan korksun ve akrabalık bağlarını gözetsin.

“Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:”

– Tevrat’ta der ki, rızkının ve ömrünün artmasını dileyenler, akrabalık bağlarını gözetsinler.

“Peygamberimiz (S.A.S.) buyurur ki:”

– Sadaka vermek ve akrabalık bağlarını gözetmek sayesinde Allah ömrü uzatır, son nefeste imansız can vermek tehlikesini uzaklaştırır, istenmeyen ve korkulan ihtimallerden uzak kalmayı temin eder.”Ebû Ya’lâ’nın (rahimehullah) iyi bir isnatla

Hasan kabilesinden biri şöyle der:

“Bir gün Peygamber’imizin (S.A.S.) yanına vardım. Kendisi ashabından birkaç kişi ile beraberdi. “Allah’ın Rasülü olduğunu ileri süren sen misin?” diye sordum. O. “Evet. benim” cevabını verdi. Bu cevabı üzerine O’na

“Ya Rasulallah, Allah katında en değerli amel nedir?” diye sordum.

“Allah’a iman etmektir” dedi.

“Ya Rasulallah sonra arkasından ne gelir” diye sordum,

“Akraba bağlarını gözetmek” diye cevap verdi.

Arkasından “Yâ Rasulallah Allah’ın en sevmediği ameller hangileridir?” diye sordum.

“Allah’a ortak koşmaktır” dedi.

“Ya Rasulallah sonra?” dedim.

“Akrabalık bağlarını çiğnemektir” diye cevap verdi.

“Yâ Rasulallah daha sonra?” diye sordum.

“İyiliği emrederek kötülükten alakoymaktır” diye cevap buyurdular.

Buhâri ile Müslim’in birlikte naklettiklerine göre seyahatlerinin bîrinde Peygamber’imizin (S.A.S.) önüne bir çöl bedevisi çıktı. Devesinin dizginini yahut yedeğini tutarak “Yâ Rasulallah beni Cennete yaklaştıran ve Cehennemden uzaklaştıran amel nedir, söyle” dedi.

Peygamber’imiz bu soruya önce cevap vermeyerek arkadaşlarının yüzüne baktı ve “bu adam, gerçekten muvaffak oldu, yahut gerçekten doğru yola geldi” dedi. Çöl bedevisine Peygamber’imiz “ne demiştin” diye sordu. O da tekrarladı bunun üzerine Peygamber’imiz çöl bedevisine şu cevabı verdi.

“Cehennemden uzaklaşıp Cennet’e yaklaşmak istiyorsan varlığına ortak koşmaksızın Allah’a kulluk edeceksin, namazı dosdoğru kılacaksın, malının zekâtını vereceksin ve akrabalık bağlarını gözeteceksin. Şimdi devemin dizginini bırak da yoluma devam edeyim” buyurdu.Çöl bedevisi arkasını dönerek yoluna koyulunca Peygamber’imiz arkadaşlarına “bu adam eğer kendisine verdiğim emirlere uyarsa Cennete, girer” dedi.

Taberanî’nin güzel bir isnatla bildirdiğine göre.

Peygamber’imiz (S. AS.) şöyle buyuruyor:

– Ulu Allah dünyaya geldiklerinden beri kendilerine buğuz ederek yüzlerine bakmadığı bir kavimle bir ülkeyi onarır ve geçim imkânlarını geliştirir.”Sahâbîler “Bu nasıl olur, yâ Rasulallah” diye sorarlar.

Peygamber’imiz (S.A.S.) bu soruya “Bu kavmin akrabalık bağlarını gözetmeye yönelmesi sayesinde” diye cevap buyururlar. Ahmed İbni Hanbel’in (rahimehullah) güvenilir Raviler senediyle rivayet ettiğine göre

Peygamberimiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

“- Tatlı huya ve müsamahaya sâhib olan kimse, dünya ve âhiretten en yararlı payını, akrabalık bağlarını gözetmeyi, iyi komşuluk ve huy güzelliği almış demektir. Bunlar ülkeleri kalkındırır ve ömürleri uzatır.”Yalnız bu hadiste inkita vardır.Ebu Şeyh, İbni Hibban ve Beyhâkî’nin (Allah onlardan razı olsun) bildirdiğine göre.

Peygamber’imize (S.A.S.) “insanların en hayırlısı kimdir” diye sordular, Peygamber’imiz bu soruya “Allah’dan en çok çekinenler, akrabalık bağlarını en titiz şekilde gözetenler, doğruyu emredip eğrilikten alıkoyma görevine en fazla önem verenler” diye cevap buyurdular.

Taberanî ve İbni Hibban’a göre sahabîlerden Ebû Zerr (R.A) şöyle der.

“Dostum Rasulallah, bana şu iyi huyları edinmemi tavsiye etti:

1 – Bana, kendimden daha zenginlere değil, daha fakirlere bakmamı tavsiye etti,

2 – Yoksulları sevmemi ve onlara yakınlık göstermemi tavsiye etti,

3 – Küsmüş olsan bile akrabalar arasında akrabalık bağlarını gözetmemi tavsiye etti”

4 – Allah yolunda hiç bir kimsenin beni kınamasından çekinmememi tavsiye etti,

5 – Acı da olsa gerçeği söylemekten geri durmamamı tavsiye etti.

6 – Sık sık “lahavle ve lâ kuvvete illâ billah” dememi tavsiye etti; çünkü bu cümle, Cennet hazinelerinden biridir.”

Buhârî ile Müslim’in ve başkalarının bildirdiğine göre Peygamber’imizin eşlerinden biri olan Hz. Meymune Rasûlullah’a danışmadan kendisine ait olan bir cariyeyi azad eder.

Meymune’nin nöbet günü gelince “yâ Rasulallah ben cariyemi azad ettim” diye bildirir.

Peygamber’imiz (S.A.S.) “Sen bunu yaptın mı?” diye sorar.

Hz. Meymune “Evet” diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamber’imiz ona “Onu azad edeceğine dayılarından birine bağışlasaydın daha çok sevap kazanırdın” diye buyurur.

İbni Hibban ve Hakimin rivayet ettiğine göre adamın biri bir gün Peygamberimize (S.A.S.) gelerek “Büyük bir günah işledim, benim tevbem kabu! edilir mi? diye sorar.

Peygamberimiz adama “Annen sağ mı?” diye sorar, adam “Hayır” diye cevap verir.

O zaman Peygamberimiz “Peki, teyzen var mı?” diye sorar adam “Evet, var” deyince. “O halde git ona iyilik et” buyurur.Buhari ve başkalarının bildirdiğine göre

Peygamber’imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

– Akrabalarından gördüğü yakınlığa aynı yakınlığı göstererek karşılık veren kimse, akrabalık bağlarını gözetmiş sayılmaz. Akrabalık bağlarını gözeten kişi arayı açan akrabalar ile münâsebetleri tazeleyen kimsedir.

“Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:”

– Sakın, eğer başkalarından iyilik görürsek biz de onlara karşı iyi davranırız, bize haksızlık eden olursa, biz de mukabil bir hâksızlık ile onlardan öcümüzü alırız, diyen beyinsizler güruhundan olmayınız. Kendinizi başkalarından gördüğünüz iyiliğe iyilik ile cevap vermeye ve size yapılan haksızlıklara başka bir haksızlıkla cevap vermemeye alıştırınız.”

Müslim’in bildirdiğine göre sahabelerden biri bir gün Peygamberimize (S.A.S.) gelerek der ki, “Yâ Rasulallah. benim bir kaç akrabam var. Ben bunlar ile olan bağlarımı gözetiyorum, onlar ise aramızdaki akrabalık hakkını çiğniyorlar. Ben onlara karşı iyi davranıyorum, onlar bana karşı kötü hareket ediyorlar Ben onlara karşı nezâket gösteriyorum, onlar bana kabalık gösteriyorlar ne yapmamı tavsiye edersiniz?

“Peygamber’imiz adama şöyle cevap verdi:

“Eğer durum dediğin gibi ise, sen onların yüzüne kızgın kül serpiyorsun demektir, böyle davranmaya devam ettikçe onlara karşı Allah’ın desteğini yanında bulursun.

“Peygamber’imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:”

– Sadakanın en faziletlisi, içinden düşmanlık besleyen bir akrabaya verilenidir.”

Bu hadis, yukarıda geçen “akrabalık bağlarını savsaklayanlara karşı yakınlığı tazeleyenlerden bahseden hadisi teyid etmektedir.

Taberanî ve Hakim’in naklettiklerine göre Peygamber’imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

“- Şu üç huy kimde bulunursa Allah onu kolay bir hesaplaşmadan sonra Cennete gönderir.”Sahâbilerin “Bu huylar nelerdir?” diye sormaları üzerine

Peygamber’imiz (S.A.S.) şu cevabı buyurdular:

“1 – Eğer sana vermeyene sen verirsen,

2 – Akrabalık bağlarını çiğneyenlere yakınlık göstermeye devam edersen.

3 – Sana karşı haksız davrananların kusurlarını bağışlarsan, bu üç huyun sahibi isen. Allah seni Cennete koyar.

“Ahmed İbni Hanbel’in (rahimehullah) naklettiğine göre Ukbe Bin Âmir (R.A.) der ki.

“Bir gün Peygamberimiz ile karşılaştım, elini tutarak “Yâ Rasulallah bana en faziletli amellerin hangileri olduğunu söyle” dedim.

O bana şöyle cevap verdi. “Ya Ukbe, aranızdaki akrabalık bağlarını çiğneyenlere yakınlık göstermeye devam et, sana vermeyene sen ver, sana haksızlık edenin kusurunu bağışla.”

Hakim’in rivayetine göre. Peygamber’imiz sözünü şöyle bitirir;

“Dinle, ömrünün uzun olmasını ve geçim imkânlarının genişlemesini isteyenler, akrabalık haklarını gözetsinler.”Taberaninin rivayet ettiğine göre

Peygamber’imiz (S.A.S.) bir sahâbiye şöyle buyurdu.

“Dinle, dünya ve Âhiretin en soylu huylarını sana söyleyeyim mi: Aranızdaki akrabalık bağlarını çiğneyenlere yakınlık göstermen, elini boş çevirenlere senin vermen, sana karşı haksızlık edeni bağışlamanda.”

Yine Taberâni’nin başka bir rivayetine göre

Peygamber’imiz (S.A.S.) şöyle buyurmuştur.

“- Faziletlerin en üstünü aranızdaki akrabalık bağlarını çiğneyenlere yakınlık göstermeye devam etmen, seni boş çevirene vermen, sana karşı çirkin ve incitici söz kullananların kabalığını bağışlamandır.”Beyzaz’ın rivayetine göre size Allah’ın dereceleri ne ile yükselttiğini göstereyim mi? demiş.Yine Taberâni’nin rivayetine göre ise şöyle buyurmuştur:”- Dinleyin. Allah’ın ülkelere şeref bağışlamasına ve kulların derecelerini yükseltmesine vesile olan huyları size bildireyim mi:Ashâb. “Bildir Yâ Rasulallah” dediler.”

1 – Sana kaba davrananı hoş görmen,

2 – Sana Haksızlık edenlerin kusurlarını bağışlaman.

3 – Sana vermeyene vermen.

4 – Akrabalık bağlarını çiğneyenlere yakınlık göstermendir.” buyurdular.

İbni Mâce’nin rivayet ettiğine göre, Peygamber’imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

“- Sevabı en erken verilecek olan iyilikler, ana – babaya iyilik ve akrabalık bağlarını gözetmektir. Buna karşılık ilk cezası verilecek olan kötülükler de başta ana – baba olmak üzere başkalarına karşı haksız davranmak ve akrabalık bağlarını” çiğnemektir.”

Taberanî’nin rivayet ettiğine göre Peygamberimiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

“- Âhirete ait olanları saklı tutmak üzere cezası öne alınarak dünyada iken verilmeye en lâyık kötülükler, akrabalık bağlarını çiğnemek, emanete karşı hainlik etmek, ve yalan söylemektir.

Buna karşılık sevabı en erken verilecek iyilik de akrabalık bağlarını gözetmektir. öyle ki, bir âilenin mensupları hep fasık olurlar da akrabalık bağlarını gözetmek şartıyla mallarının çoğalmasını isterler ve sayıları çoğalır.